'Nâzım'ın şiirleri beni sahneye çağırıyor'

'Nâzım'ın şiirleri beni sahneye çağırıyor'
'Nâzım'ın şiirleri beni sahneye çağırıyor'

Genco Erkal, ?Kerem Gibi?nin Nâzım Hikmet?in şiir dünyasında bir gezinti olduğunu söylüyor.

Bugüne kadar Nâzım Hikmet'le ilgili pek çok projeye imza atan Genco Erkal, şimdi de Nâzım'la 35 yıllık serüvenini anlattığı 'Kerem Gibi-Nâzım Hikmet'le 35 Yıl'la izleyici karşısına çıkıyor
Haber: GÖNÜL KOCA / Arşivi

İSTANBUL -  “Nâzım Hikmet’in şiirleri, adeta beni sahneye çıkarın diye bağırıyor gibi geliyor bana” diyor Genco  Erkal ve ekliyor, “Her seferinde bir şey çıkıyor. İşte Mehmet Ulusoy, ‘Gel beraber ‘Sevdalı Bulut’u yapalım’ diyor, İstanbul Tiyatro Festivali benden Nâzım’ın 100. doğum yıldönümü için bir şey ısmarlıyor (Nâzım’a Armağan), Fazıl Say’la oratoryoyu yapıyoruz... Aslında ilk olarak ‘Kerem Gibi’yle başladı, sonra arkası geldi. ‘İnsanlarım’da olduğu gibi tek başıma da oynadım, ‘Nâzım’a Armağan’da olduğu gibi  Yıldız Kenter, Zeynep Tanbay, Zeliha Berksoy, Zuhal Olcay’ın olduğu bir kadroyla da. Ve Nâzım’la yolculuğumun 35. yılı olduğunu fark ettiğimde bir şey yapmam gerekir dedim. Bu işi ben başlattım, buraya kadar getirdim, acı tatlı anılarımız oldu Nâzım’la. Onları tekrar bir anmak, yeni bir oyunla gözden geçirmek istedim.”
Evet, Nâzım’la olan yolculuğuna ‘Kerem Gibi’yle başlayan ve bu yolculukta kendisinin de dediği gibi ‘acı-tatlı’ anıları olan Genco Erkal yeni bir Nâzım oyunuyla izleyici karşısına çıkıyor: ‘Kerem Gibi-Nâzım Hikmet’le 35 Yıl’. 

