'Party Girl'ün bizzat kendisi de partideydi!

'Party Girl'ün bizzat kendisi de partideydi!
'Party Girl'ün bizzat kendisi de partideydi!
34. İstanbul Film Festivali'nin 13'üncü gününde her yaştan kadın ve erkeklerin ilişki sorunlarını işleyen filmler seçtik. Bu arada alandan havadislerimiz de var: 'Party Girl'ün yıldızı Angelique Litzenburger Soho House'taki partide, Atilla Dorsay ise sekiz yıl önceki festivalin çantasıyla görüldü...
Haber: ELÇİN YAHŞİ / Arşivi

Hayat Altmışından Sonra / Miss Sixty / Antidepresan

Doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen, bu nedenle de ister istemez hayatta bir parça yalnız kalmış gayet hoş bir kadınla, sevimsiz olmakla birlikte yaşama iştahı her daim kabarık bir adamın yolları kesişiyor. Tabii bütün romantik komedilerde olduğu gibi önce karşılıklı çemkirmeler yaşanıyor. Erken emekli olmak zorunda bırakılan kadın bir zamanlar dondurduğu yumurtalarını kullanarak çocuk sahibi olmaya karar veriyor. Modern sanatın yükselen yıldızı olmaya kararlı adam da 20’li yaşlarında bir genç kızla hayatının aşkını yaşıyor. İkisi de 60’larında bu arada. Yakından tanıdığımız klasik formül burada da işliyor, zaman zaman salonu kahkahalara boğan senaryo üzmeden, sıkmadan nihayete eriyor. (Feriye, 13:30)

Vahşi Yaşam / Vie Sauvage / Uluslararası Yarışma
Komün hayatına birlikte başladığı karısı çocukları da alıp anne babasının yanına dönünce iki oğlunu kaçıran ve tam 11 yıl çocuklarla birlikte kanundan kaçarak, çeşitli komünlerde tamamen doğal bir hayat süren adamın ve tabii çocukların gerçek hikayesi. San Sebastian’da jüri özel ödülü almış, acaba Altın Lale şansı olur muydu? Sanmam ama çok rahat izlenen bir film. (Feriye, 16:00)

Kim Korkar Hain Kurttan? / Who’s Afraid of Virginia Woolf? / Anılarına

Geçen yıl ölen yönetmen Mike Nichols anısına gösterilen filmde Elizabeth Taylor ve Richard Burton ilişkilerinin muhasebesini yapan çift rolünde, klasikler arasına girmiş bir performans sergiliyor. Aslında tam olarak rol denmeyebilir bile. Edward Albee’nin aynı isimli oyunu bizde geçenlerde sahnede 100. performasını kutladı. Zerrin Tekindor, Tardu Flordun, Şükrü Özyıldız, Nilperi Şahinkaya’nın rol aldığı ve Oyun Atölyesi’nde sergilenen oyunun yönetmeni Hira Tekindor. (Rexx 2, 11:00)

ALANDAN HAVADİSLER...
Çarşamba akşamı Soho House’da verilen partiye festival yöneticileri ile yerli ve yabancı konukların yanı sıra akredite basın mensupları katıldı. Belgesel ‘Bakur’un yönetmeni Ertuğrul Mavioğlu da oradaydı, festivalin berhava olmasını kesinlikle istemediğini söylerken duyduk kendisini. Partinin en ilgi çekici konuklarından biri de ‘Party Girl’ün bizzat kendisiydi. Parlak taşlı siyah taytı, makyajı, takılarıyla hemen dikkat çeken Angelique Litzenburger, Fatih Özgüven’in önerdiği (http://www.radikal.com.tr/yazarlar/fatih_ozguven/ortamlarda_yalniz-1326527) filmin yıldızı. Dün gösterimi yapılan ‘Hayatımın Şarkısı’ bittiğinde salonda gözlerini silmeyen çok çok az kişi vardı ama Antidepresan bölümünde gösterilen film gerçek bir antidepresan, o yaşlar da mutluluk yaşları. FKM’de gösterimi yapılan ‘İsrail Usülü Boşanma’da ise, ilk kez tanık olduğum bir şey yaşandı: bir türlü boşanamayan kadın kahraman delirip de hakimlere “Mahkemenize s..çayım, siz de b.k gibi insanlarmışsınız!” diye bağırdığında, salonda bir alkış koptu.
Fransız Kültür Merkezi’nin girişinde çok uzun kuyruk oluyor, festival yöneticileri boşuna uyarmamış yani biraz önceden gidin diye. Ne de olsa filmi Fransa topraklarında izliyoruz. Yalnız kuyruk çok çabuk ilerliyor, göz korkuttuğu kadar yok. Üstelik kuyrukta beklerken insan festivalin 16 günlük süresi hakkındaki düşüncelere (uzun bulunuyor) kulak misafiri oluyor, biraz önünde duran Atilla Dorsay’ın 26. yani sekiz sene önceki İstanbul Film Festivali çantasını kullandığını görüp, şaşırabiliyor. O çanta cepleriyle filan çok pratikmiş hakikaten ama bu yılki mavi bez çantayı en güzel taşıyacak gençlerden biri de yine Dorsay’dır.