Orhan Pamuk resimleriyle İstanbul Bienali'nde...

Orhan Pamuk resimleriyle İstanbul Bienali'nde...
Orhan Pamuk resimleriyle İstanbul Bienali'nde...
Dün Venedik Bienali'nde Orhan Pamuk bir konuşma yaptı ve uluslararası sanat çevrelerini İstanbul Bienali'ni desteklemeye çağırdı. Venedik'teki toplantıda öğrendik ki Pamuk resimleriyle Bienal sanatçıları arasına katılıyor. Masumiyet Müzesi de bienal mekanlarından biri... Pamuk'un bir martı resmi 2013 yılında 20. İstanbul Caz Festivali'nin afişinde kullanılmıştı.
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

Vendik’te dün, Büyük Kanal’a bakan şık saraylarından birinde Orhan Pamuk’u dinledik. İstanbul Bienali Hamileri ve Dostları grubunun onursal başkanı olarak bir konuşma yaptı ve salondaki uluslararası sanatsever topluluğu İstanbul Bienali’ni desteklemeye çağırdı. Pamuk, "Lütfen 14. İstanbul Bienali’ni destekleyin. Bu son derece benzersiz, fazlasıyla dikkat çekici ve özel bir bienal olacak” dedi. 


Uluslararası sanat etkinliklerini takip ettiğini bildiğimiz Orhan Pamuk’u daha önce de Venedik Bienali’ni gezerken görmüştüm. Hatta geçen bienalde karşılaştığımızda biraz şaşırmış gibi yapmıştım, o da “Neden şaşırıyorsunuz, unutmayın benim artık bir müzem var” diye şakayla karşılık vermişti. Dün öğrendik ki Orhan Pamuk sadece İstanbul Bienali’ni desteklemekle kalmıyor, bu kez müzesi ve yaptığı resimlerle bir parçası oluyor. Masumiyet Müzesi, bienalin mekanlarından biri olacak. Orhan Pamuk da yaptığı resimlerle bienale sanatçı olarak katılacak. Yaptığı bir martı resmi 2013 yılında 20. İstanbul Caz Festivali’nin afişinde kullanılan Pamuk’un resimleri İstanbul Modern’deki ana sergide yer alacak. Evet, bu yıl 5 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek İstanbul Bienali, überküratör Carolyn Christov Bakargiev yönetiminde hiç sınır tanımayacak gibi görünüyor. En azından coğrafi anlamda. Bienal tam bir infilakla kentin her köşesine dağılacak. Bienal mekanları arasında Büyükada da var, Rumelihisarı da Arter de...


Orhan Pamuk'un martı deseni 2013 yılında İstanbul Caz Festivali'nin afişinde kullanılmıştı.


GÖÇMENLİK, TEKNOLOJİ VE DELİ DALİ
Gelelim Venedik Bienali’ne. Bu yıl 56. kez düzenlenen bienalin ana sergisi ‘Dünyanın Bütün Gelecekleri’ başlığıyla düzenleniyor. Küratörü, bienal alanında gezerken, siyah takım elbiseleri içinde sandviç kuyruğunda gördüğümüz Nijeryalı sanat eleştirmeni Okwui Enwezor. Türkiye’den Kutluğ Ataman ve Meriç Algün Ringborg’un katıldığı ana sergiyi bir sonraki yazıya bırakıp ulusal pavyonlardan söz edelim.
Venedik’te bu yıl ulusal pavyonların önünde alışılmıştan da kısa kuyruklar vardı. Bunu ilginin azlığına değil de sergilerin hızlı görülebicek gibi olmalarına da bağlayabiliriz. Japonya pavyonunda anahtarlar ve kırmızı iplerle müthiş bir düzenleme yapan Chiharu Shiota’nın işi kuşkusuz ulusal pavyonların olduğu Giardini’nin en estetik, en şiirsel işiydi. Polonya pavyonu, Norveç beğeni toplayan yerler oldu. Venezüela’nın Latin Amerika gerilla geleneğini biraz Gerillagirls tarzında tiye alan pavyonu da içindeki işlerle güzeldi. Almanya, neyse ki göçmen meselesini hatırlatan bir sergi görmemi sağladı. Devasa yapıyı mimari olarak yeniden düzenleyen sergi, konuya hiç değilse Tobias Zielony’nin The Citizen adlı işiyle değiniyordu. Belçika’nın ulusal pavyon fikrine karşı çıkan sanatçısı Vincent Meessen ile bir nevi uluslararası sergi kurması iyi fikir. Ama hepsi Afrika’dan çağrılan sanatçılarla sonuçta bakması güzel ama anti kolonyalist hali içsıkıcı bir sergiye dönüştüğü muhakkak.

Her sene ‘bizde Samsung var, teknoloji var’ demekten sıkılmayan Koreliler de bu takıntılarıyla iç sıkıyor. Hem de nefis fütüristik video enstelasyona rağmen. Genç bir kadını bir uzay üssünde gösteren Moon Kyungwon ve Jeon Joonho imzalı iş seyri güzel ve seyrederken Hüseyin Çağlayan videolarından Milla Javovich, hatta Tom Cruise bilim kurgularına kadar bildik bir sürü şeyi çağrıştıran bir iş... İspanya’nın Salvador Dali’den günümüz sanatçılarına bütün tabu deviren sahte ya da gerçek çılgınları biraya getirdiği ve güzel düzenlenmiş pavyonu da gördüklerim arasında öne çıkanlardan biriydi. Yaşlanmış İngiliz gençler bienale katılmaktan vaz geçmeyecek gibi görünen İngiltere pavyonunun içinde bu sene Sarah Lucas’ın eserleri, önünde ise benim beklemeyi göze alamayacağım kadar uzun bir kuyruk vardı.