Palmiye'de Asya ve Fransız damgası

Palmiye'de Asya ve Fransız damgası
Palmiye'de Asya ve Fransız damgası

Apichatpong Weerasethakul, Altın Palmiye ödülünü Charlotte Gainsbourg?un elinden aldı. fotoğraf: afp

Tim Burton'ın başkanlığındaki jüri, sanat sinemasını politik sinemaya tercih etti. Altın Palmiye Taylandlı yönetmen Apichatpong Weerasethakul'un şiirsel filminin
Haber: MEHMET BASUTÇU / Arşivi

CANNES - Bu yıl ödül listesinin sürpriz olmayacağını düşünüyorduk. Sinemadan çok politik konuların konuşulduğu, hiçbir filmin olağanüstü heyecan yaratamadığı festivalde farklı nedenlerle beğenilen altı/yedi filmin ödülleri paylaşacağı ortak beklentiydi. Tim Burton başkanlığındaki jürinin, bu paket içinden İngiliz sinemasının Mike Leigh ve Ken Loach imzalı başarılı örneklerini çıkartıp, göreceli olarak daha zayıf olan Çad ve İtalyan filmlerine kıyıda/köşede bir yerler bulması, bir ölçüde şaşırtıcıydı. Asıl sürpriz, mizansen (yönetmen) ya da jüri özel ödülü gibi, listenin ortalarında bir yer almasını beklediğimiz Taylandlı genç yönetmen Apichatpong Weerasethakul’un Altın Palmiye’ye layık görülmesi oldu.
Jüri üyeleri bu tercihi yaparken, sıcak savaşları, küresel krizleri, tarihsel olayları perdeye taşıyan, umutsuz insanların karanlık dünyalarınından beslenen şiddeti yer yer tüm çiğliğiyle sahneleyen gerçekçi filmlerden çok, sanat sinemasının derin şiirselliğini ödüllendirmiş oldular. 2004’te ‘Tropical Malady’ ile Cannes’da jüri ödülü almış olan Weerasethakul’un fantastik öğeler içeren şiirsel duyarlığı, ‘Önceki Yaşamlarını Hatırlayan Boonmee Amca’nın cuma günü yapılan ilk basın gösterisinde izleyicilerin büyük bir bölümünü adeta büyülemişti. Boonmee amca ağır hastadır; ölümünün yaklaştığını sezinlediği o son günlerini sevdikleriyle birlikte geçirirken, anılarından ve ‘önceki’ yaşamlarından çıkıp gelen ‘kanlı canlı varlıklar’, kaybettiği karısı ve oğlu, ziyaretine geleceklerdir. Yaşlı adam, onlarla diyaloğa girerek, hem önceki yaşamlarını anımsayacak, hem de gelecekteki yaşamlarını... Ölüm temasını alabildiğine şiirsel ve yalın bir dille işleyen Weerasethakul, kendi kültürüne özgü fantastik öğelerle zenginleştirdiği güzel bir masal anlatıyor izleyicisine...

Binoche ve Bardem’e ödül
Asya sinemasıyla birlikte öne çıkan Fransız sinemasının da hak ettiği yeri bulduğunu görüyoruz. Juliette Binoche’un kadın oyuncu ödülü yanında, Xavier Beauvois’nın ikinci Altın Palmiye sayılan jüri büyük ödülü, Mathieu Amalric’in de mizansen (yönetmen) ödülünü kazanmaları, kendi hesabıma en çok sevindiğim ödüller oldu. Tartışılabilecek tek ödül, Javier Bardem’in olağanüstü yorumuna neden ortak edildiği anlaşılamayan Elio Germano’nun ‘iyi’ oyunculuğunun, Daniele Luchetti’nin mizansen pırıltısı içermeyen filmini de onurlandırıyor olmasıydı. Fransız eleştirmen Michel Ciment bu konudaki tepkisini, bir radyo programında sıcağı sıcağına şöyle dile getiriyordu: “Tamamen zorlama bir ödül. Jüride iki İtalyan üyenin olmasıyla doğrudan bağlantılı.”
Sonuçta, ödüllendirilmeye ihtiyacı olan sanat sineması öne çıkarılmış oldu. Weerasethakul’un filminin ödüller açıklanana kadar, dağıtımcı bulamamış olması, bunun gerekliliğinin açık kanıtı. Ödülden sonra alıcıların kuyruğa girdiği de başka bir gerçek...

Kavala’ya teşekkür
Cannes Film Festivali ödül töreninde Türkiye’den de söz edildi. 1920’de İstanbul’da geçen ve sokak köpeklerinin bir adaya gönderilmesini konu alan filmiyle kısa film kategorisinde Altın Palmiye kazanan Serge Avedikian, ödül konuşmasında  “Anadolu’daki Ermeni büyükbabam ve Paris’teki torunlarım arasındaki bağ kopmasın istiyorum” dedi ve filmin çekimlerinde kendisine yardımcı olan Anadolu Kültür’den Osman Kavala’ya teşekkür etti.

Ödüller
Altın Palmiye: Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives Jüri büyük ödülü: Of Gods and Man En iyi yönetmen: Mathieu Amalric (On Tour) Senaryo: Lee Chang-dong (Poetry) Kadın oyuncu: Juliette Binoche (Certified Copy) Erkek oyuncu: Javier Bardem (Biutiful), Elio Germano (Our Life) Jüri özel ödülü: A Screaming Man Kısa film, Altın Palmiye: Barking Island, yön: Serge Avedikian
Altın Kamera: Ano Bisiesto