Ormanların asil ve öksüz çocuğu: Zagor

Ormanların asil ve öksüz çocuğu: Zagor
Ormanların asil ve öksüz çocuğu: Zagor
Seneye 50 yaşında olacak Zagor'un çizeri Gallieno Ferri, TÜYAP Kitap Fuarı için İstanbul'a geldi. Tam o esnada atıyla oradan geçmekte olan Metin Üstündağ, sinyör Ferri'yle kısa bir söyleşi yaptı.

Sinyor Gallieno Ferri, biliyor musunuz, ülkemizde birçok kişinin okuduğu ilk ve tek kitap belki de Zagor olabilir! Ders kitapları içinde gizli gizli Zagor okuyarak büyüdük biz.
Evet, evet. Türkiye ’de, Balkan ülkelerinde ve Brezilya’da mesela, Zagor’un hâlâ çok okunduğunu, sevildiğini biliyorum. İtalya ’da da çocuklar sizin gibi gizli okurdu çizgi romanları. Çizgi romanların ruhuna uygun bir durum belki de bu. Hatta onları çekici ve ayrıcalıklı kılan bir şey bu. Çizgi roman, anime gibi değil. Çizgi roman hiçbir zaman ölmeyecek, çünkü ona dokunuyorsun. Sayfalarını kokluyorsun. Rafa kaldırıyorsun, sonra isteyince tekrar alıp okuyorsun. Özel bir şey bu. Anime, televizyon gibi gelip geçici.

Zagor fikri nasıl ortaya çıktı üstat?
Zagor, arzu ve istekle ortaya çıktı. Aslında ben mühendisim, teknisyenim. On sene kadar Fransa ’ya çizimler yaptım. Sonra bir gün bir gazetede ‘çizgi roman için ressam aranıyor’ ilanını gördüm. Sergio Bonelli’ye çizimlerimi gönderdim, beğendi, onun senaryosuyla Zagor, 1961 yılında ortaya çıkmış oldu.

Nasıl bir bünyedir bu Zagor? Neden çok sevildi sizce?
Zagor, karakterini ortaya çıkarırken sokakta, her gün her yerde rastlayabileceğimiz birisi olmasına çok dikkat ettik. Herkesin başından geçebilecek bir hikaye içinde, ailesine karşı bitmeyen bir özlemi var. Saflık ve temizliği öne çıkarmaya çalıştık. Ona çok asil bir ruh ve karakter kattık sanıyorum.

Annesini babasını çok küçükken, hem de gözleri önünde hunhar bir cinayetle kaybetmesi, Darkwood ormanlarında öksüz kalması, içinde dinmek bilmeyen intikam ateşi... Zagor’la özdeşleşmemize sebep olabilir mi, şeker abicim?
Olabilir. Diğer çizgi kahramanımız Mr. No, daha teknik yaklaşır olaylara mesela. Zagor, his ve davranışlarını İtalyanlık’tan aldı. Macerasever fantastik yanlarını ise Tarzan’dan, Kızılmaske’den filan. Hikaye, Amerika’da geçiyor ama kahramanımız aslında Akdenizli. Serüvenleriyle dünyayı dolaşıyor. Bazen kötü Kızılderililerle, bazen vampirlerle, uzaylılarla mücadele ediyor ama hep sonunda Darkwood ormanlarına, yani evine, ailesine geri dönüyor.

Bir de obur kankası Çiko, var..
Zagor’un en yakın dostu Çiko, Meksikalı bir soylu ve tam adı ‘Cico Felipe Cayetone Lopez Martinez Gonzales’. Evet, obur. İlk başlarda korkak biri gibi görünse de yeri geldiğinde dostları için hayatını tehlikeye atmaktan çekinmeyen sempatik, esprili, kültürlü bir karakter olarak serüvenlere renk katıyor. Çiko, hikayenin mizah tarafını karşılıyor. Çiko, Zagor’un dert ortağı, ailesi, her şeyi. İlk bölümden itibaren Çiko hep yer aldı maceralarda. Çizgi romanda komedi ve macera dozlarını iyi ayarlamak lazım.

Bugüne kadar kaç sayfa Zagor çizmişsinizdir hocam?
-Her ay 30 sayfadan, 50 yılda kaç sayfa eder, hesaplayın. Ben sadece çiziyorum. 2011’de Zagor 50 yıldır çiziliyor olacak. Başka bir kahraman yok böyle. 80’i aştım ama hâlâ her gün çiziyorum. Senaryoya çizime yardımcı olan arkadaşlarımız var ama yine büyük iş bizde. Alışkanlığın gücü bu. Bir de evim deniz kıyısında, sörf ve yelken sporu yapıyorum. İçkim, sigaram, gece hayatım yoktur. Mickey Mause çizmiyoruz, Zagor bu. Büyük emek istiyor.

Zagor niye ‘Ahhhhyyyaaakk’ diye bağırıyor peki?
Benden duyduğunuzu söylemeyin, sadece bir dedikodu bu. Yani yazar arkadaşım Bonelli, o kelimeyi bir deterjan markası isminden bozarak uydurmuş aslında.

Zagor mu önce çıktı, Spagetti Western mi?
Zagor daha önce.. Çok etkiledi Spagetti Western fimlerini Zagor.

Türkiye’de, İtalya’dan önce çekildi belki de Zagor filmi! 1970-71 yılları arasında üç Türk Zagor filmi çekilmiş, seyrettiniz mi hiç? Bir tanesini yarısına kadar seyrettim. Kayıtı çok kötüydü, pek bir şey anlayamadım.

Biz çocukken “Zagor Tenay Türk” dedilerdi, doğru mu paşam? 
Za-gor Ten-ay, Kızılderili Algonkin Kabilesi dilinde ‘Baltalı İlah’ demek. Yani maalesef Türk değil.
Olsun, biz yine de çok seviyoruz Zagor’u. Elinize sağlık hocam. Daha nice maceralara..
-Ahhhyyyaaakkkk!!!


    ETİKETLER:

    Fransa

    ,

    İtalya

    ,

    Türkiye

    ,

    İntikam

    ,

    kitap