Özgür ruhun temsilcisi Hopper öldü

Özgür ruhun temsilcisi Hopper öldü
Özgür ruhun temsilcisi Hopper öldü

Hopper 140?tan fazla TV şovuna çıktı, 150?den fazla filmde rol aldı. Karısından boşanmak için 14 yıl uğraştı. Oyunculuk ve yönetmenliğinin yanı sıra tanınmış bir fotoğrafçı ve sanat koleksiyoncusuydu.

Hollywood'un çetin ceviz asilerinden oyuncu ve yönetmen Dennis Hopper 74 yaşında öldü. Hopper, uzun süredir prostat kanseriyle mücadele ediyordu. Hopper özellikle 'Easy Rider' ve 'Blue Velvet' filmlerindeki sarsıcı performansıyla kendine has kült imajını yaratmıştı
Haber: OSMAN KAYTAZOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - ‘Easy Rider’ ve ‘Blue Velvet’ gibi filmlerin kült oyuncusu, yönetmen Dennis Hopper epeydir savaştığı prostat konserine yenik düştü. Dün öldüğünde 74 yaşındaydı, dolu dolu 74 yıl iyi yaşamış denebilir ama tuhaf bir ölüm oldu onunkisi. Hopper, hastalandığını geçen yıl ilan edip, 26 Mart’ta Hollywood’daki Şöhretler Kaldırımı’nda yıldızını alırken son vedasını da etmişti. Sanki önünü ilikleyip tanrının (yoksa bile) karşısına çıkmış ‘ben geliyorum’ demişti. Dostlarına ve sevenlerine “Dünyayı önümde öyle bir açtınız ki...” sözleriyle kapıyı içerden kapatmıştı. Aslında şu an Hopper’ın oyunculuk erdemlerinin ne kadar kalın ve silinmez olduğunu anlamamız için hiç de ölmesi gerekmiyormuş gibi hissediyor insan. Kült rollerin altından usulca kalkarken asla ‘kült pazarlamacılığı’ yapmadığından olsa gerek, yaşarken bile kıymeti hep bilindi. Televizyonlarda gece yarılarında vakit geçsin diye programa konan bir film bile olsa, Dennis Hopper içindeyse mutlaka gidip kahve konulur, sabah edilirdi o filmin karşısında. Yine öyle olacak elbette. 1969’da gencecik Jack Nicholson’lı yol filmi ‘Easy Rider’ çekilirken, Peter Fonda  Hopper’dan korktuğu için karavanında saklanıyormuş. Şimdi sevgili Peter karavanından çıkabilirsin, Hopper gitti. O filmle Cannes’da en iyi yeni yönetmen ödülünü alıp, filme hak ettiği madalyaayı erkenden takmıştı zaten. 

‘Bergman doğru söylüyor, oyuncu bir nesnedir’
Büyük çıkışını 1969’da Amerika’yı motorlarıyla gezen iki hippinin hikayesini anlatan ‘Easy Rider’ filminin yazar-yönetmen ve başrol oyuncularından biri olarak yapan Dennis Hopper, filmlerdeki saldırgan performansı ve vahşi imajı ile Hollywood’un en çetinceviz asilerinden biri oldu. Henüz 18 yaşındayken Warner Bros ile kontrat imzalayan Hooper’ın ilk filmlerinden ikisinde ‘Asi Gençlik’ ve ‘Devlerin Aşkı’nda James Dean’le birlikte oynamıştı. 1970’ler Hopper’ın en kötü yıllarıydı. O yılları şöyle yadeder: “Uzun dönem alkol ve uyuşturucu kullanımımı büyük bir vakit kaybı olarak görüyorum. 60’ları düşünmüyorum çünkü 70’ler benim için uyuşturucu ve alkolden dolayı bir kabusa dönüştü ve yaşamım sefil ve dayanılmaz oldu, çok şey kaybettiğim yalnızca işim değildi, özel yaşamım da darmadağındı. 60’larda aslında çok aktiftim. Martin Luther King ile Montgomery’ye yürüdüm, Berkley’deki özgür konuşma hareketindeydim, savaşı durdurmak için çalıştım. Tiryakiliklerim ve bağımlılığım yüzünden birçok yılı ziyan ettiğimi düşünüyorum, en az 20 film yönetmiş olmam gerekirdi.” Dengesiz davranışlardan ötürü 70’li yıllarda sinemanın dışında kalır ama 80’li yıllarda ‘Blue Velvet’teki Frank rolünde sarsıcı bir performansla geri döner, 90’lı yıllarda ise Hopper’a 1994 gişe rekortmeni ‘Speed - Hız Tuzağı’ gibi büyük filmlerde kilit roller verilir. Hopper başarısının nedeni sorulduğunda iyi aktörlük konusunda şu yorumları yapacaktır: “Ingmar Bergman bir aktörün bir nesne olduğunu söyler; aktörler bunu duymaktan hoşlanmazlar, ama bence de oyuncu bir nesnedir. Eğer elinizde bir kahve fincanı varsa ve Viktorya döneminden kalma zarif bir fincansa ve 50’li yıllardaki bir büfedeyse elinizde yanlış kahve fincanı vardır.”