Öztoprak ve Avrupalı çağdaşları

Türkiye'de soyut geometrinin öncülerinden olan ve 2007 Temmuz ayında 80. yaş gününü kutlayan Abdurrahman Öztoprak tüm dinamizmiyle müziği tuvallere aktarmaya devam ediyor.
Haber: IŞIN ÖNOL / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye'de soyut geometrinin öncülerinden olan ve 2007 Temmuz ayında 80. yaş gününü kutlayan Abdurrahman Öztoprak tüm dinamizmiyle müziği tuvallere aktarmaya devam ediyor. Türkiye'deki koleksiyonerlerinin katkılarıyla Öztoprak'ın farklı dönemlerine ait eserleri, onun Avrupa'daki çağdaşlarıyla 'Mekânın Şiirselliği' adlı sergide buluşuyor. Sergi, retrospektifsel bir yaklaşım yerine, sanatçının belirli dönemlerinden örneklerinin sentezlenmesi ve Almanya'nın dünyaca tanınmış Museum Folkwang, Josef Albers Museum ve Kunstmuseum Bochum müzeleri koleksiyonlarında bulunan 1945 sonrası soyut resimlerin bir araya getirilmesiyle oluşturuldu.
Serginin yapımcılığını üstlenen Dr. Necmi Sönmez eserlerin seçimi ve yerleştirmelerinde mekân ile ilişkileri arasında kurulan şiirsel etkileşimi temel aldı. Sönmez, Öztoprak'ın folklor ya da geleneksel dar yöntemlere düşmemesinin de katkısıyla Avrupalı çağdaşlarıyla birebir örtüştüğü düşüncesinde. Zira Öztoprak'ın özellikle 1950'lerden bugüne olan sanat üretiminde, yerel öğelerle ya da oryantalist bir yaklaşımla karşılaşmıyoruz. Onun asıl meselesi, müziğin kendi zihninde yarattığı hareketlenmeyi görsel olarak ifade etmek. Figüratif resimde hareketi betimlemenin imkânsızlığı Öztoprak'ı, soyut resme yöneltmiş. Belki sonuca ulaşamadığını hissettiğinden ve tatmin olmadığından sık sık benzerlerini ürettiği, birbirinin tekrarı gibi algılanabilecek resimlerinin her biri, bu emel uğruna yaptığı birer araştırma niteliğinde.
Eserlerarası diyalog
Öztoprak ile onunla benzer örnekler vermiş olan Avrupalı çağdaşlarını bir araya getirmeyi serginin birincil önemi olarak addetmek, serginin soyut sanatı çağdaş bir dille irdeleyen niteliğine haksızlık olur. Çünkü sergide eserlerin seçiminden yerleştirilmelerine kadar tüm süreç içinde, onların bugünün diliyle okunmaları, bir araya getirilmeleri ve aralarında bir diyalog sağlanmaları hedeflendi. Eser seçimi oldukça minimal düzeyde tutulurken, sergilenişlerine de aynı minimal dil hâkim oldu. Öztoprak'ın onlarca sayıda ve büyük boyutlu eserleriyle çağdaşlarının daha büyük çeşitlilikte eseri bir araya getirilerek mekân doldurulabilecekken, bunun tam aksi bir yaklaşımla sessiz, sakin bir dil sergiye egemen oldu. Serginin bir çağdaş sanat müzesinde yer alması ve yine bugünün sanat anlayışı üzerinden üretimlerini sürdüren bir küratör tarafından gerçekleşiyor olması da bağlam bakımından sergilenen eserleri dönemlerinden bugüne taşıyarak yeni bir dille konuşmalarını sağlıyor.
'Özgün' bir görsel dil
Abdurrahman Öztoprak'ın sanatsal süreçlerini sergi düzeninde esas alan Necmi Sönmez, bu süreçleri şöyle dile getiriyor: "1955 yılından beri sanat çizgisinden taviz vermeden soyut tarzda çalışan Öztoprak, resimlerinde özellikle 1960'lardan sonra son derece cesaretli deneylere girerek 'özgün' bir görsel dil oluşturmasının yanında mimari tasarım, fotoğraf alanlarında da etkinlik göstermiştir. 1970-80 arasında kendisine özgü bir renk zenginliğine ulaşan sanatçı tuvallerinde farklı bir perspektif geliştirmiştir. 1980'lerden günümüze uzanan süreç ise Öztoprak'ın ulaştığı yetkin anlatım tarzını taçlandıran büyük boyutlu resimleri gündeme getirir."
Güncel dile dair olduğu ve olmadığı iddia edilen sanat biçimlerinin artık bıçakla kesilircesine birbirinden ayrılamadığına ve 'önceye dair' bir dil ile konuşan eserlerin, artık büyük prodüksiyonlu güncel sanat sergilerinin içine yeni bir bağlam üzerinden birer birer girmekte olduğuna sıklıkla tanık oluyoruz. Necmi Sönmez'in Öztoprak ve çağdaşlarının eserleri üzerinden yaptığı bu okuma bu anlamda da yenilikçi, sezgisel ve deneysel olarak adlandırılabilir. Modern resmin, bağlamları göz önünde bulundurulmaksızın yan yana dizilmek, 'karma' sergilerde yer almak ve çağdaş sanat mekânlarının kapıları dışında bırakılmak şeklinde süregelmiş kaderlerinin değişiminde bir basamak olarak da görülebileceği bu sergi Öztoprak'ı sanat tarihinde hak ettiği noktaya eriştirmeyi hedefliyor.
'Mekânın Şiirselliği: Öztoprak ve Çağdaşları' sergisi 15 Mart 2008'e kadar Elgiz Müzesi'nde.
Öztoprak'ın çağdaşları
Eserlerin getirildiği Almanya'daki müzeler ve sanatçılar ise söyle:
Museum Folkwang: Julije Kniefer, Pierre Soulage
Josef Albers Museum: Josef Albers, Piero Dorazio, Antonio Calderara, Bridget Riley
Kunstmuseum Bochum: Heinz Mack, Zdenek Sykora, Ryszard Winiarski