'Orada Olmak' mümkün

'Orada Olmak' mümkün
'Orada Olmak' mümkün
Soyut geometrik resimlerinde, bütünlük-uyum-denge gibi temel olguların olasılıklarını sorgulayan Utku Dervent ile heykellerinde kelimesiz ve duyumlara dayalı bir iletişim algısı oluşturmaya çalışan İlker Yardımcı'yı bir araya getiren 'Orada Olmak' sergisi Bozlu Art Project'te sürüyor. Dervent ve Yardımcı, 'Orada Olmak'ı anlattı.
Haber: HAZAL GENÇAY / Arşivi

Jerzy Kosinski’nin romanına referansla “Being There” başlığını taşıyan sergide bir araya geldiniz. Biriniz heykel diğeriniz resim alanında eserler üretiyorsunuz. Bu sergide fiziksel ve fikirsel olarak nasıl bir araya geldiniz biraz açıklar mısınız?
İlker Yardımcı:
Geçtiğimiz yıl Bozlu Art Project’teki bir karma sergide Utku ile birer çalışmamız yer almıştı ancak kendisiyle tanışmıyordum. Küratörümüz Özlem İnay Erten ve Oğuz Erten’in sezgileri sayesinde bir araya geldik. Sergi teklifi geldiğinde Utku ile nasıl bir yapı kurabileceğimize dair kendisi hakkında ulaşabildiğim kadar bilgi/görsel incelemeye çalıştım ve sonrasında ortak bir anlatı oluşturabileceğimizi gördüm. İlk toplantımızda kendisini dinledim ve alanlarımızın farklı olmasına rağmen biçimsel uyumun yanı sıra bakış açılarımızdaki ortaklıklarla fikirsel olarak da dokularımızın uyuştuğu gördükten sonra geriye sergiyi şekillendirmek kaldı.
Utku Dervent: Bizi, edebi bir eseri tematik olarak kullanarak biraraya getirmek, Oğuz Erten ve Özlem İnay Erten’in fikriydi. İlker’le tanışıp biraz sohbet edince bunun iyi bir fikir olduğuna karar verdik. Sonra sohbetlerimiz esnasında Jerzy Kosinski’nin romanının bu için uygun olduğunda fikir birliğine vardık. “Orada Olmak” bizim, sanatçının duruşuyla ilgili görüşlerimizle örtüşüyordu. Katalogda yer alan, Oğuz Haşlakoğlu’nun “Sanatın Ruh Hali” başlıklı yazısı çerçeveyi net olarak çiziyor; “Gerçeklik, bizim maruz kaldığımız değil, oluşumuna bizzat etkin biçimde katıldığımız tümüyle karşılıklı bir etkileşimdir.”

Bu sergideki eserlerinizden ve eserlerinizin ‘’Orada Olmak’’ ile olan bağından bahseder misiniz?

İlker Yardımcı:
Eserler, birkaç heykel haricinde, son iki yılda üretildiler. Metallerle çalışmayı tercih ediyorum. Anlatımlarda yalın matematik ve evrensel formları kullanıyorum. Küre, küp, elipsoidler evrensel ortak bir koda sahipler ve bu anlatımlarım için önemli bir düzlem oluşturuyor. Buradan hareketle parça-bütün, boşluk ve doluluk ilişkileri ile yanılsamalar içeren anlatı ve kelimesiz bir iletişim dili oluşturmayı amaçlıyorum.
Oğuz Haşlakoğlu’nun emekleriyle yaşama geçen sunum yazısında ve Bozlu Art Project’te Utku ile gerçekleştirdiğimiz sanatçı konuşmasında “Orada Olmak” üzerine çok şeyler söyledik. “Orada Olmak” çağrışımsal olarak içeriğinde “Zaman, Mekan ve İnsan” barındırıyor. Başlığın fikir babası Utku Dervent ve bence kavramsal çerçevede içeriğinde heykeller olan bir serginin sunumu için doğru bir seçim olduğunu düşünüyorum. Bizim/eserlerin orada olmamızdaki amaç, Kosinski’den kısa bir süre için ödünç aldığımız bu başlığın mayasıyla, yazarın “Being There” isimli romanındaki metaforik anlatımı ve “Chance” karakterinin bizi sürüklediği ruh hali içerisinde, sergiyi izleyenlerin, eserlerin tınılarıyla/yansımalarıyla, kent içerisinde düşünsel olarak “Orada Olabilecekleri” bir boyut oluşturabilmektir.

