Oscar'lı yıldız Reese Witherspoon: Küçükken erkek fatmaydım!

Oscar'lı yıldız Reese Witherspoon: Küçükken erkek fatmaydım!
Oscar'lı yıldız Reese Witherspoon: Küçükken erkek fatmaydım!
Türkiye'de 6 Şubat'ta vizyona girecek 'Wild' (Yaban) filminde yaklaşık uzun bir doğa yürüyüşüne çıkarak yaşadığı üzücü olaylardan kaçmaya çalışan bir kadını canlandıran Oscar'lı yıldız Reese Witherspoon, Radikal'in Hollywood muhabiri Dr. Aida Takia O'Reilly'e konuştu. Filmdeki rolüyle Altın Küre'ye aday olan ve Oscar'ın da muhtemel adayları arasında bulunan Witherspoon, filmi çekerken yaşadığı zorluklardan aile hayatına kadar pek çok konuyu anlattı.
Haber: Aida Takia-O?Reilly - aidatakla@gmail.com / Arşivi

Hollywood’da genellikle ‘güzel sarışın’ rolleri üstlenen Reese Witherspoon, ilk kez bu kadar derinlikli bir filme karşımıza çıkıyor. Türkiye ’de 6 Şubat’ta gösterime girecek Wild (Yaban) filminde Witherspoon, yaklaşık 2 bin kilometrelik uzun bir doğa yürüyüşüne çıkan, bu sayede yaşadığı üzücü olaylardan kaçmaya çalışan bir kadını canlandırıyor. Cheryl Strayed’in ‘Wild: From Lost to Found on the Pacific Crest Trail’ (Yaban: Pasifik Dağ Yolu’nda Kaybolmak ve Bulmak) aynı adlı romanından uyarlanan filmde Witherspoon, Cheryl karakteriyle karşımıza çıkacak. Hollywood muhabirimiz Dr. Aida Takia O’Reilly Witherspoon’la bir araya geldi ve filmi çekerken yaşadığı zorluklardan aile hayatına kadar pek çok konuyu konuştu.

‘Wild’ filminin konusu duygusal acı ve bununla baş etme yöntemleri hakkındaydı. Role hazırlanırken nasıl araçlar kullandınız? Kamuya mal olmuş bir insan olarak bu role hazırlanmak zor olmuştur diye tahmin ediyorum.Kesinlikle. Daha önce basına yansıyan ve yansımayan sorunlar yaşadım. İnsanlar bazılarını biliyor, bazılarını ise bilmiyor. Kimsenin gelip de sizi kurtarmayacağını, sizin kendi kendinizi kurtarmanız gerektiğini anladığınız an, bu dünyada ne kadar yalnız olduğunuzu da anlıyorsunuz. Bunu hepimiz yaşamışızdır. Hiçbir ilişki, ya da yeni bir bebek, ya da çocuk, sizin hayatınızı düzeltemez. Anneniz ya da babanız da sorunlarınızı çözemez. Sanırım bana en çok yardımı dokunan şey o sıralar bir kitap okumaktı ve filmdeki Cheryl karakteri de bunu yapıyordu. Hayatımı değiştiren bir kitap olmuştu. Kitapta daha önceden aklıma gelen, ancak zihnimde tam olarak oturtamadığım bazı fikirler yer alıyordu. Cheryl’in yazdığı kitabın da büyük bölümü içinizdeki gücü keşfetmekle alakalı. Sinema filmleri çekerken, ya da başka sanatçılarla çalışırken de bu konuda pek çok çıkarım yapabiliyorum.


ABD’de ve yurtdışında sürekli göç konusu konuşuluyor. Bu filmden önce Sudanlı insanların hayatları hakkında bilgi sahibi miydiniz? Filmi yapmak bu konudaki fikirlerinizi değiştirdi mi?“Sudan’ın Kayıp Çocukları” denilen çocuk askerler hakkında çok az şey biliyordum. Birkaç dergide makale okumuştum ve 60 Minutes programında bu konuda bir şey izlemiştim. Ancak hepsi buydu. Senaryoyu ilk kez okuyana dek, olayın boyutlarını tam olarak anlayamamıştım. Filmde de gerçek göçmenlere rol verildi. Onlarla sette vakit geçirdim ve çocuk askerler oldukları zamanlarla ilgili hikayelerini dinledim. Bazıları 7 yaşından itibaren sığınma kamplarında yaşamış ve yetim kalmış. Bu hikayelerden çok şey öğrendim. Filmin bir kısmı Kakuma Sığınma Kampı’nda geçiyordu ve ben de kampı ziyaret ettim. Evinden uzakta yaşamak zorunda olan sığınmacıların gerçekte neler yaşadığını gördüm. Kesinlikle gözlerim açıldı diyebilirim. Oradaki insanlara iyi bakılıyordu ama, yine de çıkışı olmayan bir noktada kalakalmışlardı. Gidecek bir yerleri yoktu. Düşünsenize; betonun üzerinde yaşayan, çocuklarının üzerine muşamba örtmek zorunda kalan 250 bin kişiden bahsediyorum. Ama filmle gurur duyuyorum. Çok güzel bir film oldu ve bu konuya ışık tutması açısından da başarılı oldu.

