'Özgür İfade'yi zincirlediler

ABD Göçmen Bürosu'na bağlı polislerce nisan ayı ortasında 'transit vizesi' olmadığı için 10 saat boyunca zincirlenmiş olarak nezarette tutulan...

LOS ANGELES - ABD Göçmen Bürosu'na bağlı polislerce nisan ayı ortasında 'transit vizesi' olmadığı için 10 saat boyunca zincirlenmiş olarak nezarette tutulan 'Daire' filminin Altın Arslan ödüllü İranlı yönetmeni Cafer Panahi, yaşadığı bu 'korkunç' deneyimi Ulusal Film Eleştiri Kurulu (National Board of Review of Motion Pictures) ve uluslararası basın kuruluşlarına bir mektup yazarak kınadı. Amerikalılar tarafından geçen yıl aralık ayında Özgür İfade ödülüne değer bulunan Panahi, mektubunda Ulusal Film Eleştiri Kurulu'ndan bu olaya tepki göstermelerini ya da ödülünü 'daha uygun birine' vermelerini istiyor. Indiewire adlı internet sitesinde yayımlanan mektuptan bir bölüm sunuyoruz...
Sayın Bayanlar ve Baylar,
Sizin Özgür İfade Ödülü'nüzün sahibi
olarak ülkenizde başıma gelen, daha doğrusu her gün yaşanan bir olaya dikkatinizi çekmek istiyorum. İnsan haklarıyla doğrudan ilgili olan bu olaya göstereceğiniz tepkiyi merakla bekliyorum. Bana, son derece değerli olduğuna inandığınız Özgür İfade Ödülü'nü verdiniz, o zaman sizi onu savunmaya davet ediyorum. Eğer kendimi özgürce ifade edemiyorsam, o zaman bu ödülün anlamı nedir ki! Eğer öyleyse onu sanırım daha uygun birine vermeniz için geri vereceğim...
15 Nisan'da Hong Kong Film Festivali'nden Montevideo ve Buenos Aires festivallerine gitmek için ayrıldım. New York JFK Havaalanı'na, oradan ise Montevideo'ya aktarmalı olarak gidecektim. Festival yetkililerinin transit vizeye gerek olmadığını söylemesine rağmen özellikle Hong Kong'daki Birleşik Havayolları'na gidip sordum. Onlar da bana transit vizenin gerekmediğini söylediler.
Ancak JFK Havaalanına varır varmaz, ABD Göçmen Bürosu polisleri beni bir ofise götürüp, sadece uyruğum nedeniyle fotoğrafımı çekmek ve parmak izimi almak istediler. Onlara festivalden gelen, davetiyelerimi gösterip, bu isteklerini reddettim. Ancak beni hapse atmakla tehdit ettiler. Bir tercüman ve telefon etme hakkımı kullanmayı istediğim zaman ise beni geri çevirdiler.
Ardından bir suçlu gibi zincirleyip, havaalanının başka bir ucundaki ofise götürdüler. Burada bir sürü zincirlenmiş kadın ve adam vardı. Ayaklarımı da zincirleyip beni onlara ve onların bağlı bulunduğu kirli banka bağladılar. Telefon etme isteğimi tekrarladım, ama yine reddettiler. Sadece beni değil, annesini aramak isteyen Sri Lankalı bir çocuğu da geri çevirdiler. Çocuğun ağlaması herkesi derinden etkilemişti, Meksika'dan, Hindistan' dan, Bangladeş'ten, Peru'dan, Doğu Avrupa'dan gelen herkesi... 10 saat boyunca ne bir soru, ne de bir yanıt geldi. Hareket edemez bir şekilde hep beraber o bankta oturmaya zorlandık.
Ertesi sabah başka bir polis geldi. Yine suçlulara yaptıkları gibi fotoğrafımı çekmek ve parmak izimi almak istedi. Onlara 'asla' deyip, yanımda bulunan fotoğraflarımdan verebileceğimi söyledim ve telefon etme isteğimi yineledim. Sonunda telefon hakkımı kullanmama izin verdiler. İranlı film profesörü Cemşid Akrami'yi arayıp ondan benim aradıkları adam olmadığımı söylemesini rica ettim.
İki saat sonra yine bir polis geldi, resimlerimi aldı ve zincirlenmiş bir şekilde Hong Kong'a giden bir uçağa bindirdi. Uçaktaki pencereden New York'u görüyordum ve biliyordum ki filmim 'Daire' burada iki gün önce gösterilmeye başlanmış ve çok iyi karşılanmıştı. Sanırım ki seyirci, filmin yönetmeninin o anda zincirlenmiş olduğunu bilseler filmi daha iyi anlayacaktı. Benim, insanoğlunun her yerde sınırlandırıldığına dair inancımı kabul edeceklerdi. O sırada Özgürlük Heykeli'nin üzerinden geçiyorduk ve bilinçdışı olarak gülmeye başladım.
Diğer yolcular yol boyunca bana baktı.
Ayağa kalkmak ve 'ben soyguncu ya da katil değilim. Sadece İranlı bir yönetmenim!' diye bağırmak istedim. Ancak bunu nasıl yapabilirdim? Hangi dilde söyleyebilirdim ki? Çince, Japonca ya da Meksika'nın, Bangladeş'in, Hindistan'ın anadillerinde mi, yoksa Sri Lankalı o çocuğun dilinde mi? 16 saattir uyumamıştım ve Hong Kong'a varmak için bir 15 saat daha vardı. Bana bakan bütün o gözlerin karşısında olmak bir işkenceydi. Ancak gözümü kapayıp uyumaya çalıştığımdaysa, zincirlenmiş olan o kadın ve erkeklerin yorgun yüzleri gözümün önünden gitmiyordu...
Cafer Panahi


    ETİKETLER:

    ABD

    ,

    İnternet

    ,

    New York

    ,

    Altın

    ,

    Hindistan

    ,

    Meksika