'Office'ten çıktılar elektro rock yapmaya İstanbul'a geldiler!

'Office'ten çıktılar elektro rock yapmaya İstanbul'a geldiler!
'Office'ten çıktılar elektro rock yapmaya İstanbul'a geldiler!
'Does it offend you, yeah' ilk defa Türkiye'de

 

GÜLAY ACAR

 

İSTANBUL - ‘Does It Offend You, Yeah’ dinamik, çılgın ve umursamaz bir rock’n roll grubu... Yurt dışında Coechella ve O2 Wireless gibi festivallerde canlı performanslarıyla, müzik dünyasında kalıcılığını kanıtlayıp, umursamaz tavırları ve ilginç albüm isimleriyle bütün dikkatleri üzerlerine topladı. Elektronik müzikle canlı enstrümanları karıştıran grubun türünü tarif etmek güç olsa da dance punk, electro rock arası bir müzik yaptıklarını söyleyebiliriz. Grup adını henüz ismi olmayan ilk şarkılarını MySpace sayfalarına yükledikleri esnada televizyonda oynayan The Office dizisinde Ricky Gervais'in "Does it offend you, yeah?" demesinden almış. Türkiye’ye ilk defa gelecek olan Does it offend you, yeah? 20 Mart cumartesi gecesi Ghetto’da konser verecek. Grupla bir söyleşi yaptık:


Müziğe nasıl başladınız?

Evlerimizin oturma odalarında bilgisayarla ilgilenirken oluşmuş bir grubuz. 2006 yılında arkadaşlarımızı eğlendirmek için bir şarkı yaptık, 'Battle Royale' isimli bu şarkı ile o kadar eğlendik ki, bir tane şarkı daha yaptık. Grubun temelleri de işte böyle atıldı. İlk albümüz "You Have No Idea What You're Getting Yourself Into", 2008'de çıktı. Böylece İngiltere sıkı bir çıkış yaptık. NIN'in 2008 Amerika turunun ön grubu olduk.


Grubun ismi ‘Does it offend you, yeah?’ bir İngiliz dizisi olan The Office’den alınmış. Bu nasıl gelişti?

Evet aslında, grubun ismi The Office dizisinden geliyor ama, bilinçli olarak yapılmış bir şey değil. Grupça oturmuş televizyon izleyip, grubumuzun Myspace sayfasına isim arıyorduk ve kanalları değiştirirken ilk bu cümleyi duyduk ve hemen karar verdik.


Albümünüzde Prodigy’nin desteğini aldınız. Peki nasıl bir araya geldiniz?

Çalıştığımız kişi idollerimizi olunca, bu rüya gibi bir şeydi. Rick Costey’le aynı odada olmak bile büyük bir deneyimdi bizim için. Yıllarca onları dinledik ve sonunda albümümüzde bizimle çalışmak istediler. Bizim gibi gençlere yardımcı olmaları çok güzel. Kendimizi çok şanslı hissediyoruz.


Albümünüzü dinlediğimizde bizi neler bekliyor olacak?

Bu albüm tamamen bize yansıtan bir albüm. Daft Punk, The Cure ve Rage Against the Machine gibi gruplardan etkilendik Bir sürü farklı müziğin bir araya gelmesiyle oluştu. Ama daha çok elektronik bir temaya sahip, bazı şarkıları dinlediğinizde sizi gerçekten şaşırtabilir.

İnternet sitelerinde ve bloglarınızda şarkılarınıza ücretsiz olarak ulaşılabiliyor. Peki sizin kazancınız ne oluyor?

Sanırım, bunun olmasını engelleyemezsiniz. İnternet sayesinde her şeye o kadar çabuk ulaşılabiliyor ki, şarkılar da bedava indiriliyor. Bu yüzden biz ve bizim gibi gruplar, para kazanmak için turneye çıkıyorlar. Aslında internetten indirilen şarkılarla gurubunuzun promosyonunu yapmış oluyorsunuz. Umarım yakın bir zamanda, buna bir çare bulunacak; müzisyenler ve plak şirketleri de para kazanacaklar.
Turne kapsamında sürekli olarak yeni yerler görüyorsunuz, sevdiğiniz gruplarla beraber çalıyorsunuz. Bu çok harika bir deneyim olmalı.
Çok eğlenceli bir o kadar da yorucu, ama bu sayede bir sürü yer gezmiş ve dinleyicilerimizle buluşmuş oluyoruz. Şu ana kadar “Invader Must Die” turnesi kapsamıyla üç konser verdik. En son Şubat ayında üç haftalığına Avustralya ve Yeni Zelanda’daydık. Konser öncesi ve sonrası orada kalıp, biraz da vakit geçirmeye çalıştık. İstanbul’u da tanımak istiyoruz.

Albüm çıktığından beri turne, konserler ve imza günleri dolayısıyla tüm dünyayı geziyorsunuz. Bu duruma ailelerinizi ve kız arkadaşlarınız nasıl karşılıyor?

Genelde turlardan önce, kendimize iki hafta veriyoruz. Tabi sonra tekrar stüdyoya giriyoruz. Son altı aydır, yani ünlü olduğumuzdan beri bu şekilde yaşıyoruz. Kız arkadaşlarımız ve ailelerimizle ilişkilerimizi yürütmek çok zor oluyor. Ama neyse ki onlar bizi müzik konusunda her zaman çok destekledirler.


Bildiğim kadarıyla İstanbul’a ilk gelişiniz, burası hakkında ne düşünüyorsunuz?

İstanbul hakkında bildiğim en önemli şey, buranın çok büyük ve tarihi bir şehir olması. Bizi bu yönden çok etkileyeceğini biliyorum. İstanbul’da konser vermek ve hayranlarımızla bir araya gelmek için sabırsızlanıyoruz.