Kurtuluş Savaşı’ndan Küba’ya
Adından anlaşıldığı ve Genco Erkal’ın da özetlediği gibi, Nâzım Hikmet’le 35 yıllık serüveninin şimdilik son noktası. 35 yıllık Nâzım’la yolculuğun özeti, Genco Erkal’ın deyimiyle “Nâzım Hikmet’in şiir dünyasında bir gezinti.”
İçinde Türk Kurtuluş Savaşı da var,  Küba Devrimi de, Hiroşima da, Nâzım’ın kadınları da, oğlu da, hapishane yılları da, Moskova yılları da, ölümü de. Ve tabii sahnede Genco Erkal. Oyun tek kişilik ama Erkal sahnede yalnız değil, ona eşlik eden video görüntüleri var.
Genco Erkal’ın yaptığı Nâzım Hikmet etinliklerinden görüntüler de arada devreye giriyor ve Nâzım Hikmet’le 35 yıllık yolculuğunu görünür kılıyor. Ama diğer Nâzım Hikmet oyunlarından tek farkı bu değil. Diğer oyunlarda yer almayan Küba Devrimi, Türk Kurtuluş Savaşı ve Nâzım Hikmet’in Moskova’daki son aşkı Vera Tulyakova da oyundaki yerini almış.
“Böylelikle Nâzım’ın kadınları da tamamlanmış oldu” diyor Genco Erkal. Çünkü daha önce hep Piraye Hanım’a yazılan Nâzım şiirlerini okumuş. Nâzım Hikmet’in hayatının son dönemlerinde, Moskova’da büyük aşk yaşadığı Vera Tulyakova için yazdığı ‘Saman Sarısı’, ‘Seviyorum Seni’ gibi şiirleri ise bu oyuna kalmış. Doktor eşi Galina da, Nâzım Hikmet’in cenazesinde çektiği görüntülerle oyuna dahil olmuş.
Ama bir bölüm var ki Genco Erkal,  Nâzım Hikmet’in ‘Vatan Haini’ şiirinin “Nâzım Hikmet vatan hainliği yapmaya devam ediyor, hâlâ” dizesini okurken ‘hâlâ’ kelimesine öyle bir vurgu yapıyor ki, Nâzım’ın o dönemde bir gazete haberi üzerine yazdığı bu dizelerdeki mesajın günümüzde de geçerli olduğunu düşündürüyor.
“Bazı çevreler onu hala vatan haini olarak görüyor. Her ne kadar bugünkü iktidar onun vatandaşlık hakkını iade etmiş olsa da, ki bu da zaten bir şey ifade etmiyor, çünkü Nâzım dünyanın neresine giderseniz gidin hep Türk şairi olarak tanınır, bu bakış açısı değişmiyor. Çünkü Nâzım bir şeyleri rahatsız ediyor. Küçücük milli sınırlarla değil, bütün dünyayı kucaklayan enternasyonalist bir bakış açısıyla da birtakım milli çevreleri rahatsız ediyor. Ben hep geçerli olan, benim kendi muhalif duruşumu da belgeleyecek bir Nâzım portresi çiziyorum. Nâzım’dan, çok tasavvufi bir portre de çıkarabilirsiniz, öğle şiirleri de var. İsteyen başka türlü bir portre çıkarabilir, ama ben kendime göre bir portre çıkarıyorum.”
Bu arada Genco Erkal’ın Nâzım’la 35 yıllık serüvenini konuşurken bir şey dikkatimizi çekiyor. Erkal, Nâzım şiirlerini sahneye taşırken, hiç onun yazdığı bir oyunu sahnelememiş. Hemen aklımıza Nâzım Hikmet’in oyunlarındaki diyalogların zayıflığı yönündeki eleştiriler de gelince soruyoruz ‘Neden?’ diye. 

‘Ferhat ile Şirin’ klasiktir
“Bilmiyorum, hiç denk gelmedi galiba. Benim en çok sahnelemek isteyeceğim oyunu ‘Ferhat ile Şirin’ olurdu heralde” diyor. Hemen ‘Peki ya eleştiriler?’ diyoruz. “Doğrusu benim de buna benzer düşüncelerim var. Yani şiirlerindeki o gürül gürül akan şey, oyunlarında yok gibi. Çok değerli oyunları var. Ama mesela bir ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ gibi bir başyapıt değil. Bence oyunları içinde en çok başyapıta yakın olanı ‘Ferhat ile Şirin. Yani o Shakespeare’in oyunları gibi. Klasik bir oyundur diye düşünüyorum.”

‘Kerem Gibi-Nâzım Hikmet’le 35 Yıl’ bugün ve 26 Mart’ta 20.30’da Muammer Karaca’da. Tel: 0212 252 59 35

Bush’un korkulu rüyası Zinn
Genco Erkal, ‘Marx’ın Dönüşü’nü uyarladığı geçenlerde ölen Amerikalı yazar Howard Zinn’in Türkiye’de pek tanınmayan ama çok önemli bir aydın olduğunu söylüyor: “Bush’un korkulu rüyasıydı bir kere. O dönemde muhalif üç-dört kişi saymak gerekirse Howard Zinn onların içindeydi. Özelliği de işçi sınıfından gelen biri olmasıydı. Babası da işçi, kendisi de 2. Dünya Savaşı’na katılmadan önce tersanelerde işçilik yapmış ve doğru dürüst eğitim almamıştı. Savaştan sonra üniversite okumuş tarih profesörü olmuştu. ABD’nin gayri resmi tarihini yazmış, ABD gibi tutucu milliyetçi ve dindar bir ülkede”Bir de böyle bakın” deyip, ABD’nin vicdanı olmuş bir adam. Bizde yeteri kadar tanınmadığını düşünüyorum. Belki ‘Marx’ın Dönüşü’ onu tanımamız için yeni bir kapı açmıştır.”