Paris sahnelerinde ilişki durumları!

Paris sahnelerinde ilişki durumları!
Paris sahnelerinde ilişki durumları!
Paris şu sıralarda ilişkiler üzerine iki oyuna ev sahipliği yapıyor: 'Yandaki Kapı' ve ''Fazla Değil, Yalnızca Bir Hafta'.
Haber: TİLDA TEZMAN / Arşivi

Fabrice Roger - Lacan’un yazdığı romantik bir komedi ‘Yandaki Kapı’ (La Porte à côté),  Paris Edouard VII Tiyatrosu’nda sahneleniyor. Aynı katta yan yana iki dairede oturuyorlar. İkisi de kırklı yaşlarını sürüyorlar. Bu ortak özelliğin dışında, kadınla erkek birbirlerine tamamıyla zıt iki karakter. Oyun başlar başlamaz, her ikisi de kendilerini ayrı ayrı tanıtıyorlar. Erkek, büyük bir süt üreticisi grubun pazarlama müdürü. Komşusu kadın psikiyatr. Kadın yoğurt satan bu adamı kaba buluyor. Kadının ödün vermediği basit ama katı prensipleri var: Yumuşaklıkla sertlik arasında sertliği seçen bu kadın, komşusuna göre tam bir baş belası. Yeryüzünde yaşayan binlerce bekâr misali bu ikisi de sanal âlemde kendilerine uygun aşkı aramakta… Aradıkları aşk ise kapı komşunun tamamıyla zıttı bir tip. Nihayet ruh ikizlerini buldukları anda, birbirlerine müjdeyi verme hazzının önüne geçemiyorlar. Böylece bir kez daha birbirleriyle münakaşa etme vesilesi buluyorlar. Piyes boyunca bu yalnız yaşayan ikili, kedi ile fareyi acımasızca oynuyor. Oyunun en başında Roger-Lacan, bu ikilinin sonunda birbirlerini seveceğini ilan etmiş olsa da, biz seyirciler aralarındaki çatışmanın nasıl sevgiye dönüşebileceğini büyük bir merakla izliyoruz. Bu birbirinden karşılıklı nefret eden ikili nasıl olacak da, birbirlerine yakınlaşacak?
Karakterler çok iyi çizilmiş, stil çok zarif ve diyaloglar çok kurnaz. Edouard Baer ve Emmanuelle Devos çok hoş bir ikili oluşturmuşlar. Leo Mc Carey’in ‘Kadın ve Erkek’ filmindeki Cary Grant ve Deborah Kerr kadar iç gıcıklayıcılar. Emmanuelle Devos, annesi tarafından bastırılmış ve korkutulmuş, çelişkiler ve kızgınlıklarla yaşayan psikiyatri başarıyla yorumluyor. ‘Dandy’ havalarındaki Edouard Baer, nükteyi mükemmelliğe taşırken kendinden emin ve rahat genç adam rolünde çok inandırıcı ve dokunaklı.
Bernard Murat’ın en iyi rejilerinden biri diyebileceğim bu oyun, estetik olarak mükemmel. Murat ideal bir gösteri sahnelemiş. Bu çok iyi ikili partner bize uyumlu bir mutluluk senfonisi sunuyor ve cazibeleri ve özgürlükleriyle seyirciyi derinden etkiliyor. Bu komedi, Pirandello oyunları kadar baş döndürücü, Marivaux oyunları kadar sarhoş edici, Ayckbourn oyunları kadar parlak. Fransız komedilerinin zarafetini, duygusallığını ve espri anlayışını bir arada barındırıyor. Tek tema üstüne yapılan çeşitlemeler Fabrice Roger Lacan tarafından çok iyi yazılmış, iyi temellere oturtulmuş ve farklı bir formatta sahnelenmiş. Erkek alaycı, kadın ciddi. Erkek tevekkel, kadın sert. Seslerinin tınısı çok uyumlu ve de sözcüklerin söyleyemediğini anlatıyorlar. Bir ruh halinden diğerine geçerken kıvılcımlar çaktırıyorlar.

Aaah… İkili yaşamın zorlukları!


Paris’te Fontaine Tiyatrosu’nda yaz boyu devam edecek olan ‘Fazla Değil, Yalnızca Bir Hafta’ (Une semaine pas plus) ise ikinci oyunumuz.

Hikâye şöyle: Paul ( David Roussel) Sophie ile (Rachel Arditi) beraber aynı evde yaşamaya başlamıştır ama dört ayın sonunda bu ikili yaşamdan sıkılmıştır… O kadar çok bıkmıştır ki, her gece 30 tonluk bir kamyonun Sophie’yi ezdiğini, vücudunu paramparça ettiğini, kanlı parçalarının kaldırıma saçıldığının rüyasını görmektedir. Ama bir zamanlar, bu çok sevdiği kadını, onu fazla üzmeden nasıl terk edebilecektir? Ayrıca, Sophie’yi suçlayabileceği bir kusuru da yoktur… Söylemesi kolay, anlatması güç bu olayı çözebilmek için, dürüstlükten ve cesaretten nasibini almamış olan Paul, adi bir senaryoya başvurur: Sophie’nin “ Üçlü yaşam evliliğin düşmanıdır” cümlesinden yola çıkan Paul, en yakın arkadaşı Martin’den (Arthur Jugnot) yardım ister ve onu evlerine yerleşmesi için ikna eder. Martin’in düzmece hikâyesine inanan Sophie, bir haftayı geçmeyecek olan bu üçlü yaşama razı olur.
Yumuşak karakterli Martin bu maskaralığın bir parçası olmayı kabul eder ama olaylar planlandığı gibi gelişmez. İşler, rahatsız edici boyutlara doğru tırmanmaya başlar. Yalanlar bir bir, gün yüzüne çıkarken, Sophie iyi niyetinin ve sevgisinin nasıl suiistimal edildiğini, nasıl aldatıldığını ve aşağılandığını gün ve gün keşfetmeye başlar. İntikamı acı olur. Her bulvar oyununda olduğu gibi ‘Fazla Değil, Yalnızca Bir Hafta’ çok doğru ve iyi işleyen bir komedi. Diyaloglar sahnede uçuşurken durum komedisi hızlı seyrediyor, durağan zamanlara yer kalmıyor ve seyirci sürekli gülüyor, öyle ki vodvilin reçetesi dört dörtlük çalışıyor.
Arthur Jugnot ve David Roussel, bu modern komedinin hem rejisörleri hem de oyuncuları. Oyunu klasik kalıplara sadık kalarak sahneye koymuşlar. Clément Michel’in yazdığı bu tekstteki diyalogları, hakkını vererek yorumluyorlar. Bu oyun, Alexandre Pouchkine’nin dediği gibi “Çarpıcı bir yalanı, düz ve tutucu bir gerçeğe tercih ederim” cümlesine tıpatıp uyuyor.