'Onlar Umay'ın gözyaşları Sibel Kekilli için üzülmeyin!'

'Onlar Umay'ın gözyaşları Sibel Kekilli için üzülmeyin!'
'Onlar Umay'ın gözyaşları Sibel Kekilli için üzülmeyin!'
Gösterimdeki 'Ayrılık' filmindeki rolüyle ödülleri bir bir toplayan Sibel Kekilli, 'Ben oynarken yüzde yüz orada olmak istiyorum. Film gibi görmüyorum. Ben o anda Umay'ım. Tabii ki gözyaşlarım gerçekti ama onlar Umay'ın gözyaşlarıydı. Benim için üzülmeyin!' diyor



ERKAN AKTUĞ

İSTANBUL - “Böyle bir rol bir kadın için 10 yılda bir gelir.” Bir oyuncu arkadaşı, Fatih Akın’ın Altın Ayı ödüllü filmi ‘Duvara Karşı’daki rolü için böyle demiş Sibel Kekilli’ye. Fakat Kekilli, bir kadın oyuncu olarak çok şanslı, zira beş yıl sonra yine sıkı bir rolle, Avusturyalı yönetmen Feo Aladağ’ın ‘Ayrılık’ıyla (De Frame) ödülleri birer birer topluyor.
‘Ayrılık’, Berlinale’nin Panorama bölümünde prömiyer yaptığında Alman basınında övgü dolu yazılar çıktı, ‘Berlinale’nin gizli kahramanı’ dendi, hatta filmin ana yarışmaya seçilmemesi sorgulandı. Kekilli’nin ilk ödülü ise Nürnberg’deki Türkiye-Almanya Film Festivali’nden geldi. Ardından Almanya’nın ulusal sinema ödülleri Lola’da en iyi kadın oyuncu seçildi. Üçüncü ödülün adresi New York’un yıldızı günden güne parlayan festivali Tribeca’yadı. Kekilli’nin kadın oyuncu seçildiği Tribeca Film Festivali’nde ‘Yabancı’ da en iyi film ödülünün sahibi oldu.

Anneyi oynamak iyi geldi
Sibel Kekilli, hayli dokunaklı bir töre filmi olan ‘Ayrılık’ta ‘Duvara Karşı’daki gibi geleneksel ailesine karşı mücadele eden genç bir kadını, Umay’ı canlandırıyor. Türkiye’deki baskıcı kocasından kaçan Umay, küçük oğlunu da yanına alıp Almanya’daki ailesinin yanına gidiyor. Ancak tutucu ailesi, kocasını bıraktığı için Umay’ı dışlıyor. Umay ise bir yandan çocuğuyla birlikte Almanya’da ayakta kalma mücadelesi verirken bir yandan da kendisine alabildiğine kötü davranan ailesinden uzaklaşmak yerine olarla tekrar bir ilişki kurmanın yollarını arıyor.
‘Ayrılık’ın Umay’ı Sibel Kekilli’nin de ziyadesiyle hakkını verdiği üzere bir kadın oyuncu için son derece olanaklı bir rol. Peki Kekilli, filmografisinde nereye yerleştiriyor bu rolü? “Diğer karakterlere haksızlık yapmak istemiyorum ama” diyor Kekilli, “Bu ‘Duvara Karşı’dan sonra en önemli rolüm. ‘Duvara Karşı’yla aynı değil. Daha gelişmiş, duyguları daha gelişmiş, büyümüş, daha kadın. Ayrıca anneyi oynamak da iyi geldi. Ama 5 yaşında bir çocukla çalışmak çok zor. Kamera kapandıktan sonra ona diyemiyorsun ki rol bitti. Çekim dışında da bana güvenmeliydi.”

