Popülaritesi de kendisi gibi yok edilemez

Popülaritesi de kendisi gibi yok edilemez
Popülaritesi de kendisi gibi yok edilemez
Bu hafta gösterime giren son macerası vesilesiyle 'canavarlar kralı' Godzilla'nın kendi gibi devasa tarihine bir göz atalım dedik.
Haber: ALİ ABADAY / Arşivi

Kimi zaman bir yazının giriş paragrafını yazmak oldukça zordur. Elinizde belirli bir konu vardır, onu anlatacak bilgiye, süsleyecek anekdotlara sahipsinizdir ancak yine de başta ne yazmanız gerektiğini bilemezsiniz. Godzilla veya telaffuz edildiği gibi ‘Gojira’ üzerine bir iki kelam etmek istiyorsanız da aynı duruma düşebiliyorsunuz çünkü onu basitçe tanımlamak zor.
Klasik olarak herkesin bildiği, Japonların yarattığı Godzilla’nın önüne çıkan her şeyi yıkıp geçmesidir. Ancak gerçekten öyle midir? Şayet bu düşünceye sahipseniz büyük bir hayran kitlesini de kızdırırsınız.
Japonların İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşadıkları nükleer korkuyu biraz olsun üzerlerinden atmak için Toho film şirketinin bulduğu bir yaratıktır Godzilla. 1954’te çekilen ilk filmde onun eski çağlarda suda yaşayan dev yaratıkların karaya çıkmaya başladıkları dönemde ortaya çıktığı iddia edilir. Zaten ismi de goril ve balina kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.
Godzilla ilk zamanlar gemileri batırır, şehirleri yıkar, insanlara saldırır. Üstelik nükleer denemeler yüzünden mutasyona uğramıştır, kısacası onu yok etmek neredeyse imkânsızdır. Tabii Japon bilim adamları bir şekilde onu durdurmayı başarır.
İlk film o zamana kadar Japonya’da çekilen en teknolojik yapım olarak inanılmaz bir etkiye ulaşır. Nükleer paranoya altında yaşayan Japonlar bir şekilde Amerika’yı temsil eden ancak alt metninde doğanın her zaman dengeyi oluşturacağını da söyleyen bu canavarı severler. Bu esnada Amerikalılar Çin Tiyatrosu’nda gösterilen filmden etkilenip onun haklarını satın alır. 1956’da ilk filmin hikâyesinin başına bir Amerikalı gazeteci ekleyip filmi sanki olayları o anlatıyormuş gibi yeniden montajlayıp ABD ’de gösterime sokar.

Godzilla’nın oğlu

Sonraki dönemde Godzilla yine ortaya çıktı ancak Toho şirketi ilk filmlerden sonra bazı değişikliklere gitti. Mesela Godzilla insanlara saldırmayı bıraktı. Ne kadar şehirleri yok etse de karşısına çıkan diğer devasa mutant canavarlarla da savaştı. 1962’de ilk gerçek rakibi sayılacak yaratık King Kong’du. Sonrasında da insanları korumak için savaşmaya devam etti.
1954 ile 1975 arasında çekilen filmler teknik açıdan o zamana göre çok gelişmiş sayılsa da Godzilla’yı lateks kıyafet giymiş bir oyuncunun canlandırdığı, patlama ve felaket sahnelerinin maketlerle gerçekleştirildiği belliydi.
1984’e gelindiği zaman son çekilen Godzilla filmi üzerinden dokuz yıl geçmişti ama hayranları onu unutmamıştı. Godzilla’nın Dönüşü filmiyle kimi zaman insanlığın düşmanı kimi zaman da tek kurtarıcısı olan yaratık yeniden sevenlerinin karşısına çıktı.
Teknik imkânlar daha iyiydi ancak konuda pek değişme yoktu. Godzilla canavarlarla savaşıyor ve her seferinde Elm Sokağı’nda Kâbus’taki Freddy Kruger gibi yeniden dönüyordu. Zaten Toho şirketi hiçbir şekilde Godzilla’nın ölmesine imkân vermiyordu. Ancak ölümsüz bir kahraman da bir süre sonra sıkıcı olurdu. Buna da bir çare bulundu. Godzilla ve Mechagodzilla 2’de görünen Godzilla’nın oğlu 1995’te çekilen ve sonunda Godzilla’nın eriyerek öldüğü Godzilla vs. Destoroyah’ın finalinde dumanların ardından göründü ve babasının yerini alacağını işaret etti.

Erkek mi, dişi mi?

Her ne kadar Amerikalılar Godzilla için erkek tanımlaması yapsa da Japonlar onun hakkında konuşurken cinsiyet belirtmeyen zamirler kullanmayı tercih ediyorlar. 1998’deki Amerikan versiyonunda yumurtlasa da hâlâ erkek olduğu ima ediliyordu.
1999 yılında ise yeni bir görünüm ve gerçekçilikle Godzilla beyazperdeye döndü. 1954-1975 ve 1984 1995 birer dönem olarak kabul edilirse bu üçüncü dönem Godzilla’yı daha inandırıcı kılıyordu.
2004 yılında serinin 50. yılına özel bir film çekildi. Godzilla: Final Wars isimli film gösterime girmeden Hollywood’un meşhur şöhretler kaldırımında Godzilla’ya da bir yer ayrıldı. Filmde ise Godzilla’nın o zamana kadar savaştığı bütün yaratıklar yer aldı. 1998’de Roland Emmerich’in çektiği ve daha çok iguanayı andıran yaratık da filmde yer aldı ama adı Zilla olarak değiştirildi.
Şimdi Godzilla bir kere daha beyazperdede. 1954’te boyu 50 metreyken şimdi 100 metre civarında. Aradan uzun bir zaman geçti ama hâlâ popüler. Bu popülaritenin yok olması da tıpkı Godzilla’nın yok edilmesi gibi neredeyse imkânsız. Bazen bir yazıyı bitirmek de çok zordur. Anlatılacaklar anlatılamamış, yeterli anekdot verilememiş ve bir şeyler noksan kalmış gibi gelir. Fakat Godzilla nasıl her daim geri geliyorsa onu anlatacak yazılar da hep olacaktır.