Örtülen bir cinayetin ardından

"Bu olayı ilk kez otuz yıl kadar önce, Orson Welles'ten duyduğumda kulaklarıma inanamamıştım.
Haber: MEHMET BASUTÇU / Arşivi

LOCARNO - "Bu olayı ilk kez otuz yıl kadar önce, Orson Welles'ten duyduğumda kulaklarıma inanamamıştım. 1924 yılında, Hollywood'un ünlülerinin gezintiye çıktığı lüks bir yatta, kıskançlık nedeniyle işlenen bir cinayet, intihar süsü verilerek hasır altı edilmiş, polis dosyayı hemen kapatmış, basın da olayı araştırmak şöyle dursun, iki satırla geçiştirmişti. Çünkü, cinayeti işleyen, o yatın sahibi, zamanın güçlü basın kralı William Randolph Hearst'ten başkası değildi! Öldürdüğü kişiyse, Thomas H. Nice adlı genç bir yapımcı-yönetmen ve senaryo yazarıydı.
'Hedef Şarlo'ydu!'
Bu korkunç olayın başka bir ilginç yanı, Thomas H. Nice'ın, Charlie Chaplin'in yerine yanlışlıkla öldürülmüş olmasıydı! William Hearst, sırılsıklam âşık olduğu sevgilisi oyuncu Marion Davies'e, çapkınlıklarıyla ünlü Chaplin'in kur yaptığını biliyordu...
Orson Welles bu gerçek olayı filminde kullanmak istemiş, ancak vazgeçmişti. Sonra konuyu araştıran tiyatro yazarı Steven Peros'un kaleme aldığı oyun, Los Angeles'ta küçük bir tiyatroda sahnelendi... İlginç rastlantılar sonucu, bu gerçek öykü yıllar sonra bir film tasarısı olarak yeniden önüme gelince, söz konusu oyundan yola çıkarak senaryoyu yazdık. Aslında, güncelliğini koruyan bir konu bu. Bugün de bilmediğimiz ve hiç duymayacağımız birçok cinayet işlenmiyor mu?
Basın, kamuoyunu dilediği gibi yönlendirmeyi ya da bilgisiz bırakmayı seçmiyor mu? Birkaç yıl önce O. J. Thomson olay çevresinde oluşan medyatik manipülasyonlar bütün dünyayı etkisi altına almadı mı?"
Bu sözlerin sahibi, sekiz yıl süren bir sessizlikten sonra, 'The Cat's Meow'la (Kedi Miyavlaması) Locarno'da izleyici önüne gelen Peter Bogdanovich, klasik reçetelerle kotarılmış düzgün bir geniş kitle sineması gerçekleştirmiş.
'The Last Picture Show' 1971), 'Nickelodeon' (1976) ve 'Mask' (1985) gibi tanınmış filmlerin yönetmeni Bogdanovich, önemli bir konuya parmak basan bu yarı belgesel konunun, kişisel düzeyde de kendisini etkilediğini söylüyor.
Gerçekten de, 1980'de, ilişki kurduğu güzel bir kapak kızı Dorothy Stratten, kıskanç erkek arkadaşı tarafından vurulmuş; genç
adam, daha sonra silahını kendine çevirerek intihar etmişti. Bu olayın yalnız özel yaşamını değil, sanat yaşamını da olumsuz yönde etkilediğini itiraf ediyor Bogdanovich...
Kişisel çıkarlar ön planda
'The Cat's Meow'da anlatılan olay akıl alacak gibi değil, demeyin. Gerçek olduğundan kuşkunuz olmasın. Bu cinayetin tanığı olan 'ünlü' kişilerin kişisel çıkarlarını gözeterek olaydan söz etmemeleri, hatta, aralarında tanınmış bir gazetecinin de bulunduğu bir bölümünün, sessiz kalmanın karşılığını W. Hearst ile pazarlık konusu bile yapması, ne yazik ki, insan doğasının
'anlaşılabilir' zayıflıklarından kaynaklanmıyor mu?
Bu tür olaylarda basının oynadığı önemli rolü biliyoruz. Kimi basın krallarının,
İtalya'da Berlusconi örneğinde olduğu gibi iktidara bile gelebildiğini de görüyoruz. Bu nedenlerle olsa gerek, Locarno Film Festivali'ndeki İtalyan gazeteciler, filme herkesten fazla ilgi gösteriyor. Ne mutlu ki, William R. Hearst, o zamanlar ABD Başkanlı'ğına heves etmemiş diyesi geliyor insanın.