Pop art'ın babası yeni sergi açtı

Pop art'ın babası yeni sergi açtı
Pop art'ın babası yeni sergi açtı

88 yaşındaki Richard Hamilton?ın sergisi Serpentine?de .

'Pop art'ın öncü isimlerinden Richard Hamilton Londra'da yeni bir sergi açtı. Hamilton 'Beuys, Rauschenberg, Duchamp bütün arkadaşlarım öldü, ben hepsinden uzun yaşadım... Sanırım o yüzden yine değerlendim' diyor
Haber: RACHEL COOKE / Arşivi

LONDRA - Bir zamanlar pop art yeni ve ilgi çekiciydi. Maalesef, artık eski heyecanını kaybetti ancak hâlâ o çağı hatırlamanın bir yolu var. O da Richard Hamilton’a kulak vermek! Bu konuda Hamilton’ı dinlemek için geçerli sebeplerimiz var. İlk sebep, Hamilton’ın pop artın babası olarak nitelendirilmesi. İkincisiyse, Londra Serpentine Galerisi’nde açtığı yeni sergi.
Hamilton’ın sergiye yaklaşımı biraz alaycı. O, insanların bu konudaki heyecanlarını biraz komik buluyor. “Komik; çünkü eskiden hiçbir sergim ilgi çekmezdi. Hatırlıyorum da, 1992’de Tate’de açtığım sergide neredeyse davetli tüm eleştirmenler eserlerimden de sanatımdan da nefret etmişti. Aynı yıl, yılbaşında gazetede bir anket vardı: ‘Yılın en kötü sergisi hangisiydi?’ diye. Ben kazanmıştım! Sanırım yıllar geçtikçe insanlar yaptığım işlerin ciddi olduğunu fark etmeye başladılar. Ve ben de diğer tüm arkadaşlarımdan daha uzun yaşadım. Joseph Beuys, John Latham ve Robert Rauschenberg öldüler. Jasper John hala hayatta; ama artık onun da adını pek duymuyoruz.” Köşeden tatlı bir ses geliyor. “Jasper senden daha genç Richard...” Bu sesin sahibi Hamilton’ın ressam eşi Rita Donagh.
Hamilton’ın en beğendiğim eseri, 1956’da yaptığı ‘Bugünün evlerini bu kadar çekici kılan şey nedir?’ isimli kolajıydı. Bu kolajı görmemiş olabilirsiniz; ama herhalde Beatles’ın ‘White Album’ isimli albüm kapağını görmüşsünüzdür. O da Hamilton’ın eseri!
Hamilton’la ilgili en zor konu, onu kategorize edemiyor olmamız. Birçok çalışması pop art olarak nitelendirebilir. Parlak renkler, enteresan objeler... Ama o sadece bunlardan ibaret değil. Örneğin; Andy Warhol’dan çok daha politik. Hamilton’a sorduğumuzda  ‘Ben sadece ne düşünüyorsam onu yapıyorum. İnsanlar bir sanatçının her istediğini yapamayacağını düşünüyorlar ama ben yanıldıklarını göstermek için buradayım.’ Onun bunu fark etmesini sağlayan yakın arkadaşı Marcel Duchamp olmuş. “Marcel gerçekten tabuları yıkan biriydi. Kullandığı her fikri atıyor ve yerine sürekli yenilerini buluyordu. Bunu ben de yapmalıyım dedim kendi kendime. Kendimi tekrarlamamaya özen göstermeliyim; çünkü bu bir sanatçının yapacağı en kötü şey.”

Yazdığı manifesto oldu
Hamilton Pimlico’da doğmuş. Babası bir şöför. Resme ilgisi olduğunu 10 yaşında keşfetmiş. Yetişkinler için bir kursa katılıp ilk eğitimini almış. 14 yaşındayken bir resim yarışmasına katılmış. Yarışmayı kazanamamış ama onun çizimlerini inceleyen Royal Academy School üyesi, Walter Russell yarışmadan iki yıl sonra onu okula başvurması için çağırmış. Ne yazık ki, Hamilton eğitimini tamamlayamadan okul savaş yüzünden kapanmış.
Çizimlerine devam eden Richard, çoğu zaman onları açıklama gereği de duymuş. Bu amaçla yazdığı bir açıklamada ilk kez ‘pop-art’ kelimesini kullanmış. “Pop art, popülerdir. Kısa dönemli çözümler getirir ve çabuk unutulur. Düşük maliyetlidir ve seri üretimdir. Gençtir, seksidir, göz alıcıdır. Pop art, büyük bir iştir.” Aslında bu metni bir manifesto olsun diye yazmamış. “Ben sadece etkileyici bulduğum olguları sıralıyordum.”demekle yetiniyor. Peki ya ‘Bugünün evlerini bu kadar çekici kılan şey nedir?’ diyorum. “Ondan artık sıkıldım, yine de kötü değildi tabii.” diyor.
Hamilton artık biraz yorgun gözüküyor. Ama hala öfkeli ve muhalif. Hâlâ bıkmadan usanmadan çalışıyor. Kalkıp bana Serpentine’deki çizimlerinden bir başka kopya gösteriyor. Bu 2009’da İngiltere Müzesi’nde sergilenmiş olan bir madalya. Metalin üstünde Alastair Campbell yüzü var. Üzerinde de Latince bir şeyler yazıyor. “İşte hayata en fazla bu kadar yakın olabiliyoruz: yap, yık ve sonra dualarla aklan!” diyor Hamilton. “Ve sanırım benim öfkemin sebebi de bu.” Kafamı kaldırıp yüzüne bakıyorum, kibarca gülümsüyor. (The Observer)