O kadar da olgunum diyemem hâlâ...

O kadar da olgunum diyemem hâlâ...
O kadar da olgunum diyemem hâlâ...
Profesyonel müzik hayatında onuncu yılını dolduran Emre Aydın'ın son maxi single'ı Soğuk Odalar piyasaya çıkmadan dinlenme rekorları kırdı. Türkçe sözlü, rock sound'una yakın pop müziğin ilk temsilcilerinden olan Aydın, yeni albümde de alışık olunan tarzını sürdürüyor
Haber: ALPBUĞRA BAHADIR GÜLTEKİN - bahadir.gultekin@radikal.com.tr / Arşivi

Türkçe sözlü pop-rock müziğin başarılı ve öncü isimlerinden Emre Aydın, ‘Soğuk Odalar’ adını verdiği ön albümle sıkı bir dönüş yaptı. Albümü piyasaya çıkmadan internet üzerinden sevenleriyle paylaşan sanatçının şarkıları, bir hafta içinde yüz binler tarafından dinlenirken, Soğuk Odalar da TTNet Müzik’te en çok indirilen şarkı listelerinde bir numaraya yerleşti. Eylül ayında yeni şarkılarını piyasaya sürecek olan Aydın, yıl sonunda gösterime girecek bir film projesinin de yapımcılığını üstlenmeye hazırlanıyor. 

[Audio_107]

Albüm çıkmadan şarkılarınız dinlenme rekorları kırıyor. Nasıl bir süreçten geçti ‘Soğuk Odalar’?
6. Cadde’yi de dahil edersek bugüne kadar dört albüm çıkardım. Aslında bu sonuncusuna ‘ön albüm’ demek daha doğru olur. Yasal internet platformlarında da yayımladık zaten. Daha önce bazı şarkılarımızı internet üzerinden dinleyiciyle buluştursak mı diye düşünmüştük, sonra daha şık olsun diye bir de düet parça ekledik. Esas albüm eylülde gelecek. 

Öncekiler gibi melankolik duyguların tavan yaptığı bir albüm mü bekliyor bizi?
Albümde Emre Aydın dinleyenlerin seveceği tarzdan parçalar var. Yaptığım müzik bu olduğu için bu tarzda devam etmek istiyorum. Şarkının aynı zamanda yazarı olduğunuz için kafanız da aynı şekilde çalışıyor. Zaten bütün bestecilerin besteleri de aynı prototiptedir, aynı şekilde süregelir. O yüzden dinleyiciler çok büyük bir sürprizle karşılaşmayacak. Belki müziğin tınılarıyla ilgili birtakım değişiklikler olabilir. Daha önce yaptıklarımızı sabote etmeden, üzerine bir şeyler eklemeye çalıştık. O da zaten her albümde yer alan standart bir süreçtir. 

En son “Acılarımla dalga geçecek kadar olgunlaşmadım” demiştiniz. Şimdilerde durumlar nasıl?
Onu söylediğimi hatırlıyorum ama neye istinaden söylediğimi bir bilsem… (gülüyor) Acıdan ne kastettiğinize bağlı. Şarkılarda dile getirdiğim bir durum ise tabii ki dalga geçebilirim. Ama böyle kimsenin başına gelmesini istemediğimiz türden bir şey ise o kadar da olgunum diyemem hâlâ. 

Şarkılarınızda olumsuz duygular içinde bulunan bir erkeğin hayatından kesitleri izliyoruz. Bunları kâğıda dökerken özel olarak ilham aldığınız, beslendiğiniz birileri var mı?
Hayatta tecrübe ettiğiniz, yaşadığınız şeyleri çok daha kolay yazabiliyorsunuz. Herhangi bir şey sizi doğrudan etkileyebiliyor. Okuduğunuz bir kitaptan, izlediğiniz bir filmden çok ayrı bir duygu alıp, çok farklı bir halde kâğıda dökebilirsiniz. Mesela ‘Beni Biraz Böyle Hatırla’, yaşadığım bir dönemi özetleyen, daha doğrusu bu dönem ile ilgili ne düşündüğümü ifade eden bir parça. Detayına da inmek çok kişisel olur. 

Postmodern arabesk müzik yaptığınızı söylüyorlar. Gelecekte Emre Aydın’dan terk edilmişlik, yalnızlık, sevgisizlik gibi duygulardan arındırılmış eserler gelecek mi?
İki ihtimal var. Şu aşamadan itibaren ya protest müzik yapılabilir ya da coşku dolu eğlence müziği... Ama gerçek şu ki ikisi de bana uymaz. Müziğimi postmodern arabesk gibi bir kavrama oturtuyorlar ama bunun olumsuz bir eleştiri olduğunu düşünmüyorum. Dinleyenlerimin de sosyal medya üzerinden dile getirdiklerine kulak veriyorum, zaten onlar da ağırlıklı olarak tarzımdan memnunlar. 

