'Ölmeden mezara koydular beni'

'Ölmeden mezara koydular beni'
'Ölmeden mezara koydular beni'

Rodrigo Cortes in yönettiği Toprak Altında nın başrolünde (ve de aslında tek rolünde), genç oyuncu Kevin Reynolds var.

Bir tabutun içinde uyansanız ne yaparsınız? 'Toprak Altında', Hitchcockvari bir gerilim peşine düşerken, seyircisini Irak'taki işgalin uzantıları arasında politik bir geziye çıkarmayı da ihmal etmiyor. Film klostrofobik yapısıyla gerçek bir 'politik gerilim'
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Bir zamanlar mesleğin başındaki taze yönetmenler benzer refleksler etrafında birleşir, kuramcılar bu birleşmeden doğan akımların tariflerine kafa yorar, sinema tarihçileri de klasik olarak ‘vakanüvis’lik yaparlardı. Yakın dönemde ise yeni yönetmenlerin reflekslerini, akımlardan çok bir filmi en ucuza getirmenin yolu, yöntemi belirliyor. Özellikle el kamerası da bu konuda adeta en önemli ‘mali danışman’. Keza el kamerasının mesleki anlamda en iyi görsel ifadesi olan ‘Blair Cadısı’nın başarısı, post-modern akımların başucu filmi oldu. Ve bir anlamda eksen de kaydı.

Çaldırıp kapamayın...
Bugünden itibaren gösterime giren ‘Toprak Altında’  (Buried) da belki bu türden yeni bir yol tarif etmiyor ama bir filmin son derece ucuza çıkması yönünde bir hayli ipucu barındırıyor. Üstelik ‘Blair Cadısı’ gibi sadece ‘kuru gürültü’ çıkarmanın dışında başka bir amaca hizmet etmeyen bir yapım olmaktan da kendisini kurtarmayı biliyor. Yönetmenliğini Rodrigo Cortes’in üstlendiği ve İspanyol sermayesiyle çekilen film, Irak’ta özel bir şirkette kamyon şoförlüğü yapan Paul Conroy’un yaşadığı tuhaf deneyimi anlatıyor.
Bakuba’da, kim olduğunu bilmedikleri bir grubun saldırısı sırasında bayılan Paul, bir cep telefonunun ayakları altında çalmasıyla ayılıyor. Çok geçmeden bir tabutun içinde olduğunu fark ediyor. Bir Zippo çakmak, bir kalem, bataryasını idareli kullanmak zorunda olduğu bir cep telefonundan gayri hiçbir alet-edevatın olmadığı bu yerde neden bulunduğunu da çok geçmeden anlıyor. Onu kaçıranlar, kendisi için Amerikan Elçiliği’nden beş milyon dolar talep etmektedir ve bu istek belli bir süre içinde yerine getirilmelidir. Cüzdanı ve tüm evrak alınan Paul, bu arada sürekli bildiği numaraları arar; eşi Linda’yı, 911’i, buradan bağlandığı FBI’yı, Irak’taki ilgili Amerikalı mercileri vs. Bütün bu süreçte hem telefonun pili hem de tabuttaki oksijen tükenmektedir...

‘Sesini duymak istedim’
Cortes, 94 dakikalık filminde tek bir karakterle son derece başarılı bir şekilde top çeviriyor. Hikâye asıl olarak elbette, yönetmeninin de vurguladığı üzre klostrofobik atmosfere yükleniyor. Cortes, yapım notlarında yol gösterici olarak Hitchcock’u bellediğini ifade ediyor. Dolayısıyla ‘Toprak Altında’, temelde bir Hitchcock öykünmesine soyunuyor. Kapalı bir mekân ve bu mekânda sıkışıp kalmış ve kurtulmak için her yolu deneyen ama seçenekleri kısıtlı bir karakter... İşte halis muhlis bir gerilim formülü.
Lakin artık 2010’lardayız ve bir gerilim, aynı zamanda politik reflekslere de sahip olabilme ‘özgürlüğü’ne sahip. Paul Conroy, yaptığı her telefon görüşmesinde hem bürokrasinin çarklarında, hem Amerikan işgalinin yansımalarında, hem de sistemin kendisini gördüğü yerde boşuna çırpındığını anlıyor. Ama can bu, çıkmadıkça ümit kesilmez. Lakin o bir tabutun içine girmişken, o mekânın kendisine yaşattığı psikolojinin hakkını veriyor adeta ve tüm sevdiklerinin sesini, “Belki de son kez duyarım” refleksiyle bitmekte olan pile aldırış etmeksizin aramalarını sürdürüyor.
Bitmez tükenmez telefon görüşmelerinde Irak’ı özgürleştirmek için girişilen işgalin uzantılarında, iş kendisi gibi sıradan bir vatandaşı kurtarmaya gelindiğinde ne tür aymazlıklarla karşılaşıldığına bizatihi tanık oluyor. Hoş, telefonun karşısındaki ses “Dört yıldızlı bir general için ne yapıyorsak, senin için de yapıyoruz” diyor ama Paul, gelişen süreçte bu cümlenin ne kadar doğru olup olmadığını bir anlamda yaşayarak görüyor.

Yeni bir ‘Tabutta röveşata’
‘The Amityville Horror’, ‘Smokin’ Aces’, ‘The Nines’, ‘Chaos Theory’, ‘The Proposal’ gibi filmlerden hatırladığımız ve daha çok komediye yatkın tiplemelerde izlediğimiz Kevin Reynolds, bu ‘siyasal drama’da, biraz da öykü gereği filmi tek başına sürüklüyor. Sürekli ‘Dar alanda kısa paslaşmalar’la hayata tutunmak isteyen Paul’ün, umutla umutsuzluk arasındaki gidip gelen mücadelesini, son derece sahici bir performansla perdeye taşıyan Reynolds. belki de kariyerinin en zor ama en iyi işini çıkarıyor ‘Toprak Altında’da.
Film kapalı alan gerilimini belki bir Hitchcock ustalığında ve lezzetinde veremese de politik açıdan sözünü sakınmıyor ve Ortadoğu ’da yaşanan kaosa kendince doğru pencerelerden bakmayı ve seyircisini de bu konuda düşünmeye sevk etmeyi başarıyor. Bu, ‘Ölmeden mezara koydular beni’ filmini, özellikle ‘siyasi gerilim’lerden hoşlananlar olmak üzere tüm sinemaseverlere tavsiye ederim...

Gazeteci arkadaş şart
Bu arada film izlerken, istisnasız herkesin mutlaka basında bir tanıdığı olması ve tanıdığının cebini ezberi bilmesi gerektiğini anladım. Bir zamanların o muhteşem siyasi draması ‘Başkanın Bütün Adamları’, iki gazeteciyle Amerikan siyasi tarihinin değiştiğini gösteriyordu. Eğer Paul Conroy doğru dürüst bir gazeteci tanısa ve ezbere bildiği telefonunu arasa, sorunu belki de çarçabuk çözülecekti...


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    İspanyol

    ,

    FBI

    ,

    Irak

    ,

    Ortadoğu

    ,

    Mayın