Opera kitleleri hedefliyor

Opera kitleleri hedefliyor
Opera kitleleri hedefliyor

Saraydan Kız Kaçırma , 19-20-21 Temmuz da Yıldız Sarayı nda.

İstanbul'da bu yıl ilk defa düzenlenecek opera festivalinin sanat yönetmeni Yekta Kara, 'Biz bu festivalle geniş kitlelere ulaşmak istiyoruz. Opera, her yaştan ve kesimden izleyici içindir' diyor
Haber: GÖNÜL KOCA / Arşivi

Deutche Oper Berlin’in ‘Sevil Berberi’ 8-9 Temmuz’da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

İSTANBUL - 2010’un üç Avrupa Kültür Başkenti’nden biri olan İstanbul, bu vesileyle bir opera festivalinin de sahibi olmaya hazırlanıyor. Kültür Bakanlığı’nın destek verdiği, Devlet Opera ve Balesi(DOB) ile 2010 Ajansı işbirliğinde düzenlenen 1. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, 2 - 23 Temmuz arasında düzenlenecek.
Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, Haliç Kongre Merkezi, Yıldız Sarayı, Topkapı Sarayı ile Rumeli Hisarı gibi İstanbul’un tarihi mekânlarında Türk kültürünü ve yaşantısını konu alan, yurtdışından üç, Türkiye’den beş olmak üzere toplam sekiz farklı çalışma, 18 temsil yapacak.
DOB Başrejisörü Yekta Kara’nın sanat yönetmenliğini üstlendiği festivalde izlenecek yapımlarsa şöyle; ‘Fatih Sultan Mehmet’ (İstanbul DOB), ‘Duvara Karşı’ (Bremen Operası), ‘Sevil Berberi’ (Deutsche Oper Berlin), ‘Imeneo’ (İzmir DOB), ‘Aida’ (Ankara DOB), ‘Zaide’ (Antalya DOB), ‘Saraydan Kız Kaçırma’ (İstanbul ve Samsun DOB), ‘Köroğlu’ (Türksoy Üyesi Ülkeler).
Yekta Kara ile festivali konuşurken söz ister istemez Atatürk Kültür Merkezi(AKM)’ne de geldi. Ama önce festival...
Yekta Kara konuşmaya, bu festivalin kendisi kadar heyecanlı olan DOB Genel Müdürü Rengim Gökmen’in projesi olduğunu anlattı. Festivalle neler hedeflediklerini ise şöyle özetledi: “Türkiye gibi genç nüfuslu bir ülkede gençlere operanın ne olduğunu, dünyada nasıl yapıldığını, nasıl çağdaş bir bakış açısına sahip olduğunu ve herkese hitap ettiğini göstermemiz gerekiyor. Türkiye’deki opera sanatçılarının böyle bir sorumluluğu olduğunu da düşünüyorum. Biz bu festival yoluyla geniş kitlelere ulaşmak istiyoruz. Her yaştan ve her kesimden seyirci içindir opera. Opera hepimiz için.”
Yekta Kara’nın bahsettiği amaca uygun olarak Denizbank sponsorluğunda bir tanıtım kampanyası da düzenlendi. Aralarında Zuhal Olcay, Beyazıt Öztürk, Kubat, Azra Akın, Yetkin Dikinciler’in de bulunduğu sekiz ünlü ismin katıldığı bu kampanyayı İstanbullular bir süredir billboardlarda görüyor. Yetkin Dikinciler’i, Fatih Sultan Mehmet kılığında nargile içerken, Aida kılığındaki Azra Akın’ı Eminönü Meydanı’nı süpürürken, Beyazıt Öztürk’ü Figaro rolünde berberlik yaparken, Kubat’ı ise Köroğlu kılığında Ortaköy meydanında görüyoruz.
Her yaşa ve her kesime hitap edecek yapımların nasıl seçildiğini soruyoruz Yekta Tara’ya. “Bakış açısı şu; bir festival yapıyoruz ama onun gerçekten uluslararası olması lazım.” diye anlatmaya başlıyor. “Gerçekten dünyanın seçkin kurumlarının katılımıyla gerçekleşmesi lazım. Gerçekten dünya starlarının bu şehre gelmesi lazım ve sürekli olması lazım. Tabii operanın farklı türlerinden örnekler sunmak istiyoruz. Çağdaş, komik, klasik ve barok opera var programda. Örneğin ‘Duvara Karşı’ çağdaş bir opera. Fatih Akın’ın filminden yola çıkarak Alman bir bestecinin, Türkiye’ye gelip, Türk müziğini inceleyerek bu operayı nasıl bestelediğine tanık olacak izleyici. Berlin Operası’nın sahneleyeceği ‘Sevil Berberi’, en son 1989’da ben sahnelemiştim İstanbul’da. 21 yıldır sahnelenmiyor ve İstanbulluların çok özlediği bir prodüksiyon. Görkemli kostümüyle, dekoruyla, oyuncularıyla büyük sükse yapacağına inandığım ‘Aida’yı Ankara Operası sahneleyecek. Benim sahnelediğim ‘Fatih Sultan Mehmet’le de izleyiciler, Rossini’nin Fatih Sultan Mehmet’i nasıl anlattığına tanık olacak.”
Yekta Kara bu arada Türk tarihini, kültürünü ve yaşam biçimini yansıtacak bu yapımların İstanbul’un tarihi mekanlarında sahneleniyor olmasının da ayrı bir önemi olduğunun altını çiziyor. “Bu mekanlar tesadüfen seçilmiş değil. Oyunun içeriğiyle, müziğiyle, ulaşmak istediği kitleyle çok yakın ilişkili olduğu için seçtik. Biz yaz aylarında özellikle açık hava mekânlarında ve tarihi mekânlarda izleyiciyle buluşturmak istiyoruz. Yıldız Sarayı’nda ‘Saraydan Kız Kaçırma’yı sahneliyoruz, orijinal mekanı zaten. Rumeli Hisarı’nda ‘Duvara Karşı’yı, Topkapı Sarayı’nda ‘Zaide’yi... Yani bir anlamda ‘Tarihle iç içe, halkla el ele’ diyorum.”
Biletler Biletix’den alınabilir.

Bir lokanta uğruna AKM’yi engellediler
Söz mekânlardan açılınca ister istemez AKM’nin kapanışıyla operanın aldığı darbeye geliyor. Yekta Kara ‘Çok dertliyim, hiç o konuya girmeyelim’ dese de AKM’yi anlatmadan edemiyor: “AKM bir onarıma muhtaçtı, çünkü 30 yıldır hiçbir şey yapılmadı. Sahne teknolojisi hızla kendini yeniledi. Ben AKM’nin onarılmasından ve teknolojiye uygun şekilde yenilenmesinden yanayım. Bir lokanta yaptırmamak uğruna bunlar yaşanmamalıydı, opera binasında restoran tartışılmaz... olur da ayrıca. Eğer bunu bilmiyorlarsa öğrensinler. Dünya operalarını inceleseler olduğunu görürler. Bunlar yaşanmasaydı AKM şimdi bitmişti, ama boş duruyor. Boş bırakırsanız çürür, bu halde kalırsa bir süre sonra yıkarlar, kimsenin şüphesi olmasın. Tabii biz de bu arada Süreyya Operası’nda temsillerimizi yapmaya başladık. Orası iyi ki var, ama AKM gibi büyük bir sahnesi yok. Üstelik Kadıköy’de olmasından dolayı Avrupa yakasında oturan izleyici de operadan uzaklaştı.”