Nâzım'a şen cenaze

2002 yılında doğumunun 100. yılı kutlanacak Nâzım Hikmet'le ilgili projeler birbirini izliyor.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - 2002 yılında doğumunun 100. yılı kutlanacak Nâzım Hikmet'le ilgili projeler birbirini izliyor. Fazıl Say'ın büyük beğeni toplayan 'Nâzım' bestesinin ardından neyzen Kudsi Erguner de 'Nâzım: Ölüme ve Yaşama Dair'in albümünü hazırlıyor. Aslında Erguner'in bu çalışması dünya prömiyerini haziran ayında İstanbul Müzik Festivali'nde Aya İrini'deki bir konserle yapmıştı. Bu çalışma dünya dinleyicisiyle de buluşma olanağını yakalayacak. Albümün aralık ayı başında raflarda yerini alması bekleniyor.
Kudsi Erguner'in Tasavvuftan Türk halk müziğine, Uzakdoğu ezgilerinden Fransız operasına ve dini Hint bestelerine uzanan çok sesli müziğiyle, 'dünya ozanı' Nazım'ın şiirleri eşliğinde müziğe büründürdüğü proje, ilk kez uygulanan bir teknolojiyle
'dolby surround' kalitesinde dinleyicilere ulaşacak. Tıpkı sinemalardaki gibi.
Çepeçevre ses kaydıyla, Nâzım gibi insanı odağına alan albümde ozana ses veren Türk halk müziğinin çınarı Recep Birgit'ten Bangladeşli sanatçılara uzanan bir ses mozaiği de hayli dikkat çekiyor.
'Politika şairi gölgeledi'
Erguner, Nâzım'ın politik kimliğinin şair yanını gölgelediği endişesiyle tekrar onu gündeme getirecek bir projeye imza atmak istemiş. "Onun şiirlerini bundan 30 sene önce okuduğumda aklımda hiç de böyle bir proje yoktu. Fakat zaman geçtikçe onun şiirlerinin bazı siyasal çevrelerde bir bayrakmış gibi kullanılması, onun şair tarafını öldürdü gibi geliyor bana. O kaygıyla onun şair tarafını, hislerini, dünya görüşünü yansıtan şiirlerini, bana tesir eden şiirlerini derleyerek böyle bir çalışma yaptım" diyor.
Albümün önemli bir diğer özelliği dolby surround sisteminde kaydedilmesi. Yani uygun ses sisteminiz de varsa Nâzım şarkıları, şiirrleri gibi sizi ortasına alıp etrafınızda gezinecek. "Bu sistem müziğin içinde olmayı temin etti. Sonra, şair o çoksesliliğin, kavgaların, hüzünlerin, sevinçlerin, gürültü ve hislerin tam orta yerinde olan bir kimse. Bunun dışında olursanız, bazı şeyleri yaşamadan yazıp düşünmeniz mümkün değil. Belli ki, Nâzım hem yaşamın tam içerisinde, hem de ara sıra dışına çıkıp bakabiliyor" diyen Kudsi Erguner, bu teknolojinin Nâzım'ın ruhuna da çok uygun olduğunu düşünüyor. Bu çalışmanın belki de en ilginç yanı ise, cenaze törenlerini sevmeyen Nâzım'ın ölümünü neşeli ezgilerle anlatan final parçası.
Ölünün itiraz hakkı yok ki!
Erguner, finali şöyle yorumluyor: "Bazı değerler, birçok kimse tarafından öldükten sonra anlaşılır' gibi bir durum vardır. Ölünün itiraz hakkı yok. Onun için insanlar ölüleri daha çok seviyor. Ama ben o sondaki melodiyi şunu düşünerek yazdım. Nâzım, bir şiirinde cenazeleri sevmediğini belirtir. Ben de böyle bir projeyi hüzünlü olmayan ya da hüzünden neşeye doğru giden bir cenaze müziğiyle bitirmek lazım diye düşünüyorum."