Özgür iradeyle din karşı karşıya

Özgür iradeyle din karşı karşıya
Özgür iradeyle din karşı karşıya
Yazarlık kariyerinde de aşırı dinciliğe karşı bayrak açmış görünen, Darwin'in büyük büyük torunu Matthew Chapman'ın yazıp yönettiği 'Hayatının Seçimi', kitlelere şirin görünmek yerine zor yolu tercih ediyor
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Çok da yeni bir şey anlatmıyor aslında ‘The Ledge / Hayatının Seçimi’. İntihar etmek üzere bir binaya çıkan genç adam, onu engellemeye çalışan polis ve ikisinin geriye dönerek izlediğimiz birbiriyle kesişmeyen hikâyeleri... Daha önce birçok kez karşımıza gelmiş bu hikâye kurgusunu ilginç kılansa, her iki karakterin dünyalarındaki ‘değişim’ oluyor. 

Genç adamın evli komşusuna olan aşkı, kadının kocasının dinle kurduğu sıkı ilişkinin ‘hastalıklı’ yansımaları bir kanadı oluştururken, polisin hikâyesinde de onu ters köşeye yatıran bir durum söz konusu. Her iki adamın, sonucu ne olursa olsun kaçınılmaz bir ‘dönüşüm’ yaşadıklarıysa bir gerçek. İntiharcının hikâyesinin ağırlığı kazandığı bu yapının katalizörü kimliğindeki ‘din’, genç adamı giderek köşeye sıkıştırıyor ve aşkıyla arasına aşılmaz bir engel koyuyor. En nihayetinde de bir ‘seçim’ yapmaya zorluyor... 1980-88 arasında çektiği dört filmle ‘idare eder’ bir görüntü veren, sonrasındaysa senaristlikle yoluna devam eden İngiliz sinemacı Matthew Chapman, 23 yıl aradan sonra yeniden oturduğu yönetmen koltuğunda sırıtmıyor ‘Hayatının Seçimi’yle. Sundance’te yarışan filmiyle, ‘özgür irade’ ve ‘din’ kavramlarını karşı karşıya getiriyor Chapman. Birçoğumuz tarafından kabul edilen ama itiraf edilemeyen bu çatışmayı ete kemiğe büründüren yapım, ‘aşırı dinci’ motivasyonu hedef tahtasına koyuyor ve onun yarattığı tahribata dikkat çekiyor. Genç adam, âşık olduğu kadın, polis gibi ana karakterleri değişime zorlarken, kadının gözü dinden başka hiçbir şey görmeyen kocasını olduğu gibi bırakıyor film , yaşananların onu yenilemesine izin vermiyor. 

Filmin kısa ama ilgi çekici sahnelerinden biri, dinle herhangi bir ilişkisi olmayan genç adamla dindar kocanın birbirlerini ikna etmeye çalıştıkları sohbet dakikaları. Cormac McCarthy’nin oyunundan uyarlanan ve Tommy Lee Jones’un yönettiği ‘The Sunset Limited’in tamamına yayılan durumu kısaca çözmeye çalışıyor ‘Hayatının Seçimi’ bu sahnede. İnanmayı ya da inanmamayı seçme özgürlüğünün altını çiziyor, bunu da adamın güzel karısı özelinde yapıyor. Özgür iradenin üzerinde kurulan her türlü baskının (ki burada dinsel baskı oluyor bu) yıkıcılığına dikkat çekiyor. 

Bu filmi sevmemizin en önemli nedenlerinden biriyse, finalde esneyeceğini düşünmemize rağmen, bizi ters köşeye yatırıp eyyamcılık yapmaması, söylediğinin arkasında durması. Kitlelerin dinle kurduğu ilişkiyi düşünüp gevşeyebilirdi senarist-yönetmen Matthew Chapman. Ama o, zor yolu tercih ediyor, tıpkı filmdeki karakterler gibi...


    ETİKETLER:

    Seçim

    ,

    Sohbet

    ,

    Kadın

    ,

    film

    ,

    genç

    ,

    Karşı