Politikacılar bizi iyileştirecek tipte değil

Politikacılar bizi iyileştirecek tipte değil
Politikacılar bizi iyileştirecek tipte değil

Suzuki, ?Benim oyuncularım birer sporcu gibidir? diyor. Fotoğraf: Muhsin Akgün

İstanbul Tiyatro Festivali'nden onur ödülü alan Japonya'nın efsane yönetmeni Suzuki, festivalde sahnelenen 'Elektra'daki gibi dünyayı hastaneye, insanları da hastaya benzetiyor. Suzuki'ye göre doktor olarak gördüğü politikacılar da hasta
Haber: GÖNÜL KOCA / Arşivi

İSTANBUL - İstanbul Tiyatro Festivali 26 ve 27 Mayıs’ta Japonya’nın dünya çapında tanınmış yönetmeni Tadashi Suzuki ile gurubu Suzuki Company of Toga’yı ağırladı. İstanbulluların daha önceki yıllardan ‘Diyonisos’ ve ‘Ivanov’ yorumlarıyla tanıdığı Suzuki ve ekibi bu sefer de, Sony sponsorluğunda bir ‘Elektra’ uyarlamasıyla festivale katıldı. İzleyicilerden büyük ilgi gören ve uzun uzun alkışlanan oyun, festivalin öne çıkan yapımlarındandı. 
Hogo von Hofmannsthal uyarlamasıyla Sofokles’in metnini buluşturan ve dünyayı bir hastane olarak düşünen Suzuki, insanları da birer akıl hastası olarak ele alıyor.Doktorların ve hemşirelerin de bulunduğu oyunda, intikam duygusuyla kıvranan Elektra kendisini yalnızlığa iten annesinden sadece sanal olarak intikam alabiliyor.
26 Mayıs’taki temsilden önce kısa bir söyleşi yaptığımız Suzuki, oyundaki doktorları birer politikacı olarak ele aldığını ve aslında onların da hasta olduğunu söylüyor. “Dünya’ya bir hastane ve insanlara da birer hasta olarak bakıyorum. İnsanların doktorlara ihtiyacı var, oyunumdaki doktorlar da birer politikacı. Fakat onlar da hasta. Yani politikacılar bizi iyileştirecek tipte değiller. İnsanlara diyorum ki “sizi iyi edecek doktor, yani politikacı yok. Kendi başınızın çaresine bakmak ve kendi kendinize iyi olmak zorundasınız.”
Bir Japon odası olarak tasarlanan sahnede sergilenen ‘Elektra’da oyuncuların bedenlerini kullanmaktaki ustalıkları oyunun her aşamasında sahneye yansıyor. Bunun nedeni ise Suzuki’nin Toga’da kurduğu şehir merkezinden uzak tiyatro köyündeki disiplinli çalışmaları. Birer Uzakdoğu sporcusu izlenimi veren oyuncular, oyunun gerilimini ve dünyanın içinde bulunduğu kaosu kaskatı kesilen bedenleriyle anlatıyorlar. Birer akıl hastası olarak ele alınan ‘Elektra’ kahramanları tekerlekli sandalye üzerinde, Suzuki yönteminin en önemli özelliği olan ayak ve kol kullanımını büyük ustalıkla gerçekleştiriyor. Ve tekerlekli sandalyelerle, sahnede daireler çizerken asla dengelerini kaybetmiyorlar.
Kullanılan vurmalı çalgılar da gerilimi artırıcı bir diğer ve önemli bir öğe olarak sahnedeki yerini alıyor. Suzuki fazla söz kullanmamasını ve beden dilini kullanışıyla ilgili şunları söylüyor; “Her zaman gördüğümüz tiyatrolar artık sinemaya benziyor. Çok fazla günlük konuşma var. Benim oyunlarımda günlük konuşma olmaz, oyuncu mesajı enerjisiyle ve direkt söyler. Suzuki tiyatrosunun diğerlerinden farkı bu. Herkesin enerjisi vardır, farklı dilleri konuşsak da enerjimizi aynı şekilde kullanırız. Benim amacım farklı kültürdeki insanları bir sahnede toplamak. Nasıl sporcular farklı milliyetlerden olsalar da aynı konuda birleşebiliyorlarsa, benim oyuncularım da sporcu gibidir. Metodumda ayaklarla kollar önemli. Çünkü ayaklar bizi yere bağlar, biz doğadan geliyoruz, nasıl bir ağaç kökleriyle toprağa bağlanıyor, hayvanlar toprakta dolaşıyor oraya bağlı yaşıyorlarsa, insan da böyledir. Bunu vurgulamaya çalışıyorum. Vücutlarını sert hareket ettiriyorlar, bu kaosu  anlatıyor.”
Antik Yunan tragedyası ‘Elektra’nın dikkat çeken diğer özelliğiyse Japon kültürünün görselliğinden beslenmiş olmasıydı. Suzuki bu birleşimi şöyle açıklıyor; “Yunan tragedyaları çok zengin yüzyıllarca hiç eskimeyecek konuları var. Ayrıca Japon kültürü kostümlerin görselliği bakımından çok zengin ve göze hitap ettiği için ikisini birleştiriyorum.”
Bu yıl onur ödülü aldığı İstanbul Tiyatro Festivali’ni çok iyi bulduğunu belirten Suzuki, “İstanbul çok önemli bir merkez. İstanbul Tiyatro Festivali’ni çok iyi buluyorum, ama Avrupa’daki festivaller kadar iyi tanıtımı yapılamıyor” diyor.