Popüler sinemanın Papa'sı

Hollywood'daki yaygın bir inanca göre, gişesi ne kadar yüksek olursa olsun hiçbir film gerçek anlamda kâr etmez.
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

İSTANBUL - Hollywood'daki yaygın bir inanca göre, gişesi ne kadar yüksek olursa olsun hiçbir film gerçek anlamda kâr etmez.
Oysa festivalin konuklarından Roger Corman, varlığıyla bu inancı kökünden sarsıyor. 'B-Filmlerinin Kralı', 'Z-Filmlerinin Orson Welles'i', 'Popüler Sinemanın Papa'sı gibi unvanlara sahip Corman sinemadan para kazanan ender kişilerden biri. Yapımcı/yönetmen, 20. Uluslararası Film Festivali'ndeki dört filmlik küçük retrospektifine eşlik etmek için
İstanbul'daydı.
İstanbul'a ikinci gelişi
Corman, 75 yaşında, yakışıklı, güler yüzlü, dolgun sesli, ne dediğini bilen, alçak gönüllü bir kişi. Bu İstanbul'a ikinci gelişi. İlk kez 30 yıl önce 'Target: Harry' için gelmişti. İlk gelişinin biraz da şehri görmek için olduğunu itiraf ediyor:
"ABC şirketi benden Akdeniz'de geçen bir aksiyon filmi yapmamı istedi. Ben de gitmek istediğim yerlerin bir listesini çıkarıp, filmi ona göre tasarladım. Monte Carlo'da başladık, Atina'da devam ettik. İstanbul ve Efes'te bitirdik. İlk seferinde geliş nedenim, aslında şehri görmekti. Bu sefer İstanbul'u hayli değişmiş buldum, çok büyümüş. Merkez aynı ama, şehir çok büyük bir alana yayılmış."
Eli çabuk yapımcı, usta yönetmen Corman, aynı zamanda Amerikan sinemasının şimdiki büyük yönetmenlerinden bazılarına (Francis F. Coppola, James Cameron, Jonathan Demme, Jonathan Kaplan, Joe Dante), hoca ve hami sıfatıyla ilk şanslarını tanımış kişi. Bunun iki taraf için de hayırlı bir çalışma şekli olduğunu düşünüyor:
"Ben sanırım, yetenekli genç insanları başkalarından biraz daha önce fark edebildim. Onlar benim yanımda ilk eğitimlerini daha hızlı yapma fırsatı buldular. Ben de, Hollywood'un en iyi genç yetenekleriyle birlikte çalışmanın tadını çıkardım. Hepimiz kazandık."
Corman, korkuyla komediyi birleştirmeyi seviyor. Şimşek hızıyla geçip giden, seyircinin sonradan fark ettiği esprileri seviyor. Bu özellik, sonradan 'Airplane!' tarzı filmlerle yeniden hayat bulmuştu.
Acaba Amerikan sineması Corman'dan başka ne gibi izler taşıyor? "Aslında, o kadar önemli izler bıraktığımdan emin değilim. Gene de bunun enerjiyle ilgisi var. Bir de, filmlerimin hızlı ritmiyle. Günümüzün filmlerinde de aynı tempo var. Benim 1960'larda yaptığım, Peter Fonda ile Dennis Hopper'ın oynadığı 'The Trip', örneğin. LSD deneyimi üzerine bir filmdi. O sıralarda özgün sayılabilecek kurgu teknikleri sayesinde, son derece hızlı bir film olmuştu. O kurgu teknikleri şimdi standart halini aldı."
Peki, ya Corman'ın, festival programında yer alan, iki gün bir gecede 35 bin dolara çektiği 'Küçük Korku Dükkânı' gibi filmler yapmasını sağlayan gerilla teknikleri? Onlar hâlâ kullanılıyor mu?
"Evet, kullanılıyor. Ama şimdikilerin işi daha zor. Bellibaşlı Amerikan stüdyolarının gücü her zaman kendini hissettirmiştir. Ne var ki, son beş-on yılda sinemaya daha da hâkim olmaya başladılar. Bağımsızların alanı da kısıtlandı. Buna rağmen varlıklarını sürdürüyorlar. Bence sinemanın yaratıcılığı, yeni fikirleri ve ona hayat veren özsu bağımsız sinemadan gelir."
Bir yandan 'istismar filmleri'nin en âlâsını yaparken, bir yandan da Avrupa'nın en iyi sanat filmlerinin ABD'de dağıtımını üstlenmiş Corman'a göre sanat filmleri, her şeyden önce daha kişisel filmler. Yönetmenler böyle filmlerde kendi dürtülerini, duygularını seyirciye ticari filmlerde olduğundan daha fazla yansıtma imkânı buluyor.
Öyleyse, 'sihirli Corman formülü' nedir?
"Doğrusu, bir formülüm olduğundan emin değilim ama, varsa eğer, bu iki türü bir araya getirebilmemdir. Ticari yanları olması gerekiyordu. Filmlerimi kendim yapıp dağıttığım için ticari olmaları gerekiyordu, para kazanmazsam başka film yapamam. Bu yüzden de, hem ticari yanı olan, hem de sinemacının kendini, duygularını, düşüncelerini bir ölçüde ifade ettiği filmler yapmaya çalıştım. Bazen başardım, bazen başaramadım."
Roger Corman'ın 'Küçük Korku Dükkânı' adlı filmi bugün 10.30 seansında 'Usher'lerin Evi' ise yarın aynı saatte Sinepop'ta izlenebilir.


    ETİKETLER:

    ABD

    ,

    Akdeniz

    ,

    İstanbul

    ,

    Hollywood