'Proje 4L' yerleşti

Proje 4L-İstanbul Güncel Sanat Müzesi, 21 Eylül'de kapılarını açtığı 'Yerleşmek' sergisiyle gündemdeki yerini aldı.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Proje 4L-İstanbul Güncel Sanat Müzesi, 21 Eylül'de kapılarını açtığı 'Yerleşmek' sergisiyle gündemdeki yerini aldı. Levent Harmancı Giz Plaza'nın içindeki 1600 metrekarelik bir alanı kaplayan müze, deneysel sergileme biçimlerine uygun biçimde hazırlanmış.
'Proje 4L'nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Can Elgiz, sorumlusu ise küratör Vasıf Kortun.
Kökenini sorgulayan sanat
Pek çoğu, Kortun ile ortak sergiler yapmış sergi sanatçıları, Kortun'un küratörlüğünde gerçekleşen 'Yerleşmek' sergisindeki yapıtlarında ağırlıkla şehirleşmeye bağlı olarak geleneksel yaşam biçiminin dönüşümü, ev içindeki görselliğin inşası ve kamusal mekânın sahiplenme biçimi gibi konuları sorgulamaya açıyor. Özel kitabıyla zenginleşen sergiye çeşitli yapıtlarıyla Hüseyin Bahri Alptekin, Gülsün Karamustafa, Hale Tenger, Can Altay, Halil Altındere, Tina Carlsson, Erik Göngrich, Hakan Gürsoytrak, Aydan Murtezaoğlu, Bülent Şangar ve 'Oda Projesi' katılıyor.
İstanbul'un 'ilk güncel sanat müzesi' olma özelliğini taşıyan 'Proje 4L'yi genç kuşak mimarlardan Murat Tabanlıoğlu'yla gezdik. Serginin temasını, müzeyi ve
'İstanbullunun İstanbul'a 'yerleşme' sürecini ele aldık.
Müze bölgesi, bugün 'Yeni Bankalar Caddesi' olarak da tanımlanıyor. Bir 'tampon bölge', hatta neredeyse bir 'mimari fay' üzerinde. Bu da bize bu girişimin vizyonuna dair pek çok fikir veriyor. Konumu enteresan. Tam bu 'Bankalar Caddesi'nin hemen arkasında büyük bir konut bölgesi var. Binanın bitiminden itibaren, bambaşka bir şehir yapısıyla karşılaşılıyor. 3 bin dolarlık kira bedelleri bir anda 100 dolara, 10 dolara düşüyor. Yine bu bina, oradaki binalardan dış görünüş itibarıyla farklı değil. Onların birinin içinde, böyle bir müze ortaya çıkmış.
Burası benim bir mimar olarak hep tenkit ettiğim, mavi camların arkasındaki tipik bir büro binası. Belli standartla yapılmış, yaşama kalitesi, büro kalitesi bulunmayan binalardan. Öte yandan, girişte ise granitler var. Ama müzeye girildiğinde her şey çok sade ve yalın. O bakımdan güzel bir örnek. Sergi ve söyleşilere göre mekânın düzenlenebilmesi, bir avantaj. Oyunlarla aldığı doğal ışığın yanında, mekânın farklı yükseklikler barındırması, içinde dolaşanların hissedeceği mekân duygusunu da hayli artırıyor.
Can Elgiz 'günah çıkarıyor'
Bence, kendisi de bir mimar olan Can (Elgiz) bey, burada dışta kapladığı o camların, granitlerin 'günahını çıkarıyor'. Çünkü belki de kendisinin içinde hakikaten bu (müze) var. Binaya girişte görünen granitlerle, içinde bulunduğumuz bu mekân arasındaki zıtlığa yönelik katkının en büyük pay sahiplerinden biri de, kuşkusuz Vasıf Kortun'un ileriyi görebilme ve ikna yeteneğidir sanırım.
Müzenin ilk sergisi, temasıyla sosyoloji ve mimariye yaslanmış: Bunu bilhassa, peyzajlı beyaz panoları, 'Piknik şehir' kitapçığı ve dialı enstelasyonuyla dikkati çeken eski mimar ve sanatçı Erik Göngrich'in eserinde görmek mümkün. Çünkü bu eserde hem sanat yapıtı var, hem de bir mimarlık kaygısı...
Ben İstanbul'u bir yabancıya gezdirirken hep şöyle söylerim: 'İstanbul, en büyük kontrastların şehri.' Kullanılmayan dümdüz teraslar, 'kitsch' pencereler. 'Olağandışı' buluşmalar. Bu uyum mu, uyumsuzluk mu bilmiyorum ama, galiba bazıların da hoşuna gidiyor. Çünkü niye? Avrupa'da çok fazla uyum var. Burası içeriden farklı, dışarıdan farklı okunuyor. Yaşama tarzımız bu. Hem düşününce bile 'Türk' veya 'İstanbullu' dediğinizde, 'Avrupalı mıdır, Osmanlı mı' gibi sorular, hemen peşinden geliyor.
'Yerleşmek' için ideal çözüm ne?
Aklıma gelen şeylerden ilki, Türkiye çapında bir planlama girişimi. Daha sonra şehirci-mimar ve belediyelerle olan iletişimin sağlanması, bu iletişimin üniversitelerden bu yana gelebilmesi çok önemli. Birtakım ana kararların, bu yolla alınması lazım.
Bizler, hatta ben bile, ileride bu şehirde neler olabileceğini kestiremiyoruz. Söz konusu projelerin tümü iyi niyetli olabilir. Ama bizlerin bir katkısının olabileceği bir ortamdan söz edemiyoruz. Böyle giderse su yatakları, havzalar, ormanlar yağmalanacak. Ama İstanbul, hâlâ güzel. Hâlâ şansı var. Proje 4L'nin 1 Aralık'ta sona erecek
'Yerleşmek' sergisi, çarşambadan cumartesiye kadar 12.00-20.00 arasında açık. Tel: 0212 281 51 50 İnternet: www.proje4L.org