Othello'nun şiddeti ve üst komşu

Othello'nun şiddeti ve üst komşu
Othello'nun şiddeti ve üst komşu
Beliz Güçbilmez'in yazdığı İlkay Kayku ve Özgün Çınar'ın oynadıkları Mek'an tarafından sahnelenen 'Othello! Bir İntikam Provası' için bugün son şansınız... 'Gerçeklikle çarpışma' ve toplumsal sorumluluk gibi meselelerini de masaya yatıran başarılı bir oyun.
Haber: SÜREYYA KARACABEY / Arşivi

Burada başka bir şey vardı. 

Rol durumunu gerçeklikle karşı karşıya getirmenin artık yeni tiyatroda asal yönelim olduğunu biliyoruz, oyuncunun sahnedeki mevcudiyetine vurgu yapan oyunların temsil meselesini problem olarak gören tiyatrocuların bir tercihi olduğunu da ve sahicilik teminatının ne yapılırsa yapılsın başka tür bir “kurgusal sözleşmeyle” gerçekleştiğini de. Kuşkusuz bu tür bir karşılaşmada farklı türden bir deneyim, eski seyir deneyiminin yerini almakta, bir yerde birlikte bulunmanın yarattığı “varlık üretimi” kurmacanın dışına çıkıldığı anlarda mümkün ama ben şimdi bunlardan söz etmeyeceğim.

Mek’an’ın  Othello! Bir İntikam Provası sözünü ettiğim türden bir oyundu, Beliz Güçbilmez’in yazdığı (Nermin Yıldırım’ın bir öyküsünden motiflerle) ve yönettiği oyunun oyuncuları karşımıza geliyor ve bize aslında söz verdikleri oyunu çıkaramadıklarını söylüyor ve gösterim, bu noktadan sonra onların bu süreçte yaşadıklarının anlatısına dönüşüyordu.  Dışsal çerçevede kurulan -yapısal düzlemdeki- “gerçeklikle çarpışma” tercihi ile bir toplumsal sorumluluk projesi için kadına şiddet konusunda oyun çıkarmaya çalışan oyuncuların  “gerçeklikle çarpışması” arasındaki bağlantı önemliydi benim için. Burada başka bir şey vardı. Bu, yapısal olanın seyirciyi çağırdığı yere, anlatısal olarak oyuncunun da çağrılmasıydı: “Burada olana” bakışın çağrıldığı bir tiyatroda, oyuncunun “dibinde vuku bulana” çarpmasının bakışı. Üstelik Othello çalışırken. Ayrıca “toplumsal sorumluluk projesi” vurgusu da sanat- hayat arasındaki ilişkinin niteliği bağlamında insanın çoğu zaman boğazına dizilen sorulara, sanatçının “sanat-şiddet” ilişkisi bağlamında yaşadığı huzursuzluğa da bir şey fısıldıyordu, şüphesiz cevabını iç rahatlığıyla veremeyeceği paradoksal bir soruydu bu. Şiddetin temsilinin yarattığı “tekrar yoluyla üretme” kuşkusu, kalemiyle “bir katile yol gösteren” bir yazarın kuşkusu, bir şeyi konusu etmenin yarattığı araçsallaştırma kuşkusu.

Othello’yu iki kişilik oyuna dönüştürmeye çalışan oyunculardan İlkay’a göre, Othello’nun Desdemona’yı öldürmesi, tam da “ya benimsin ya toprağın” ideolojisinin görünmesidir, Özgün ise aynı fikirde değildir ve asal meselenin “iki erkek çarpışması” olduğunu söyler.  Onlar çalışırken yan taraftaki pavyondan gelen “içli” tambur sesinin durduruculuğuna, üst kattan gelen şiddet sesleri eklenecek ve -binanın kapıcısından aldıkları bilgiye göre adı gibi narin olan genç bir kadının sarhoş kocasından yediği dayakların- ürkütücü yankısına çarpacaklar ve Narin’e yardım etme planları ile Othello provaları iç içe geçecektir. 

