Öykü anlatma sırası torunlarda

Yayına cumhuriyet bayramında başlaması planlanan kültür, sanat ve belgesel kanalı ArTV, yapımlarında bu...
Haber: BURCU TUVAY / Arşivi

İSTANBUL - Yayına cumhuriyet bayramında başlaması planlanan kültür, sanat ve belgesel kanalı ArTV, yapımlarında bu coğrafyadan doğan hikayelere de geniş yer verecek. ArTV için deneyimli gazeteciler Fatih Türkmenoğlu ve Zeynep Kazancıgil'in hazırladığı 'Bir Mübadele Öyküsü' adlı belgesel de, bu çabaların somut örneklerinden
birini teşkil ediyor. Yapımla birlikte
'Midilli Mübadele Dönemi' de ayrıntıları ve tanıklarıyla beyazcama yansıtılacak.
Çekimlerine eylülün ikinci haftasında başlanacak ve bir buçuk ayda tamamlanması beklenen belgesel için önce İstanbul'da, sonra Ayvalık'ta, Midilli'de, Atina'da ve en son da Marsilya'da çekimler yapılacak.
Göçle değişen anılar
Lozan Barış Antlaşması'yla Türkiye'de yaşamaya zorunlu tutulan Midilli Türklerinin ve Midilli'ye gönderilen Rumların belgeselini çekecek ekibin kilometre taşlarından Zeynep Kazancıgil, Milli Mübadele'nin üçüncü kuşak çocuğu. Dedesinden dinlediği hikâyeleri Midilli'deki bir avuç yaşlının ağzından da dinleyerek onların yaşadığı acılara, gerçeklere ışık tutmak istiyor. Hem Kazancıgil, Hem de Türkmenoğlu, 'farklı bir şey'i yaptıklarına, şimdiye kadar kimsenin dokunmadığı bir gerçeği yakaladıklarına inanıyor.
Özellikle Midilli Mübadelesi'ni konu olarak seçmenizin nedeni nedir?
Kazancıgil: Mübadele diye bizim sözettiğimiz,
Lozan Barış Antlaşması'yla zorunlu olan Türkiye'de yaşayan Rumlarla Balkan Yarımadası'nda ve Adalar'da yaşayan Türklerin yer değiştirmesi. Bunun en acı tarafı göçün zorunlu olması ve çok kısa bir sürede bu insanları topraklarından evlerinden
ayrılıp başka bir yere göç etmeye mecbur etmesi. Benim Midilli konusuna eğilme
sebebim, Midilli Mübadili çocuğu olmam. Burada bir insan faktörü var. Siyasi olarak alınmış bir karar ama insan unsuruna çok büyük bir etkisi var, çünkü vatanlarından
yurtlarından sökülmüşler her ne kadar anavatana dönseler de hiç bilmedikleri bir yere gitmişler ve o özlem hiç bitmiyor. Bunun insan üzerindeki etkisi bizim belgeselde yapacağımız.
Bu mübadillerden sözlü tanık olarak şu anda yaşları 85 ile 95 arasında bir avuç yaşlı kaldı. Bunları da kayda geçirmek istiyoruz. Özel olarak Midilli'yi yaptığımız için Midilli'deki ve Ayvalık'taki o yaşlıları çekip o anılarını, o günlerini, nasıl olduğunu onlara ne acılara mal olduğunu ve aynı zamanda işin ardında nasıl hoş öyküler de olduğunu anlatacağız.
Belgeselle ilgili kitap ve internet sitesi de yolda galiba...
Bu konuyla ilgili tez, araştırma yapmış hem Yunanistan'da hem Türkiye'de 40 civarında uzmanla çalışıyoruz. İnternette Midilli Mübadilleri'yle ilgili bir site hazırlıyoruz. İki ayaklı bir projektör. Birisi Mübadele Ödülleri diye bir kitap çıkacak, öbür taraftan Fatih'in ekranını, formatını oluşturduğu bir belgesel. Belgesel daha farklı ve güncel bir yaklaşım, kurgudan ziyade birebir öykünün anlatılması gibi bir şey.
Yunan aydınlarının yaklaşımları ve katkıları nasıl oldu?
Kazancıgil: Hem Yunanistan'da hem Türkiye'de,
tarih araştırmacısı, belgeselci, gazeteci, bilim tarihçi oldukça geniş bir ekibimiz var. Özellikle Yunanlı araştırmacılardan da yardım aldık. Çünkü Yunanistan'da Küçük Asya
Araştırmaları Cemiyeti var ve burada özellikle bu mübadeleye ait müthiş döküman var. Midilli Üniversitesi'nden yardımcılar var. NTV'de de çalışan Yunanlı muhabirler bu projeye destek veriyor. Bunun yanı sıra Tarih Vakfı'yla paralel çalışıyoruz. Muhtemelen mübadelenin ilk gezisini Atlas dergisiyle paylaşmayı düşünüyoruz. Belgesel yaklaşımı olarak da dramatik, trajik belgesellerden tamamen farklı bir yaklaşım.
Belgesel sadece Türkiye'de mi gösterilecek?
Kazancıgil: Hayır Yunanistan'la da paylaşacağız, uluslararası yarışmalara yönelik bir formatta da çekiliyor. Şu anda isim vermek istemem ama katılacağı birtakım yarışmalar da var.
Belgeselin teknik özelliklernden bahseder misiniz?
Türkmenoğlu: Dört bölümden oluşacak. 120 ile 160 dakika arasında süresi değişecek. Belki biraz daha uzatacak çekimleri ama tek kameramanla çalışacağız. Çünkü doğallıktan yanayız. Işıklar, canlandırmalar olmayacak. Digital Video kamera formatında olacak.
İkimiz sunacağız. Çok ağır bir dökümantasyonla çalışmış olmamıza rağmen bunu insanlara kanıtlamamız gerekmiyor. Mesela programı sunarken 'Ya biliyor musun Zeynep, ben şunu okudum' gibi sanki ilkokul çocuğuna anlatıyormuş gibi sunacağız. Ama bunun yanında komik hikâyeler de olacak mutlaka. Küpesini düşürdüğü için kendini Ege'nin sularına atan komik bir kadının belgeseli de olacak. İnsan faktörü her şeyden önemli.