'Para, para, para' demediği dönemler

Tarihin büyük komutanlarının sinemadaki turları sürüyor. Büyük İskender sırasını savdı, sıra Napolyon'da. Bu kez şanslıyız; Antoine de Caunes imzalı 'Napolyon'un Sırrı' (Monsieur N.) ele aldığı karakterin ve hayatın hakkını veriyor.

Tarihin büyük komutanlarının sinemadaki turları sürüyor. Büyük İskender sırasını savdı, sıra Napolyon'da. Bu kez şanslıyız; Antoine de Caunes imzalı 'Napolyon'un Sırrı' (Monsieur N.) ele aldığı karakterin ve hayatın hakkını veriyor. Film, Korsikalı savaş dâhisinin ölüme doğru adım adım ilerlediği dönemi anlatıyor. Öykü, son derece kayalık bir coğrafyaya ve kötü bir iklime sahip olan, Büyük Britanya güdümündeki Saint Helena Adası'nda açılıyor. Napolyon Bonaparte, tutsak olduğu Elbe Adası'ndan kaçmış ama Waterloo'da aldığı yenilgi sonucu yine bir adaya, St. Helena'ya hapsedilmiştir. Yeni atanan İngiliz vali Hudson Lowe, öncekinin aksine paranoya derecesinde saplantılarıyla devrik imparatora adayı dar etme niyetindedir. Peşine taktığı irtibat subayı Basil Heathcote'la da imparatorun her adımını sorgular.
Sonuçta Napolyon da bir insandı
Rene Manzor'un kaleme aldığı senaryo, büyük bir devlet adamının son döneminde özgürlük içindeki tutsaklığının evrelerini son derece gerçekçi, psikolojik derinliklerine inerek ve ana karakterinin iç sıkıntılarını seyircisinde hissettirerek anlatıyor. Film, Napolyon'un insani zaaflarla dolu portresini çizerken çöken bir efsane için sıradan hayatın zorluklarına da uğruyor. Bir anlamda, 'düşen adam'ın filmi 'Napolyon'un Sırrı'. Üstelik düşmüşlüğünün feci halde farkında olan bir adamın. Aslında bu ortamdan kurtulmak da istemiyor. Yeniden ordularının başına geçmek, savaş ortamında boy göstermek gibi bir niyeti yok Napolyon'un. Tıpkı babası gibi mide ülserinden öleceğinden emin, son günlerini karmaşadan uzakta, sakin geçirmek istiyor. Artık çevresinde kendisinden büyük kadınlar da yok. Sadık adamı general Montholon'un karısı Albine yatağını, genç İngiliz soylusu Betsy Balcombe da gönlünü şenlendiriyor.
Napolyon'un ölümü, geride birçok soru işaretini de bırakmıştı. Zehirlendiğine dair komplo teorileri, tarih kitaplarına ciddi bir tez olarak not düşüldü. Film, bu tezleri de hikâyesinin önemli bir parçasına dönüştürüyor. Bertnard Tavernier'nin 'Yüzbaşı Conan'ıyla tanıdığımız Phillippe Torreton'un inandırıcı bir Napolyon'a dönüştüğü filmde yan karakterler de son derece iyi iş çıkarmış. İngiliz vali Lowe'da Richard E. Grant, son dönemlerdeki en etkileyici performansına imza atmış. 'Farinelli'den de hatırladığımız Elsa Zylberstein ise Albine de Montholon'da sanki eski güzelliğini kaybetmiş gibi (bu arada Zylberstein'ın yönetmen Caunes'ın sevgilisi olduğu gibi bir magazin bilgisini de araya sıkıştıralım). Sonuçta tarihsel dramalara ilgi duyanları fazlasıyla memnun edecek bir yapım 'Napolyon'un Sırrı'. Kaçırmayın derim.