Oyun, İlkay Kayku ve Özgün Çınar’ın “ses maskeleri” ile Kapıcı/ Adem, Othello, Iago (İlkay), Narin, Desdemona  (Özgün) bize anlatılan zamanla, prova anlarını, iki düzlemi üst üste çakıştırarak aktarmalarıyla, oyuncu ve seyirci açısından yoğun bir geçişler haritasına dönecektir. Yukarıdaki ürkütücü sesler çoğaldıkça provaları kesen oyuncuların ilk çekinik hamlesi-çünkü korkarlar, Adem ürkütücü bir figür, Kapıcı onları korkutan berbat bir adam, onlar ise sadece iki kadındır- polis çağırmak olur. Her zamanki gibi bir işe yaramaz bu hamle, Narin sorun olmadığını söyleyerek gönderir polisleri ve burada görevini yapmış sorumlu yurttaşlar şaşırırlar, öğrenmeleri gereken şeyi Narin öğretir onlara, polis çağırdıklarında daha fazla dayak yiyecektir. Birinin gerçekten, bütünüyle çaresiz olmasının ne anlama geldiğini kavrarlar, ve Narin’le bir ilişki böylece başlar aralarında. Othello’daki Iago’nun,  karısı tarafından aldatıldığına ikna etmek için Othello’ya söyledikleri yalanlarla, Kapıcı’nın Adem’i kışkırtmak için söylediği/söylemiş olabileceği yalanlar üst üste getirilir. Oyuncular Narin’i tanıdıkça cesaretleri artar, İlkay onun utancını kendi utandırıcı anısını anlatarak hafifletmeye çalıştığında artık aralarında yakın bir bağ kurulmuştur. Erkeklerin cehenneme çevirdiği hayatlardan yaralı çıkmış kadınların birbirine sokulduğu, sığındığı bir sahnedir bu, bir kurtuluşun düşünü kuracakları bir sahne. Daha sonra Othello’nun karısını öldürdüğü sahnenin provası –fazla gerçekçidir, Özgün/Desdemona İlkay/Othello’nun yastığıyla boğulurken nefessiz kaldığında Adem de Narin’i öldüresiye dövmektedir.

HEM GÜÇLÜ HEM GÜÇSÜZ BEDENLER

Bedenlerin sürekli dönüştüğü bu anlatı/canlandırma/prova/ gerçeklik oyununda Özgün ile İlkay benim izlediğim gösterimlerde hem güçlü hem de güçsüz bir biçemi harmanlayarak bu geçişleri başarılı biçimde mümkün kılmışlardı. Bundan biraz söz etmek istiyorum çünkü benim “olumlu” bulduğum bu geçişlerin başkaları açısından sorunlu bulunduğu da olmuştu. Eleştiri, rol düzlemlerindeki geçişlerin daha belirgin ve birbirinden daha net ayrıştırılabilmesine yönelikti anladığım kadarıyla. Fakat ben tam da bu seçimin, oyunun ruhuna uygun olduğunu düşünmüştüm, geçişlerin anlaşılır ama çok keskin biçimde net olmayışında oyuncunun anlatı ile oynama arasındaki aralıkta duruşunu, bir çeşit mırıldanış olarak ama bazen güçlü bazen de çok hafif ve zayıf duruşunu görmüştüm. Rol ile “aktarılan/anlatılan rol arasındaki farkı bu biçimde verdiklerini düşünmüştüm.

Bu geçişler oyununun sonunda İlkay ile Özgün Othello’nun yastıkla karısını boğduğu sahneden çıkıp hatta çıkamayıp ve yeniden bir çaresizlik döngüsüne dönüşen üst kat seslerine çarptıklarında, daha öfkeli, daha cesur ve daha kararlı hissedeceklerdir kendilerini. Kurmacanın dramatik nesnesi ile gerçekliğe müdahale, teatral aracın bu defa hayatta işe yarama meselesi bizi yeniden girişte özünü ettiğim odağa bağlayacak, bu defa fotoğraf makinesiyle ölmek üzere olan çocuğu kurtarmak için fırlayan fotoğrafçı akbabanın kafasına makinesini indirecek ve sanat kendini “sorumsuzluğundan” belki kurtaracaktır.

Oyundan en çok aklımda, Özgün’ün Othello’daki mendili unutmamaları gerektiğini hatırlattığı yerde İlkay’ın söylediği “mendilden söz etmedim çünkü nedenlerden söz etmeyi zalimce buluyorum” sözü kalacak.

Oyun bugün (27 Mayıs Çarşamba) saat 20:00’da, Ankara Farabi Sahnesi’nde sezonun son gösterimini yapacak.

Rez: 0 312 468 00 58