Oyun yazarının Mem û Zîn zaferi

Oyun yazarının Mem û Zîn zaferi
Oyun yazarının Mem û Zîn zaferi
Cuma Boynukara'nın Mem û Zîn adlı oyununun Van Devlet Tiyatrosu'nca değiştirildiği için açtığı dava sonuçlandı. Mahkeme, yazar Boynukara'ya 63 bin 600 TL maddi, 15 bin TL manevi tazminat verilmesine hükmetti

RADİKAL - Van Devlet Tiyatrosu tarafından 2012-2013 sezonunda sahnelenen "Mem û Zîn" adlı tiyatro oyununun yazarı Cuma Boynukara'nın, oyunun anlam ve kurgusal bütünlüğünü bozacak şekilde değiştirildiğini belirterek 16 Kasım 2012 yılında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü hakkında açtığı dava karar bağlandı. İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi oyun yazarını haklı buldu ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nü 63 bin 600 TL maddi, 15 bin TL de manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

BİLİRKİŞİ RAPORUNDAN...


Mahkeme, “'Mem ile Zin' adlı eser ile sahnedeki 'Mem ile Zîn' arasında farklar vardır. Oyunun adı, 'Mem ile Zîn' yerine 'Mem ile Zin' olarak değişmiştir. 'î' ile 'i" arasındaki fark, oyunun sahnelendiği coğrafya itibariyle bakıldığında, dilsel ve kültürel açıdan önemli bir ayrıntı ve değişimdir. Yazarın oyununda, 'Newroz' olarak kullandığı bayramın, sahnede 'Nevruz'a dönüşümü, yazarın politik duruşu ve referans çerçevesi düşünüldüğünde, sosyal çevresini itibar açısından etkileme gücüne sahiptir. Bahse konu diğer farklılıklar (ifade farkları, metin atlamaları, sahne sıra değişiklikleri) eser sahibi ile bir telif sözleşmesinin ve iznin de olmadığı gözönüne alındığında, prestij ve itibar açışından yazarı etkileme potansiyeline sahiptir" şeklindeki bilirkişi raporunu dikkate aldı. Mahkeme, “63 bin 600 TL maddi, 15 bin TL manevi tazminatın 02.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek olan reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." diyerek davayı karara bağladı.
Oyunun sahnelenmesi daha önce mahkeme kararı ile durdurulmuştu. Karar Yargıtay'da oybirliği ile onanmıştı.

CUMA BOYNUKARA NE DİYOR?


Davayı kazanan oyun yazarı Cuma Boynukara soruları yanıtladı.

-“Mem ile Zin" mahkemelik oldu. Ancak bu kez yıllardır alıştığımız üzere, bir Kürt destanı olduğu için değil de, bambaşka bir nedenden ötürü yargıyla yüz yüze geldi. Bu süreci anlatır mısınız?

BOYNUKARA: -Öncelikle oyunumun Devlet Tiyatroları ile ilişkisine bakmamız gerekiyor. Sanırım 1997 yılı olmalı, "Mem ile Zîn" oyunum Devlet Tiyatroları Edebi Kurulu'nca reddedildi.

-Neden?

BOYNUKARA: -Devlet Tiyatroları Edebi Kurulu, reddedişini gerekçelendirmek zahmetine bir türlü katlanmadı. Biz yazarlara bir resmi yazı gönderiyorlar, yazının içeriği şöyledir, 'Oyununuz reddedildi.'

-Oyun nasıl oldu da repertuara alındı?

BOYNUKARA: 2009 yılıydı. Oyunumla, daha önce reddedilen metinde hiçbir değişiklik yapmadan, yeniden başvuruda bulundum. Hikmetinden sual olunmaz bir şekilde bu kez de kabul edildi. Haliyle niçin ret edildiğini bilmediğim gibi, kabul edilme gerekçelerini de bilmiyorum.

-Evrensel ölçekte bir Kürt destanını tiyatroya taşıdığınızı, Türkiye 'nin en önemli tiyatro kurumunun bunu reddettiğini, kabul ederken de bir gerekçe göstermediğini söylüyorsunuz öyle mi?

BOYNUKARA: Maalesef hep böyle bu; sadece bu oyuna özgü olan bir şey değil. Birçok oyun yazarımız bunu yaşamıştır.

-Fakat Van'da bu oyunla açılan perde, mahkemede kapandı. Bu nasıl oldu?