Utku Dervent:
Sergide yer alan eserler, temaya uygun biçimde üretilmiş değil. Aksine, temanın eserleri kapsayan bir kavramsal bütünlüğe sahip olduğunu düşünüyorum. Bunun için Haşlakoğlu’nun yazısını okumanızı öneririm.

Sergide diğerlerinden ayrılan sizin için özel olan bir çalışmanız var mı? Onu özel yapan şey nedir?

İlker Yardımcı:
2005 tarihli “Prizmanın Telaşı” isimli heykelin özellikle yer almasını istedim. Sonraki yıllardaki arayışlar ve heykeller için bir referans olmasının yanı sıra bu çalışmanın üretim sürecinde yoğun bir doğaçlama duygusu yaşamıştım. Bu aslında hep peşinde olduğum özgün bir dilin ve rastlantısal bir anın anlatım biçimine dönüşebilmesiydi. Heykelin kendi gerçekliğini kazanması, yeni bir görüntü ve yeni bir fikir olarak var olması, öznel zamanın durduğu bir andır. “Prizmanın Telaşı” hikayenin başlangıcı olması nedeni ile özeldir.

Utku Dervent:
Sergide benim için özel olan bir eser yok. Ama uzun süredir sergi açmamış bir sanatçı olarak sergilenen tüm eserlerimin benim için yeni bir evrenin başlangıcı olduğunu söyleyebilirim. Daha kesin tanımlar koymak içinse henüz erken.

Sizi soyut ve geometrik formlara iten ne oldu?
Utku Dervent: Soyut ve geometri, yapı taşları olarak, eserlerimde kullandığım dilin grameriyle ilgili. Sergilenen eserler, önceki çalışmalarıma göre çağrışımlara daha açık bir yapıda. Çağrışımları dışarıda bırakmaya yönelen anlayışımda bazı değişiklikler söz konusu. Resimde “soyut” ve “figüratif” gibi kesin ayrımların bağlayıcılığını artık gereksiz ve sınırlayıcı buluyorum. Bu anlamda zihinsel ve aynı zamanda biçimsel bir dönüşüm evresinde olduğumu söyleyebilirim.
İlker Yardımcı: Geleneksel heykel, figüratif anlatımıyla durumunu size ifade eder. Heykelin işçilik yetkinliğindeki hazzı bir kenara alırsak izleyici genellikle sığ bir anlatımla baş başa kalır. Soyut; çağrışımlar ve algılara dayalı öznel bir dil ve anlatım olanağı sunuyor. Bu bana göre aslında Babil kulesinin yeniden inşasıdır. Soyut sanat; çok eskilerden tüm insanlar olarak ortak kullandığımız ve anlaşabildiğimiz bir dili arıyor. Trajik olan yolun çok başında olduğumuz gerçeği...

Gelecek projelerinizden biraz bahseder misiniz?
İlker Yardımcı: Bu sergi, kişisel olarak bir dönem sonu ve yeni bir dönem için başlangıç anlamını taşıyor. Heykellerde yalın anlatım ile ilgili arayışlarım devam edecek. Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Heykel Bölümü’nü yaşama geçirmek ve heykel alanında akademik çalışmaları ulusal/uluslararası düzlemde etkin duruma taşıyabilmek gelecek için yapılacak işler arasında.

Utku Dervent:
Yüzeyi ve yüzeydeki yanılsamaları, dilimin biçimsel yapısına uygunluğu dolayısıyla seviyor olmama rağmen yanılsamayı yüzeyden hacime doğru genişletmek gibi bir eğilim içerisindeyim son zamanlarda. Henüz taslak aşamasında olan bazı fikirlerim var. Umarım bir sonraki sergimde bunları izleyiciyle paylaşacağım.
Küratörlüğünü Özlem İnay Erten ve Oğuz Erten’in yaptığı ’Orada Olmak’ sergisi, 21 Şubat’a kadar Bozlu Art Project’te görülebilir.