Ödül işleri titizlik ister

Yeniden sanat sinemasının vazgeçilmez durağı olma yolunda sağlam adımlarla ilerleyen Venedik Festivali'nin...
Haber: MEHMET BASUTÇU / Arşivi

VENEDİK - Yeniden sanat sinemasının vazgeçilmez durağı olma yolunda sağlam
adımlarla ilerleyen Venedik Festivali'nin
ödül verme düzeninde de bir dizi değişikliğe gidilmiş. Bu yıl armutlarla elmaların toplanamayacağı gibi, türleri ve bütçeleri farklı filmlerin de aynı kefede değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, resmi ödül dağıtımına şeffaflık ve tutarlılık kazandırılmış.
Dün görkemli bir açışla başlayan Venedik Film Festivali'nde, bu yıl 'La Mostra'da dört jüri görev alıyor. İlki, Cannes Film Festivali'nden 'Altın Palmiye' ile dönen Nanni Moretti'nin başkanlığındaki yedi kişilik 'Venezia 58-Altın Aslan' jürisi. Vereceği yedi ödülden hiçbirini iki film arasında paylaştırması mümkün değil. Festivalin yarışmalı ana bölümü 'Venezia 58' programına seçilen 20 filmi değerlendirecek olan bu uluslararası jüri, filmler arasında hiyerarşik sıralamaya karşı çıkan temel felsefe sonucu, 'resmi' ya da 'büyük' gibi sıfatlarla nitelendirilmiyor.
Genç sinema da Venedik'te
'Cinema del Presente' (Bugünün Sineması) bölümüne seçilen filmler de kendi içlerinde değerlendirmeye tabi tutulacak. Günümüz sinemasındaki yeni akımlara, ustaların ya da gençlerin denemelerine açık 21 filmlik programda ilk bakışta dikkati çeken adlar arasında, Giuseppe Bertolucci, Werner Herzog, Jacques Rozier, Marion Vernoux, Teresa Villaverde ve Zhang Yang gibi yönetmenler bulunmakta. 'Yılın Aslanı'nı verecek olan beş kişilik 'Cinema del Presente' jürisinde, tanınmış sinema dergileri yazarları görev alıyorlar.
Filmleri festivalin hangi bölümüne seçilmiş olursa olsun, sinemaya ilk adımlarını
atan genç yönetmenlerin yapıtları ayrıca değerlendirilecek. 'Geleceğin Aslanı'nı seçecek jüri de beş üyeden oluşmakta. Üç kişilik son jüri, 'Corto-Cortissimo' başlığı altında sunulan kısa filmleri değerlendirecek.
Bu koşullarda verilecek ödüllerin daha sağlıklı olacağı ortada. Çünkü, sanatsal düzeyde belirli bir tutarlılık ve açıklık söz konusu. Ancak, kılı kırk yaran kimi kuşkucu beyinler, ödül verme düzenindeki bu yeniliğin, bazı filmleri gettoya itmek gibi bir sakınca taşıdığını vurgulayacaklardır.
Teorik düzeyde haklı olabilirler ama gerçekler bu tür bir tehlikenin söz konusu olmadığını gösteriyor; çünkü festivalin değişik bölümlerine seçilen yapıtlar, herhangi köktenci bir sınıflandırmanın süzgeçinden geçirilmemiş, kendi içlerinde çok renkli zengin bir yelpaze sunan filmlerden oluşmakta.