Orada tiyatro var...

Neredeyse 70 yıl kadar önce başlamış, İzmir'in Urla ilçesindeki Bademler Köyü'nün tiyatro ile olan mecaresı.
Haber: Şehnaz PAK / Arşivi

İSTANBUL - Neredeyse 70 yıl kadar önce başlamış, İzmir'in Urla ilçesindeki Bademler Köyü'nün tiyatro ile olan mecaresı. Mustafa Anarat isimli bir subayın 1933 yılında ilkokul öğrencileriyle gerçekleştirdiği ortaoyunu Bademler Köyü'nün de tiyatroya
'merhaba' demesine vesile olmuş. Ağırlıkla öğrencilerin sahnelediği oyunlarla gelişimini
sürdüren Bademli'deki tiyatro hareketi, Anarat'ın köyden ayrılmasıyla da son bulmamış. Tersine köylülerce daha çok benimsenmiş ve tiyatroya daha çok sahip çıkılmış. 1950'li yıllardan itibaren kadın rollerini artık bayanların oynamaya başlamasıyla kendi içinde bir devrimi gerçekleştiren Bademler, bugün artık yerleşik bir sahneye sahip, 100'ü aşkın oyuna imza atmış, oyuncusu, ışıkçısı, suflörü, yönetmeni ve sıkı seyircisi olan bir köy. Türkiye'de örneği tek olan bu uzun soluklu tiyatro serüveninin kahramanı Bademler Köy Tiyatrosu geçtiğimiz günlerde Terakki Vakfı'nın gerçekleştirdiği '6. Gençlik Tiyatroları Festivali'nde amatör tiyatroların gelişimine sağladığı katkı nedeniyle 'Onur Ödülü'ne layık görüldü.
Yabancı oyun da sahneleniyor
Yılda iki veya üç oyunun oynandığı Bademler Köy Tiyatrosu'nda demokrasinin kesintiye uğradığı zamanlarda ya yeni oyun sahnelenmemiş ya da hiçbir yapıma imza atılmamış. İlk yabancı oyunu 1980'den sonra sahneleyen Bademler Köy Tiyatrosu'nun bugün geldiği noktayı tiyatronun sanat yönetmeni Seyfettin Şen şöyle açıklıyor: "Tiyatro binasına ihtiyaç 1950'lerden sonra duyuluyor. Tütün depolarında, kahvede ya da okulun geniş bir sınıfında oynanıyor oyunlar. 60'lardan sonra da sinema salonunda. Müthiş zorluklarla ama zevk alarak yapıyorlar tiyatroyu. 1969'da Bademler Köyü imecesi ile kapalı bir tiyatro binası yapılıyor. Ve o yaz köy, sahnesine kavuşuyor."
Zaman zaman onarıma giren tiyatro binasının bugün için kulis ve klima gibi iki önemli sorunu var: "1999 yılında Kültür Bakanlığı'ndan aldığımız parayla tiyatronun damını onardık, boyasını yeniledik. Ama yine kulisimiz ve klima yok. Yazın kavurucu sıcaklarında oyun oynayamıyor ve de seyirci çağıramıyoruz salona. Kışın soğuğunda da böyle bir şansımız yok. İlkbahar ve sonbaharda oynuyoruz ancak oyunlarımızı. Bu da çılışmaların aksamanısna neden olabiliyor." Seyfettin Şen bu bağlamda her türlü yardıma açık olduklarının da altını çiziyor: "Bu tiyatro yalnızca köye değil Seferihisar, Urla, Güzelbahçe hatta İzmir'e bile hitap ediyor. Bunun yanında dışardaki amatör tiyatrolar da gelip bizde oynamak istiyor. Klima ve kulis ise büyük meblağlar gerektiriyor. Türkiye'deki işadamlarının yardımına açığız, burası sonuçta Türkiye'nin övünç kaynağı."
Bademler'de öyle ya da böyle tiyatroya hizmeti geçmiş, teksti, ışığı ve oyun seyretmesini bilen bir seyirci kitlesi olduğunu ifade eden Seyfettin Şen, profesyonel tiyatrocuların kendilerini yalnız bıraktıkları için biraz da sitemkâr:
"Yalnızca Ferhan Şensoy bizi aradı ve İzmir turnesi sonunda geleceğini söyledi. Müjdat Gezen de gönderdiği mesajla bize destek verdi. Bunun biz de yarattığı motivasyonu anlatamam. Bu köye Yıldız Kenter, Haldun Dormen gibi ustalar geldi.
Ama 80'den sonra kimse uğramaz oldu."
Oyunlarını üç ya da altı aylık bir çalışmanın ardından seyirci karşısına çıkaran Bademli Köy Tiyatrosu'nda genellikle yapımlar ekip çalışmasının sonucunda şekilleniyor. Bu yıl 'Karanlıkta İlk Işık, Kubilay' oyununu sahneleyen Bademler Köy Tiyatrosu önümüzdeki sezon da Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Dramatik Yazarlık Bölüm Başkanlığı ve Ankara Ekin Tiyatrosu işbirliğiyle ortak bir projeye imza atacak.