Bir günde kendime geldim
‘Ayrılık’ta Umay, ailesi tarafından dışlansa da her seferinde onların yanına dönüyor, dönmek istiyor. O kadar ki bir yerden sonra izleyici olarak ‘Yeter artık, bu kadar zorlama, çek git!’ diyorsunuz. “Ben de öyle dedim, öyle düşündüm filmi izlerken. Ama işte bunu seviyorum filmde. Aslında annesi, babası, kardeşleri, eşi salt kötülük yapıyor, onların da iyi yanları var. Ben buna gri bölge diyorum. Gri bölge iyiyi ve kötüyü içeriyor. Umay da öyle biraz. O da bazen ailesini o kadar kötü durumda bırakıyor, o kadar köşeye sıkıştırıyor ki... Çünkü Umay’da egoistlik var. Onları zor durumda bırakıyor. Bu benim için önemliydi. ‘A bak kız ne kadar zavallı’ demesinler diye. İyi izlemişsiniz filmi” diye anlatıyor Kekilli.
Dramatik yönü çok ağır Umay rolünün. Ağlıyor, sessizliğe bürünüyor, yaşadığı fırtınaları çocuğuna hissettirmemeye çalışıyor. İzlerken boğazınıza bir yumru düğümleniyor. Bu hallere bürünmek kolay olmasa gerek. “Ben oynarken yüzde yüz orada olmak istiyorum” diyor Kekilli, “Benim bir parçam olmasını istiyorum. O anı yaşıyorum. Film olarak görmüyorum, o anı yapıyorum. Ben o anda Umay’ım. Ve tabi ki gözyaşlarım gerçekti ama benim, yani Sibel Kekilli’nin gözyaşları değildi, Umay’ın gözyaşlarıydı onlar. Benim için üzülmeyin! Fakat düğün sahnesinden sonra kendime gelmek için bana biraz zaman gerekti. Bir gün sonra kendime gelebildim.”
İzleyenlerin filmden etkilenmesi elbette Kekilli’yi de çok mutlu ediyor, “İnsanlar hoşlandı filmden. Alnımızın terini, kalbimizle orda çalıştığımızı gördüler” diyor

Paradan önce sanat
Sibel Kekilli, bir oyuncu olarak ne kadar yetenekli ve şanslıysa, oyunculuğa adım atana kadarki hayatı da bir o kadar şanssız. Kayseri’den Almanya’ya göçmüş tutucu bir ailenin yanında büyümüş Kekilli. Aslında okulda başarılı bir çocukmuş ama ailesi onun çalışmasını istemiş. O da evin baskıcı ortamından kurtuluş yolu olur diye ses etmemiş. Belediyede çalışırken tanıştığı Alman gençle evlenmesine ilk başlarda karşı çıkan babasının gönlünü hoş tutmak için görkemli bir düğün yapmış ve bankaya yüklü miktarda borçlanmış. Sonra da borcunu ödeyebilmek için sokakta sebze satıcılığından, temizlikçiliğe, garsonluktan internette, diskotekte striptizciliğe, çıplak foto modellikten porno film oyunculuğuna pek çok işte çalışmak zorunda kalmış. Fatih Akın’ın ekibi onu bir pazar yerinde keşfedene kadar oyunculuğu aklının ucundan bile geçirmiyormuş.
Geçmişiyle ilgili konuşmak istemeyen Kekilli, porno filmleri nedeniyle yerden yere vurulduğu dönemde Can Dündar’a verdiği söyleşide “Kimse kusura bakmasın ama bu benim hayatım. 20 yaşındaydım. Kimse karnımı doyurmuyordu. Bugün beni lanetleyenlerden o zaman para ya da iş istesem verirler miydi?” demişti.
‘Duvara Karşı’dan sonra oyunculuka karar kılan Kekilli, artık çok seçici davranıyor. Sadece kafasına yatan filmlerde oynuyor, dizi tekliflerini kabul etmiyor. “Tamam, dizi insanlar yapmak isterse yapabilir ama bana göre değil. Dizi daha çok para kazanmak için. Ben de kiramı ödemek zorundayım ama benim için önemli olan ilk başta sanat. Para için her şeyi yapmak istemiyorum. Para için çalışsaydım ‘Duvara Karşı’dan sonra daha çok film, dizi çekerdim.”

Türkiye’den teklif gelmiyor
Geçen yıl biri Finlandiya, diğeri Afrika ’da çekilen iki filmde oynadığını hatırlatan Kekilli, kendisine Altın Portakal’da en iyi kadın oyuncu ödülü kazandıran Ömer Uğur’un yönettiği 12 Eylül filmi ‘Eve Dönüş’ten sonra Türkiye’den hiç teklif gelmediğini söylüyor. “Neden bilmiyorum ama Türkiye’den teklif gelmiyor. İlk başta dizi teklifleri geliyordu, onları kabul etmedim. Kendimi biraz geri çekiyorum, magazinciler çok üstüme geliyor ama Türkiye’de çalışmak isterim tabii ki.”

‘Tiyatro için henüz hazır değilim’
Merkezde, film dünyasının ortasında olmak istemediği için Berlin yerine Hamburg’da yaşamayı tercih eden Sibel Kekilli, film dışında pek bir şey yapmak istemiyor. Tiyatroda oynamak içinse sinemadaki onca başarısına rağmen kendini henüz hazır hissetmiyor. “Tiyatroculara büyük saygı duyuyorum, orada büyük büyük oyuncular var. Bir yanlış yaparsan bir daha çekelim diyemezsin ki. Bir de insanlara yakınlık var ya o da beni biraz korkutuyor. Birkaç yıl daha film çekmeliyim ki tiyatro yapabileyim.”


    ETİKETLER:

    Afrika