BOYNUKARA: Oyunumun sadece bu oyuna özgü Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda oynanacağını o dönemin sayın genel müdürünün basın açıklamasından öğrendim. Haliyle sevindim. O dönem sezonda oynayacak oyunların genel basın açıklaması Ankara 'da yapılmıştı. Oyunuma gösterilen bu özen haliyle oyunumun ayrıcalıklı olduğunun da göstergesiydi. Oyun Van Devlet Tiyatrosu'nda provalara başladı. Oyunla ilgili sorabilecekleri sorulara yardımcı olacağımı söyledim. Kolaylıklar diledim. Ancak Van'da oyunun perde demesine 10 gün kala meydana gelen deprem oyunun da ertelenmesine neden oldu. Daha sonraları, 2012 tiyatro sezonunda oyun sezonun açılış oyunu olarak duyuruldu. Van'da oyunumu seyre gittim. Oyunuma uygulanan sansüre bizzat tanıklık ederek, ki bunlar kayıtlarda mevcut, içim cız ederek seyrettim. Oyun sonrası Van Devlet Tiyatrosu Müdürü ve oyunun rejisörüne sıkıntılarımı ilettim. Yanıt, 'Dilekçe yaz, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'ne git. Gittim. Başrejisör ve genel müdüre sıkıntımı ilettim. Dönemin Devlet Tiyatroları Genel Müdürü'nden aldığım yanıt şaşırtıcıydı: "Siz Newroz diyorsunuz, biz Nevruz diyoruz, sıkıntı o mu?" Ben de, 'Sadece o değil' dedim. Sohbetimiz tiyatro dışıydı. Konuşmalar havada uçuşuyordu. Beklentim, bir tiyatro adamı olarak, oyunumdaki sıkıntıların not alınması ve anlaşılmasıydı. Bu arada söylemeden edemeyeceğim, oyunuma bir de Türkmen düğünü eklemişlerdi. Hani derler ya, 'tüy de dikmişler miydi?', işte öyle. Benim oyunuma hem makas atılmış hem de ekleme yapılmıştı. Bu da mahkemede kendi ifadelerinde mevcuttur. Oyunu kabul eden Devlet Tiyatroları Edebi Kurulu burada sessizdi. Çünkü bu durum Edebi Kurulu da yok saymaktı. Hal böyle olunca, mahkemeden başka bir yol kalmadı. Sancılı bir süreç başladı. Yazdığım oyun eklemelerle yoğrulmuş olarak karşımdaydı. Şimdi böyle bir dava daha önce yaşanmamış. Bu bir ilk. Emsal niteliğine sahip. Bu dönemi avukatım Şahin Doğan iyi yürüttü. Sabırla.

-Nasıl bir tiyatro oyunu? Ne gibi mesajları var?

BOYNUKARA: Mem ile Zîn'i çalışırken, yüzyıllardır birlikte yaşayan dillerin, kültürlerin, yani insanlığın ortak bir değeri olması hep göz önündeydi. Otuzdan fazla anadilin yaşadığı coğrafyamızda, barışa adanmış bu oyun, içeriğiyle de barışı şart koşarken, iktidarın baskısına direnen ve giderek toplumsal direnişe dönüşen bir aşkı konu edinir... İktidarın zaafı ve aşkın aklı üzerine bir oyun: Mem ile Zîn. Mem ile Zîn'de iktidar, bir aşkın iradesini saf dışı etmeye çalışır. İktidar, aşkın karşısında bir güç olarak yer alır. Aşk yok sayılır, engellenir. Doğanın ve insanlığın desteğini almış olan aşk, toplumsal bir direnişe dönüşerek iktidarı yok sayar ve iktidar ağır bir yenilgiye uğrar... Mem ile Zîn oyununda iktidarın ve aşkın aklı sınanır. İktidar zaaflıdır, zaaflarına teslim olur. Aşkın aklı ise teslimiyetçi değil, yaratıcıdır. Yeni değerler üretecek kadar güçlüdür. Aşk insandan, iktidar ölümden yanadır. Toplumsal direniş, bozulan adaleti, aşk adına gerçekleştirir.

-Son olarak: Mahkemenin vermiş olduğu karar konusunda ne söyleyeceksiniz?

BOYNUKARA: Umarım bundan sonra, Devlet Tiyatroları'nda bu karar dikkate alınır. Bu sancılı süreç bir başka yazar arkadaşımıza yaşatılmayarak eserlerinde değişiklik yapılmaz. (dha/ Hakime TORUN)