Perdede sevgi mevsimi

İkiz kulelere saldırının ardından herkes Amerikan milliyetçiliğine eğilen filmlerin sayısının artacağını düşündü.

LOS ANGELES - İkiz kulelere saldırının ardından herkes Amerikan milliyetçiliğine eğilen filmlerin sayısının artacağını düşündü. Oysa, enkazdan çıkan ölü sayısının artması ve ABD'nin yeni bir dünya savaşı başlatma olasığı karşısında, gişenin rotası de hemen değişti. Keanu Reevese'in başrolünde
olduğu bir beysbol takımının komik ve duygusal hikâyesini anlatan 'Hardball'un bir anda ABD gişesinin bir numarası oluşu bunun bir kanıtıydı adeta.
20th Century Fox'un televizyon bölümünün başkanı Dana Walden durumu özetliyor; "Şu sıralar insanlar karanlık ve dramatik hiçbir şey duymak istemiyor! İnsanlar bugünün ve yıllar öncesinin gerçek acılarına eğilen yapımlar yerine mavi gökyüzünü izlemek istiyor." Alliance Atlantis'in başkan yardımcısı Ed Gernon da Warden'la aynı fikirde; "Eğlence dünyasının anlamı değişti, şimdi onu Amerikan değerleri ve aile sistemini güçlendiren bir bütün olarak görmek lazım."
Durum İkinci Dünya Savaşı sonrasının travma dönemine döndü adeta. O zamanlar da savaş alanlarından uzak, aile bağlarına eğilen duygusal filmler revaçtaydı. Bugün yine gündeme gelen, 'escapist entertainment' yani insana gündelik hayatın dertlerini unutturan sürükleyici yapımların başlangıcı da o yıllara dayanıyor.
1960'ların ortalarında Başkan Kennedy suikastının ardından yaşanan dönemde de Amerikan halkı yüzünü yine 'escapist entertainment'a dönmüştü; 'Dr. Jivago',
'Gold Finger' ve 'Marry Poppins' dönemin iddialı yapımlarıydı.
İkinci Dünya Savaşı ve JFK suikastından sonraki yılların tam tersine Vietnam Savaşı'nın sonrasında Hollywood filmleri iyiden iyiye kasvetli bir hale geldi;
'Geceyarısı Kovboyu', 'Bonnie ve Clyde',
'Baba'... 80 ve 90'lı yıllarda ise aksiyon filmleri altın çağını yaşadı. Aileler, günümüzde ABD'deki okullarda yaşanan katliamlardan Hollywood'un o yıllarda başlattığı ve düne kadar sürdürdüğü şiddet filmleri modasını sorumlu tutuyor. Sylvester Stallone, Arnold Schwarzenegger ve Steven Seagal gibi oyuncular bu şiddet ve aksiyon filmleriyle zirveye çoktan oturdu. Ancak artık kimse onların dünyanın sorunlarını tek elleriyle çözümlediğini görmek istemiyor.
Teröre geçit yok
DreamWorks yetkililerinden Walter Parkes, 1997 yılında gösterilen Nicole Kidman ve George Clooney'nin başrolünde olduğu, bir intihar eylemcisinin hikâyesini anlatan 'Barışçı' gibi filmlerin artık Hollywood'da yeri olmadığı söyleyerek sözlerini sürdürüyor: "Bütün tecrübelerimizi bu terörizm konulu filmlere yansıttık. Ancak bu noktadan sonra artık böyle filmler çekemeyiz."
Hollywood zamanında her ne kadar şiddet filmlerinin çocuklar üzerinde kötü etkisi olmadığını ileri sürse de, şimdi filmlerinin yetişkinler üzerinde bile inanılmaz bir etkisi olduğunu kabullenmiş görünüyor.
Halkı teselli etmek ve kötü anıları hatırlatmamak için imajını tamamıyla değiştiriyor ve bütün film şirketi yetkilileri adeta bir ağızdan konuşuyor: "Büyük bir trajedi yaşadık. Artık bizim sorumluluğumuz, şiddeti övmemek, ancak komediye de çevirmemek!"
(New York Times/Financial Times)