Şahsen ben doğa yürüyüşlerini hiç mi hiç sevmem. Bu yüzden size sormak istiyorum: Doğa yürüyüşleriyle aranız nasıl?Aslında ben dışarıda yapılan aktiviteleri çok seviyorum. Tennessee’de büyüdüm ve genelde dere kenarlarında ve ormanlarda yürüyüş ya da koşu yaparak büyüdüm. Küçükken ağabeyimi her yerde takip ederdim. Birazcık da erkek fatmaydım sanırım. Ama filmin fiziksel kısmı gerçekten zorluydu. Bazı günler çok zorlandım. Hava soğuk ve yağışlı oluyordu. Ama dışarıda olmayı seviyordum. Wild filminde ilginç bulduğum nokta şu oldu: Baş karakterin sırt çantasıyla gezmek konusunda fazla deneyimi yoktu. Bu yüzden de ne yaptığını tam olarak bilmiyordu. Bu yüzden hikayeyi bu bakış açısıyla ele almak oldukça ilginçti. Filmin sadece doğa yürüyüşlerini seven insanlara yönelik olduğunu düşünmüyorum. Filmin konusu, öğrenme süreci.

Çıktığınız en uzun doğa yürüyüşü ne kadar sürmüştü?Ortaokuldayken bir okul gezisine gitmiştik ve 3 günlük bir yürüyüş yapmıştım.

Peki kendi kendinize kaldığınız ve kendinizi bir sınavdan geçirdiğiniz bir an yaşadınız mı?Eh, anne olunca kendinize pek de zaman ayıramıyorsunuz tabii. Sanırım bu da Cheryl’in filmde ve kitaplarda bahsettiği şeylerden bir tanesi. Kadınlar hayatlarını öylece bırakıp da doğa yürüyüşlerine çıkamazlar. Ben de filmden önce haftalarca ormana gidip o havaya girebilmek isterdim, ama ben bir anneyim. Hayatımın bir döneminde kendimi keşfetmek amacıyla tek başıma yolculuklara çıkmıştım. Bence insanların böyle yolculuklar yapması, daha önce gitmedikleri bir yere gitmesi önemli. Yolculuk isterse bir hafta sonu sürsün, isterse de 4 gün… Bence burada önemli olan kendi kendinize kalmak. Ama bu tip ihtiyaçlar göz ardı edilebiliyor.

Peki evde çocuklarla durum nasıl? 3 çocuğunuz var ve bir tanesi de henüz bebek. Diğer 2 çocuğunuz bebekle ilgili yardımcı oluyor mu? Ya da bebeğe alışabildiler mi?
Çocuklar gittikçe büyüyor. Ava 15’ine girdi, Deacon ise 11 yaşında. Yeni doğan erkek kardeşlerini de çok seviyorlar. Hayatlarındaki bu yeni rolü üstlenmelerini izlemek hoşuma gidiyor. Evimizi şu an bebek yönetiyor. Kendisi bizi patronumuz gibi, biz de o ne derse onu yapıyoruz. (Gülüyor) Yaşı büyük çocuklarınızın bakım işlerini üstlendiğini görmek harika. Şimdi her şey daha da kolay hale geliyor. Ava doğduğunda yalnızca 22 yaşındaydım. Kimseden yardım almadım ve annem de başka bir eyalette yaşıyordu. Her şey çok zor olmuştu. Şimdi ise Ava bebek için ikinci bir anne gibi. Onun bakımına yardımcı oluyor, banyosunu yaptırıyor ve her şey çok daha kolay hale geliyor.

Çocuklarınızla neler yapıyorsunuz?Hepsinin çok farklı hobileri var. Ama hep beraber sahile gitmeyi seviyoruz. Ava patene binmeyi seviyor ve bu çok eğlenceli bir hobi. Deacon bisiklete binmeyi seviyor ve golfe de büyük bir ilgi duyuyor. Hep beraber golf oynamaya gidiyoruz. Bebek de bu ara Deacon’ı taklit etmeye bayılıyor ve o da abisi ne yaparsa aynısını yapıyor.

Aileniz dışında kiminle böyle bir doğa yürüyüşüne çıkmak isterdiniz?Çok güzel bir soru. Aklımdan pek çok filozof geçiyor ama, sanırım Eleanor Roosevelt ile bir yürüyüş yapmak güzel olurdu. O çok akıllı ve nüktedan bir kadındı. Çok güzel sözler ediyordu ve olaylara belli bir derinlikle yaklaşıyordu. Ülkemizdeki pek çok değişim için de öncü olmuştu ama muhtemelen onun ne kadar bilge bir insan olduğunu tam olarak idrak edemiyoruz. Onunla bu tip bir yürüyüş yapmak çok iyi olurdu. Ama başkalarını da sayabilirim tabii. Mesela Elvis Presley de iyi olurdu. Hem çok yakışıklı biri hem de çok yetenekli.