Paris'in içinden müzikler

Paris'in içinden müzikler
Paris'in içinden müzikler

David Lewis, İstanbul seyircisiyle buluşmak için sabırsızlanıyoruz diyor.

Müzik dünyasının en renkli gruplarından birisi olarak kabul edilen Paris Combo 16 Şubat Akşamı İş Sanat'ta hayranlarıyla buluşuyor. Konser öncesi grubun elebaşı David Lewis ile durum değerlendirmesi yaptık
Haber: ERAY AYTİMUR - erayaytimur@yahoo.com / Arşivi

Paris’te sinema eğitimi aldıktan sonra ilk müzik adımlarına 1980 sonlarında post-punk gruplarıyla başlayan ve rock grubu Les Endimanchés‘ta yer alan Belle du Berry ve David Lewis’in kurduğu Paris Combo’nun hikâyesi her iki sanatçının ayrı ayrı müzikal yolculukları ile başlıyor. Performanslarına eklektik ve otantik bir repertuvarla Seine Nehri çevresindeki lokallerde şarkı söyleyerek başlayan Paris Combo’nun ilk albümü 200 bini aşan satış adediyle altın plak aldı. 1999 çıkışlı ikinci albüm ‘Living-Room’ ise Paris Combo’ya Fransa’da büyük ün getirdi. Toplam dört stüdyo albümü ve çift CD olarak yayımlanan konser kaydıyla müzik dünyasının en renkli gruplarından birine dönüşen Paris Combo sadece 12 tanesi Amerika’da olmak üzere Avustralya, Brezilya, Doğu Avrupa ve Güneydoğu Asya ülkelerini de kapsayan konserleriyle büyük ilgi gördü. 16 Şubat akşamı İş Sanat’ta verecekleri konser öncesinde elebaşı David Lewis durum değerlendirmesi yaptı. 

Sizi methettiğim bir arkadaşım söylemişti. İzmir’deki bir kafeteryanın en çok tercih edilen mönüsünün ismi Paris Combo imiş. Paris Combo’nun müzikal kimliği son şeklini nasıl aldı?
Belle, Potzi ve François 90’ların başında tümüyle akustik bir grup olan Champêtres de Joie’de 20. yüzyılın başlarında yazılmış parçalar üstüne odaklanmıştı. 1995’te dördümüz bir araya geldik. Bir yıl sonra Mano ve son olarak da geçen yıl Emmanuel Chabbey bize katıldı. Paris Combo ismine karar verirken zorlanmadık. Çabucak bir isim bulmamız gerekiyordu. Hepimiz Paris’te yaşadığımız için Paris, ufak bir ekip olduğumuz için Combo dedik, ki ismin çift dilde olması sonradan avantajımız oldu. Grubun müzikal kimliğini oturttuğumuzu düşünüyorum. İlk yıllarda yaptığımız parçaları dört kişi için geliştirebilip müziğe gerçekten kolektif bir ruhla yaklaşabiliyoruz. Emmanuel’in katılımı ise hem eski hem yeni parçalara sımsıkı bir groove kattı. Potzi, François, Belle ve ben farklı projelerin ardından artık Paris Combo’ya yeni enerjiler akıtabiliyoruz. 

Kentler size epey ilham veriyor olmalı. Örneğin kişisel favorilerimden ‘Lettre a P’ bir Paris balladı. Daha ilk albümde ise ‘Istanbul’ isimli bir parçanız vardı. İstanbul ’u, üzerine bir şarkı yazacak kadar tanıyor muydunuz? Şarkılar söz ve müzik içerikleri itibarı ile şehirlerle ilintilenebiliyor, evet. ‘Lettre a P’ Paris’in hava kirliliğini(!) anlattığı gibi tipik bir Parizyen valsi. ‘Istanbul’un ilhamı ise yaklaşık 20 yıl önceki ilk ziyaretimde bu şehrin atmosferinin bende bıraktıkları olmuştur. Duyduğum belli başlı ritmler, sesler. Ardından 2010’da Belle ve ben çaldık İstanbul’da. Belle de o atmosferi bizzat deneyimledi. Muhteşem birkaç gün geçirdik ve tekrar gelmeyi hep iple çektik. Mümkünse bu sefer yerel müzisyenlerle de bir araya gelebilmek istiyoruz. 

Peki Paris Combo’nun müzikal olarak etkilendiği alanlar neler?
Her birimizin deneyimleri farklı etkiler oluşturuyor. Örneğin gitardaki Potzi bir taraftan Avrupa çıkışlı Çingene cazı ve ritmlerinden beslenirken diğer taraftan Kuzey Afrikalı köklerinden yola çıkarak Arap müziği duygusu getiriyor. Belle deseniz punk gruplarında başlayan müzik yaşamını 30’ların Fransız şarkıları üstüne odaklanarak sürdürmüş. Ben klasik, caz, blues ve Afrika müziği odaklıyım. François ise swing, rock ve funk çalmış. Temel vurgusu ritm ve doğaçlama olan caz elbette her zaman bütün etkileri içine çekiyor ve kişisel tarzlarımızla bir şeylere dönüşüyor. 

Paris Combo müzikal, dramatik, mizahi ve estetik dokunuşlarıyla sahnede kabare ambiyansı oluşturabilen bir ekip.
Kabare ambiyansını üzerimizdeki farklı müziklerin etkisine, ama en çok da Belle’in seyirci ile kurduğu iletişime borçluyuz. Bu şekilde samimi ve oyunlu bir iletişimin olması ve sık sık doğaçlayabilmesi önemli bir yetenek. Tıpkı diğer müzisyenlerin de enstrümanlarıyla doğaçlayabilmesi gibi. 

Siyasi ve diplomatik nedenlerle son dönemde gerilen Türkiye -Fransa ilişkilerinin gölgesine karşı bir mesajınız var mı?
Sanatı ve güzellikleri paylaşmak her şeyden önemli olduğu gibi birleştirici bir unsur aynı zamanda. Farklı köklerden gelen müzisyenlerden kurulu bir ekip olarak müziğimizi sadece kendi aramızda değil dünyadaki herkesle paylaşıyoruz. Bu müthiş bir ayrıcalık ve İstanbul izleyicisiyle buluşmak için sabırsızlanıyoruz.