Oscarlı oyuncu Patricia Arquette: İnanamadım!

Oscarlı oyuncu Patricia Arquette: İnanamadım!
Oscarlı oyuncu Patricia Arquette: İnanamadım!
12 yılda çekilen 'Boyhood'daki rolüyle Oscar'da en iyi yardımcı kadın oyuncu Oscar'ını kazanan Patricia Arquette, "Gerçekten çok tuhaf ve şahane bir duygu! Tuhaf çünkü aradan geçen 12 yılda hiç bitmeyeceğini düşünmeye başlarken birden karşınızda film" diyor. Patricia Arquette, "Babam sonradan Müslüman olmuştu, yani küçükken sahura da kalktım, oruç da tuttum. Yahudi annem Budizm'i de benimsemişti ama bizi Katolik okuluna gönderdiler. Kısaca her türlü din ve kültürün kucaklandığı bir ortamdaydık" diyor.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR - esin.sinema@gmail.com / Arşivi

Hollywood'un en yetenekli kadın oyuncularından güzel insan Patricia Arquette, “Çocukluk/Boyhood” filmindeki bekar anne rolüyle Oscar’da en iyi yardımcı kadın oyuncu dalının tartışmasız favorisiydi. “Gerçek Romantik'ten 'Kayıp Otoban'a şahane filmlerin başrol oyuncusu ve insan hakları savunucusu Arquette, iki yıl önce 32. Istanbul Film Festivali'nin konuğu olarak geldiğinde neşeli ve alçakgönüllü tavırlarıyla herkesi fethetmişti. Meğerse 12 yıllık “Çocukluk” filmini bitirip öyle gelmiş ama sır vermemiş. Geçtiğimiz yıl Altın Ayı için yarıştığı Berlin'de biraraya geldiğimizde İstanbul günlerinden bahis açıyor, kendi çocukluğuna dönüyor, akıl değil hislerimin insanıyım diyor.

Oscar'lar sahiplerini buldu!

Fotoğraflarla 2015 Oscar ödül töreni


12 yıl emek verdikten sonra ilk kez izlediğinizde neler hissettiniz?
İnanamadım! Gerçekten çok tuhaf ve şahane bir duygu! Tuhaf çünkü aradan geçen yıllarla hiç bitmeyeceğini düşünmeye başlarken birden karşınızda film! Ricky (Yönetmen Richard Linklater) galadan çok önce ekibe izlettireceğini söyledi ama ben sinemada, seyirciyle birlikte izlemek istedim. Galiba hazır değildim! Zaten çekimler de bitsin istemedim.

O kadar yılda birlikte büyümüşsünüzdür. Filmin bitmesini istememek, büyümenin sembolik de olsa yarım kalacağını düşünmekten mi?
Herhalde! Çünkü normal, bildik bir film süreci değildi, Ve evet, filmdeki öykünün devamı var, bir 12 yıl daha yaşarsak sürebilecek doğal bir süreç. Çok kişisel bir yolculuk oldu. Birbirimize ve yıllık buluşmalarımıza çok alıştım. O kadar yıl hayatımızdan ritmik olarak bir dönem ayırdık. Filmi izlerken, sahne arkasında neler yaşandığı da aklıma geldi bir yandan; 'şu sırada kızıma hamileydim, evlendim, boşandım, Ethan'ın (Hawke) çocukları oldu' gibi binlerce anı üşüştü. Çocuk oyuncuların büyümesine tanık olduk, onlar da bizim yaşlanmamızı, hayatımızdaki değişiklikleri gördü. Herkes bir arada büyüdü yani!

Peki bu proje nasıl başladı?
Çok daha öncesinde Ricky'yle bir partide tanıştık. Filmlerini çok beğendiğimi söyledim, o da beni oyuncu olarak beğeniyormuş, konuştuk. Ben çok erken yani 20 yaşında anne oldum ve çocuğumu kendim büyüttüm, bunları konuştuk. Yıllar sonra beni aradı ve 'Önümüzdeki 12 yıl için programın nedir?' diye sordu! Çok şaşırdım, 'bir espri yapıyor ama anlamıyorum' diye düşündüm. Derken bu projeyi anlattı ve anında kabul ettim! Bir gün onunla mutlaka çalışmak istiyordum zaten ama böylesine özel bir şey olacağı hiç aklıma gelmemişti.

Bir oyuncunun bu kadar yıllık bir projeye kalkışması pratikte zor değil midir, nasıl yaptınız?
Aslında her yıl birkaç hafta ayırmak çok çok zor olmadı. Ama tabii ki her yeni projede önce Ricky'yi arayıp danışıyor, yeni çekim tarihlerini soruyordum. Yeni bir rol kabul ederken de bunu gösteriyordum. Tatil programlarını da buna göre ayarlıyordum. Öncelikli olan bu projeydi. Çok severek çalıştığım TV dizisi “Medium” yorucuydu ve bu filmin setine kaçmak şahane bir değişiklik oluyordu bana. Bir oyuncu olarak arada farklı roller oynamak, rutinden çıkmak iyidir.