Sosyal medyanın iyi bir takipçisi misiniz?
Sık sık olmamakla birlikte internette vakit geçirdiğim zamanlar, göz attığım oluyor. Twitter, arkadaşlarımın da olduğu bir yer olduğu için göz atıyorum. Onun dışında Emre Aydın Fan Club ve gündelik takip etmemekle birlikte ara ara vaktim olduğunda Ekşi Sözlük’e bakınıyorum. Aslında sosyal medyayı da ile ilgili kullanıyorum. Kendime ait bir zaman olduğu zaman da şarkı arayışlarım oluyor. Yeni bir şeyler keşfetmeye çalışıyorum. 

Günlük hayatta neler yapıyorsunuz? Hala İstiklal Caddesi’ne çıkarken zorluk yaşıyor musunuz mesela?
Bir film projemiz var, şimdilerde onun üzerine de çalışıyoruz ama programım genellikle albüm çalışmalarıyla dolu. Mesela yarınım boş diyordum ama az önce öğrendim, değilmiş. Boş günlerimi dinlenerek geçiriyorum. Evde Play Station başındayım. Oyun oynuyorum, film izliyorum. Kedim var, onunla ilgileniyorum. İstiklal Caddesi’ne çıkmak ise hâlâ zor. Güneş gözlüğü bir de şapka taktığım zamanlarda yürüyebiliyorum ancak ama baştan sona gitmek neredeyse imkânsız. 

Peki ya sinema , tiyatro?
En son The Descendants’a (Senden Bana Kalan) gittim. Çok başarılı bir filmdi. Tiyatroya ise pek gitmiyorum. 

MTV Avrupa Müzik Ödülü’nü almıştınız. Bu ödülün yurtdışında size nasıl bir etkisi oldu?
MTV’ye bağlı yabancı müzik kanalları Türkçe müzik kliplerini daha sık yayımlamaya başladı. 

Türk müziğine katkısı oldu yani…
Öyle derseniz çok iddialı bir laf olur. Normalde Almancadan başka klip döndürmeyen kanal iki kere Türkçe klip yayımladı diye ‘Türk müziğine katkıda bulunuldu’ denilmez. Ama böyle bir yarışmada yer almadığım takdirde görüşme imkânı bulamayacağım pek çok insanla irtibat kurmuş oldum. 

Mevzu yurtdışından açılmışken soralım. Zamanında “Eurovision için teklif gelirse reddederim” demiştiniz. Son üç senedir de yarışmaya rock grupları gönderiyoruz.
Ayrıntılar hakkında biraz daha bilgi sahibi olduğum için yarışmaya bakış açım hâlâ değişmedi. Eurovision’a birini gönderirken, ‘Seçimi Rock kategorisinden yapalım’dan ziyade daha başka kriterler söz konusu. Mesela yaş grubu gibi ölçütleri var TRT’nin ve bence çok doğru bir tespit. Kendisini yıllar önce kanıtlamış, 20 senedir bu piyasada olan birinin Eurovision’a katılmasını uygun bulmuyorum. Daha çok yeni nesle hitap eden, yeni nesilden, o yarışmaya uygun konseptli sanatçıların gönderilmesi olumlu. 

Yarışmanın formatı açısından değerlendirirsek…
Ben yarışmanın formatına uygun değilim, ikincisi de yarışmada yer almak yerine başka türlü temsilde bulunmak istiyorum. 

‘Love Me Back’ hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şarkı bence gayet güzel. Eurovision’da da başarılı bir sonuç elde edeceğini düşünüyorum.

‘Çok çalışkan ve çekingen bir çocuktum’
Emre Aydın nasıl bir çocuktu?
Çok çalışkan bir öğrenciydim.
Öğretmen konuşma dediği için teneffüslerde bile konuşmaktan çekinen öğrenciler olur. Hatta
arkadaşları tarafından çok rahatsız edici, sinir bozucu bulunur. Ortaokulun son sınıfına kadar böyle bir öğrenciydim. Sürekli parmak kaldıran, en yüksek notu alamayınca ağlayan bir çocuktum. Ortaokuldan sonra ise tam tersi, okulun en başarısızı olmaya başladım. 

Ortaokuldan sonra ne değişti ki?
Herhalde karakterim oturdu. Tam ergenlik çağıma denk gelen zamanlar işte. Müzik yapmak istiyordum ama sadece müzik yapma isteği başlı başına bir sebep değil. Okula en yüksek ortalamayla girip, en düşük ortalamayla mezun oldum. Sorgulamaya başladığınız zaman size söyleneni de yapmamaya
başlıyorsunuz haliyle.