Olmayan fırtınada savrulmak

Olmayan fırtınada savrulmak
Olmayan fırtınada savrulmak
Antalya Devlet Senfoni Orkestrası Şefi Orhan Şallıel'in "Korumak için yaptım, gammazlamadım!" başlıklı açıklaması ve hakkında yapılan "Orkestra şefi Gezi eylemine giden sanatçıları ihbar etmiş" başlıklı haberler ile; kurum ve şefi karşı karşıya getiren beş aylık münasebet, son aşamaya geldi...
Haber: ERSİN ANTEP / Arşivi

Daha önce Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası şefliğini yürüten Orhan Şallıel, birkaç yıl önce Antalya Devlet Senfoni Orkestrası(ADSO) şefliğine atandı. Bursa’da orkestra üyeleriyle çeşitli anlaşmazlıklar yaşayan Şallıel, son dönemde ise idarecisi de olduğu ADSO yönetim kurulu ve sanatçıları ile sorunlar yaşıyor.
Şallel’in Gezi olayları sırasında oluşturan Gezi Parkı Filarmoni Orkestrası’nda, orkestrasından iki sanatçının da bulunduğu yönünde Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne şikayette bulunduğu iddia ediliyor.

Üye olmadığı sendikanın üyeleri
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan pek çok sanatçı; yasal haklarını kullanarak Kültür Sanat-Sen, yani ‘Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası’na üye konumunda… Sendikaya üyelik, son yıllarda hayli hızlı bir grafikle sürüyor. ADSO’nun üyeleri arasında neredeyse Kültür Sanat-Sen’e üye olmayan yok! Şef Şallıel de üye olmayanlardan birisi… Elbette bu; kendisinin kişisel hakkı ve tercihi! Ancak bu noktada, üye olmadığından dolayı, sendikanın bir kararından da haberdar olması mümkün gözükmüyor: Kültür Sanat-Sen’in 3 Haziran 2013 tarihli ve 105 nolu kararından…
Ne diyor kararda? “…Üyelerimizin görev yaptığı (…) kurumların kapatılması yönünde somut tasarılarla birebir sendikamızı ve üyelerimizi etkiler boyuta ulaşmıştır. Gezi Parkı direnişinde ve AKM binasının yıkılmasına karşı mücadelenin ‘özgürlük ve hak arama’ yönünden simgeleşmesi sebebiyle bu konuda ülkemizin her yanında yapılacak olan protestolara ve etkinliklere tüm üyelerimizin katılmasına ve bu konuda üyelerimize çağrı yapılmasına karar verilmiştir.”
Şef Şallıel, orkestra üyelerinin daha sonraki bir tarihte gerçekleşen konserde bulunduklarını ifade ediyor. Halbuki sanatçıların; mensubu oldukları kurumları değil, bağlı bulundukları sendikayı temsilen ve yasal sınırlar içinde orada oldukları anlaşılıyor.
24 saat esasına dayalı olarak mesai yapmak durumunda olmayan devlete bağlı sanatçıların, bağlı bulundukları kurumlar adına haddini aşan bir çalışma ve açıklamaları olmadığı taktirde; üyesi oldukları dernek, vakıf, kooperatif veya sendika altında yasal faaliyet göstermelerinin önünde bir sakınca bulunmuyor. Aksine mevzuat; “Kurumsal görevlerin dışındaki tepki ve ihtiyaçlarını, sivil toplum örgütleri bünyesinde dile getir” şeklinde yönlendiriyor.
Bu durumda, Bakanlığın da doğru bir hamleyle, neyi kastettiğini anlamak üzere ADSO Şefi Şallıel’e soruşturma yetkisi verdiği, işin sendikal ve hukuki tarafını gözden kaçırmadığı; soruşturmanın süresi içinde tamamlanmamasına dair şeften malumat istememesinden anlaşılıyor.
Yasal hakları çerçevesinde üye oldukları sendikanın bir faaliyetinde ‘sendika üyesi’ sıfatıyla yer alan sanatçılar var karşımızda! Aynı günlerde yapılan “AKM yıkılacak” açıklamasına dair sendikanın aldığı karar ile bulunduğu çağrı doğrultusunda, bir sendika üyesi olarak tepki gösteren sanatçı için, disiplin soruşturması açılmasının bile önünde yasal engeller bulunuyor.

Sanatçıların gündemi başka
‘Protestolara katılan sanatçıların adlarını bildirin’ içerikli bir resmi yazı aldığında kurum idarecilerinin; “Biz sanatçılarımızın özel hayatlarında ne yaptığını bilemeyiz! Kendileri herhangi bir şekilde, kanundışı bir şey yapmışsa; yüce Türk adaleti önünde hesap vermek üzere suç duyurusunda bulunabilir. Biz ancak, prova ve temsillere dair aksaklıkları hakkında gerekli yasal süreci başlatabiliriz” diye karşılık vermesi beklenir.
Yasal herhangi bir sorun bulunmayan bir konu üzerinde durmak; hem taraflar, hem de yayınlayanlar, hatta takip edenler için, ‘olmayan fırtınada savrulmak’ gibi gereksiz ve manasız… Zira kamuoyu; bilinmediği için gözden kaçırılan bir belgeden dolayı, havanda uzun süredir su dövüyor! Halbuki sanatçıların büyük çoğunluğu; gündemin, böylesi bir konuyla zaman ve enerji kaybetmesini istemiyor. Onlar; şu sıralar komisyondan geri çekilerek bekletildiği öğrenilen ‘TÜSAK’ yasa tasarısına ve bu taslağın toplumsal yaşama getireceği olumsuzluklara dair seslenişlerine dikkat çekmeye, daha çok ihtiyaç duyuyor.