Polanski'den sürükleyici bir film

Polanski'den sürükleyici bir film
Polanski'den sürükleyici bir film

Filmde anıları kaleme alan ?hayalet yazar? rolünü Ewan McGregor oynuyor.

Polanski'nin filmi 'Hayalet Yazar' sürükleyici bir politik gerilim. Yarışmalı bölümdeki 'Howl'u seyretmenin ise şiir kitabı okumaktan farkı yok
Haber: AHMET BOYACIOĞLU / Arşivi

BERLİN - Belgeselleriyle tanınan Rob Epstein ve Jeffrey Friedman imzalı ‘Howl’, Berlin’de izlediğim ilk yarışma filmi oldu. Türkçeye ‘Feryat’ ya da ‘Uluma’ diye çevrilebilecek film, 1957’de Allen Ginsberg’in ‘Howl’ adlı şiirinin sansüre takılması ve San Francisco’da kitabın yayıncısının mahkemeye verilmesi üzerine kurulu. Arada şairin hayatından önemli bir kesiti de öğreniyoruz tabii. Ginsberg’i canlandıran James Franco çoğu kez kameraya konuşuyor, şiirini okuyor, filmde şiire eşlik eden canlandırma sahneleri de var. Şiir erotik olduğu için mahkemede yargılanıyor. Anlı şanlı profesörler görüşlerini belirtiyorlar ki filmin en eğlenceli sahnelerinin mahkeme sahneleri olduğunu belirtmeliyim. Sonuçta hakim ‘Kötü düşünen kötüdür, bize özgürlük gerek’ gibi sözlerle şiirin aklanmasına karar veriyor. Oysa 50’lerde ABD’nin hiç de filmdeki gibi hoşgörülü olmadığını biliyoruz. 1960’larda hala zencilerle beyazların ayrı otobüslere bindiğini unutmamalı. İkinci yarısı tekrarlarla dolu filmin sonunda kafamdan tuhaf düşünceler geçti. Acaba 90 dakikayı salonda kitabı dinleyerek geçireceğimize bize kapıda dağıtsalardı, bir köşede okusaydık, daha mı iyi olurdu? Neyse, zaten yarışmaya çok güçlü bir filmle başlamak iyi olmayabilir, ilk izlediğiniz filmi çok severseniz ondan sonraki filmler sıkıcı gelir. ‘Feryat’ ısınma turları için idare eder deyip geçelim.

Bu hayalet başka hayalet
Festivalin merakla beklenen filmi ‘Hayalet Yazar’ (The Ghost Writer) ilk günün programındaydı. 1997’de Tony Blair’e destek veren ve seçim kampanyasına katılan, ancak İngiltere Irak savaşını başlatınca Blair’den uzaklaşan yazar ve televizyon habercisi Robert Harris’in çok satan romanı Hayalet’ten (The Ghost) uyarlanan film, 1960 ve 70’lerde zevkle izlediğimiz (ve 2000’lerde özlediğimiz) politik gerilim türündeki yapımlara benziyor.
İngiltere’nin eski başbakanı (Pierce Brosnan) Amerika’da bir adada inzivaya çekilmiş, bir yandan bazı vakıf işlerini yürütürken bir yandan da anılarını yazıyor. Yazma yeteneği olmadığı için bir ‘hayalet yazar’ kiralıyor. İşte bu yazarın cesedinin kıyıya vurmasıyla başlıyor film. İkinci bir hayalet yazar (Ewan McGregor) bulunuyor. Dört hafta içinde kitap tamamlanacak, parası da iyi: 250.000 dolar. Tabii ki olaylar farklı bir yöne doğru gelişiyor ve yazarımız ‘Ülkeyi kimler nasıl yönetiyor, hangi gizli bağlantılar, oyunlar var? Bir ülkenin Başbakanı başka bir ülkenin ajanı olabilir mi?’ sorularıyla karşı karşıya kalıyor. ‘Hayalet Yazar’, ilginç bir konuyu ele alan, iyi oynanmış ve süresinin uzunluğuna karşın (128 Dakika) sürükleyici bir film. Sürpriz finali de filme çok şey katıyor. Filmden geriye iki soru kaldı. 1. İyi kotarılmış da olsa aslında ticari bir film olan ‘Hayalet Yazar’ın Berlin’de işi ne? Yanıt: film Berlin’de çekilmiş, yönetmeni de Polanski. 2. Polanski bu filmden sonra Amerika’ya girebilir mi? Yanıt: zaten giremiyordu.