İki yıl önce Istanbul Film Festivali'ne konuk olarak geldiğinizde sizinle söyleşi yaptığımızda bu filmden hiç bahsetmediniz. Konuşmanız yasak mıydı?
Evet. Anlaşmamız vardı, hiçbir oyuncu bahsetmeyecekti. Her yıl hevesle çekimlerine koştuğunuz bir filmle ilgili ağzınızı sıkı tutmak zor. Gerçi elimizde hiç senaryo olmadı. Yani bir yıl sonra neler olacak, ne oynayacağız bilmiyorduk. Arada Ricky'yle çekimler öncesi konuşuyor, neler olmalı gibi fikirler yürütüyorduk. Kendi hayatımızdan olayları paylaşıyor, doğal bir eğri yaratmaya çalışıyorduk. Çocukların büyümesi, anne ve babanın ayrı düşmesi gibi deneyimlerimizi paylaşıyorduk.

Çekimler arasındaki zaman farkı oyunculuğunuz açısından zor oldu mu?
Belki biraz. Ama ben zaten akıl insanı değilim, oyunculuğumda yolumu da içgüdülerimle, iç sesimi dinleyerek ilerlemeye çalışıyorum. Hayatta da akıl değil hislerin insanıyım zaten. Tabii ki yılda bir kez buluşmak, çoluk çocuk hatır sormak filan çok keyifli ama sonuçta evet bir devamlılık tutturmak zorundasınız. Yine de zor olmadı. Aslına bakarsanız, 30 yaşında 45 yaşındaki birisini oynamanın adı 'oyunculuk'tur ama yaşınızı oynadığınızda farklı bir algı ve bilgelikle hareket ediyorsunuz bence. Yani zorluk çekmedim. Çocuk oyuncular için daha zor olmuştur, resmen kamera önünde büyüdüler.

Sizin çocukluğunuz nasıldı?
Hareketli bir evde büyüdüm. Sanatçı ve aktivist bir ailenizin olması çok hoş ama bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Babam oyuncu annem şairdi, dolayısıyla evde büyük bir ego çatışması yaşandı maalesef. Ama her şeye rağmen yaratıcılığımızı destekleyen, bizi besleyen bir ortamda büyüdük, kardeşler de birbirimize sahip çıktık. Seninle Istanbul'dayken konuştuğumuz üzere babam sonradan Müslüman olmuştu yani küçükken sahura da kalktım, oruç da tuttum. Yahudi olan annem Budizm'i de benimsemişti ama bizi Katolik okuluna gönderdiler. Kısaca her türlü din ve kültürün kucaklandığı bir ortamdaydık. Tanrıya inanıyorum ve bence bütün dinler kutsaldır. Ama önemli olan içsel ritüellerdi, yani kimseyi haksız yere kırmayacaksın, hakkını yemeyeceksin.

Gençlik ve güzelliğin saplantı olduğu Hollywood'da bir oyuncu olarak kamera karısında yaşlanmak cesaret işi değil mi?
Evet, Hollywood'da kırışıklarınızı göstermek hakkınızda iyi olmaz, ne de olsa gençlik kavramına tapılıyor. İşte biraz da bu nedenle kendini 'büyürken' ve yaşlanırken izlemek eşsiz bir deneyim! Çünkü yaşlanmak en doğal süreç. Bunu söylemek iyileştirir insanı! Tabii ki izlerken önce ne kadar genç olduğunuzu görmek çok hoşunuza gidiyor. Sonra da 'hay allah ne kadar çökmüşüm' dedirtecek bir süreci izlemek tuhaf. Ama yaşlanmanın da hoşlukları var. Bunu doğal bir süreç olarak kabul edip benimsediğiniz zaman hayat farklılaşıyor.

Bu süreçte neler öğrendiniz?
Umarım daha iyi bir insan olarak kendimi büyütmeyi becermişimdir. Yaşadıklarımdan her zaman ders almak istemişimdir, bu süreçte de önemli şeyler yaşadım. Özel yaşamımda ve oyunculuk alanında çok şeyler oldu ama sonuçta hep minnettar oldum. Hayatta en önemlisi ve bu filmden bana kalan da 'hayatta daha az kırgın olmak ve kalbini daha çok açmaya çalışmak' oldu. Çocuklarım, severek yaptığım bir işim, kimseye muhtaç olmadan ve hesap vermeden yaratabildiğim bir hayat var, çok şükür.