Pehlivanlar çıktı meydane!

Pehlivanlar çıktı meydane!
Pehlivanlar çıktı meydane!
Bu yıl 650'ncisi yapılan tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri kıyasıya mücadelelere sahne oluyor. 10 Temmuz'da sona erecek şenliklerde, pehlivanlar er meydanında birbirini dize getirmeye çalışıyor
Haber: ALPBUĞRA BAHADIR GÜLTEKİN / Arşivi

Türklerin ata sporu olarak bağrına bastığı yağlı güreşin zirvesi, tabii ki Kırkpınar. Bu yıl 650’nci kez düzenlenen Kırkpınar, bir spor müsabakası olmanın ötesinde, kültürel bir etkinlik, ulusal bir gelenek. Üstelik, namı Türkiye sınırlarını aşmış durumda. ‘UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni izlemek için dünyanın dört bir yanından turistler akın akın Edirne’ye geliyor. Bu hafta sonu gerçekleşecek başpehlivanlık mücadelesi ve kapanış törenleri için gelenler sayesinde Edirne’deki otellerin doluluk oranı yüzde 100’e ulaştı.

Yağlı güreşlerin tarihi hakkında çelişkili iddialar var, fakat en yaygın görüş Orta Asya’dan çıkarak Selçuklular aracılığıyla Anadolu’ya ulaştığı. Günümüzde Özbekistan’da yapılan ‘kuraş’ ile benzerlik gösteren yağlı güreş, modern güreş çeşitlerinden farklı. Mücadele peşrev denilen ısınma hareketleriyle başlıyor. Normal güreşlerden farklı olarak yağlı güreşlerde siklet (kilo) sınıflandırması yok. Başpehlivan, başaltı pehlivan, büyük orta pehlivan gibi klasmanlara ayrılan güreşçiler, başarılı oldukları takdirde bir üst unvanda yarışmayı hak ediyor.

Kıspetten çıkınca…

Bu oyunun kilit noktası adından da anlaşılacağı üzere yağ. Pehlivanların vücutları yağ ile kaplı olduğu için oyunun tekniği ve gizemi kispet adı verilen pehlivan kıyafetinde saklı. Kispet, er meydanına çıkan pehlivanların giysisine deniyor. Kurallar dahilinde de büyük bir öneme sahip olan kispet; manda derisinden yapılıyor. Kispetin bel kısmının dört parmak genişliğinde ve kalın olması, ayrıca beli sarması için içinden kalın bir ip geçirilmesi gerekiyor. Paçabent adı verilen diz kapağı kısmına da keçe konarak, deri kısım keçenin üzerine çekiliyor ve sicimle sıkıca bağlanıyor. Paçadan içeri giren parmaklar sayesinde rakibi kündeye getirmek ve ‘oyun almak’ kolay olduğu için paçaların bu sicimlerle sıkıca bağlanması gerekli. Pehlivanın ayağından kispetinin çıkması ya da boydan boya yırtılması bir yenilgi sebebi olduğundan, pehlivanlar kispetlerine dikkat etmek zorunda. Bu kuraldan ötürü güreş esnasında pehlivanların elleri sürekli birbirinin kispetinin içerisine giriyor.

Asıl er meydanı Yunanistan’da

Efsaneye göre, Orhan Gazi’nin kardeşi Süleyman Paşa ve emrinde bulunan 40 asker, Osmanlı’nın Rumeli seferi sırasında Bizans’a ait olan Domuzhisar’a saldırır ve baskın yaparak burayı ele geçirir. Diğer kalelerde de kontrolün sağlanmasıyla Süleyman Paşa’ya bağlı 40 kişilik öncü birlik geri döner ve günümüzde Yunanistan topraklarında kalan Samona bölgesinde mola verir. Mola yerinde kamp kuran birlikteki 40 asker burada güreşmeye başlar ve saatlerce süren güreşlerde, adları Selim ve Ali olduğu rivayet edilen iki kardeş bir türlü yenişemezler. Daha sonra Hıdırellez’de kardeşler tekrar güreşe tutuşurlar. Mücadeleleri gece boyunca kandil ışığında devam eder. Sonunda iki kardeş de solukları kesilerek hayatını kaybeder ve cenazeleri diğer askerler tarafından güreştikleri incir ağacının altına gömülür. Askerler, yıllar sonra bölgeyi ziyaret ettiklerinde iki pehlivanın mezarının yanından akan bir pınar görürler. Bu olaydan sonra halk, iki kardeşin anısına o yöreye “Kırkpınar” adını verir. Güreşler yaklaşık 600 yüz yıl boyunca burada yapılır. Balkan Savaşları sırasında güreşler, bugünkü Kapıkule sınır kapısının yukarısında yer alan Virantekke’ye taşınır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte de, Edirne’nin Sarayiçi mevkisine...
Çeşitli dönemlerde tadilat ve restorasyon geçiren Sarayiçi Er Meydanı’nın bugünkü hali, 25 bin kişilik kapasitesiyle büyük bir stadyumu andırıyor.

Bu ağa başka ağa

Kırkpınar’da üç kereden fazla ‘ağalık yapan’ kişilerin heykeli Sarayiçi Er Meydanı’nın yakınlarına dikiliyor. Peki yakın zamanda heykel tartışmalarıyla basına yansıyan ve zaman zaman da yargıya intikal eden ağalık makamını bu kadar önemli kılan şey ne? Kırkpınar Ağası, güreşler öncesi pehlivanları er meydanına çağıran ve yarışmayı başlatan kişi. Bunun dışında her türlü organizasyondan sorumlu olan Kırkpınar Ağası, yarışma için Edirne’ye gelen misafirleri ağırlayarak onlara yemek ve yatacak yer sağlıyor. Ayrıca güreşlerin kurallara, örf ve âdetlere uygun olarak yapılmasını da sağlıyor.

Kırkpınar Güreşleri’ne olan ilgi arttıkça masraflar da artıyor ve bütün bu sorumluluğu yüklenecek bir ‘ağa’ bulmak giderek zorlaşıyor. 1928 yılında ağalık müessesine talip çıkmayınca bu tarihe kadar ağalar tarafından organize edilen güreşler, yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay tarafından organize ediliyor. Ta ki 1946 yılında Edirne Belediyesi, organizasyon görevini devralana kadar.
Zamanla sembolik bir hal alan ağalık kavramı, günümüzde varlıklı insanların tanıtım yapmak amacıyla kullanmış oldukları bir makam haline gelmiş. Örneğin 2006 yılında Edirne Belediyesi tarafından ihale edilen ağalık makamını, Adem Tüysüz 361 bin TL ödeyerek satın almıştı.

Fatih Ürek de ağalık hevesinde

Ağalık ihalesi şartnamesini almak için 2005 yılında Edirne’ye kadar gelen ve Kırkpınar’a renk getireceği için aday olacağı açıklamalarında bulunan Fatih Ürek, bu nedenle güreş camiasından pek çok kişinin de tepkisini almıştı. Bu tepkilere rağmen, Kırkpınar ağalığını herkesin yapabileceği görüşünü savunan Ürek, ağalık hevesinden bu sene vazgeçti. Fatih Ürek, Kırkpınar Ağası olmak isteyen tek ünlü değil. Ocak ayında Edirne’ye giden Rafet El Roman da Kırkpınar Ağası olmak istediği yönünde açıklamalar yapmıştı.

Pehlivanların pehlivanı Plevneli Kel Aliço
Sert güreş tekniği sebebiyle Gaddar Ali olarak bilinen Plevneli Kel Aliço, Kırkpınar Güreşleri tarihinde ‘başpehlivanlık unvanı’nı en çok alan isim. 1894 yılına kadar kırılması güç bir rekorla 26 sene üst üste Kırkpınar Başpehlivanı olan Kel Aliço, bir sonraki yıl rakibi Koca Yusuf’la finalde berabere kalarak 56 yaşında meydanı ona bırakmış. Günümüzde bu rekora en fazla yaklaşabilen isim ise Karamürselli Ahmet Taşçı. 9 kez Başpehlivan olan 1960 doğumlu Ahmet Taşçı, Kel Aliço’nun 56 yaşında Başpehlivan olarak kazandığı rekoru da kırmak istiyor.

Fotoğraf sergisi bugün açıldı
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ünlü fotoğrafçıların da ilgisini çekiyor. Türkiye’nin sanat ve kültüründen etkilenerek, yapmış olduğu projelerde Türkiye görsellerine ağırlıklı olarak yer veren fotoğrafçı Pari Dukoviç, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti Edirne’yi ziyaret ederek, yüzyıllarca bütünlüğünü kaybetmeden, nesilden nesile aktarılan Kırkpınar Yağlı Güreşlerini ve bu bölgenin örf ve âdetlerini yansıtan etkinlikleri görüntüledi. Etkinliklerin nostaljik yönünü daha iyi yansıtabilmek adına, analog kamera ve siyah-beyaz film kullanan 1984 doğumlu sanatçının 40 fotoğraftan oluşan çalışmaları, Ekmekçizade Kervansarayı’nda bugün yapılacak olan bir açılışla halkla buluşuyor. Kırkpınar projesiyle profesyonel fotoğraf endüstrisinin saygın dergisi Photo District News’ın PDN-30 ödüllerinden de davet alan Dukoviç, bu sergi çerçevesinde Princeton Üniversitesi’nden Heath Lowry ile birlikte Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenecek olan panele katılacak.

Meydanın ozanları
Yağlı güreşte pehlivanları seyircilere tanıtan ve güreşe davet eden kişiye cazgır deniyor. Cazgır hakem heyeti tarafından eşleştirilen pehlivanların adlarını, memleketlerini ve oyunlardaki hünerlerini uygun mısra ve manilerle süslüyor.

Kazan kaldırdılar!

Kırkpınar Yağlı Güreşleri, bilinen tarihinde ilk kez, 1975 yılında kesintiye uğradı. Belediyenin dağıttığı cep harçlıklarını az bulan pehlivanlar, kendilerine verilen paranın artırılmasını istediler. Karşılıklı restleşmeler sonuç vermeyince müsabakalar iptal edildi.