Provokatif bir yorumcu

Türk klasik müziğinde pop sanatçıları misali 'fırtına gibi' esmeye hazırlanan Burçin Büke, Sakman Prodüksiyon...
Haber: TÜMAY YAZICI / Arşivi

İSTANBUL - Türk klasik müziğinde pop sanatçıları misali 'fırtına gibi' esmeye hazırlanan Burçin Büke, Sakman Prodüksiyon etiketiyle çıkan ilk solo albümü 'Rüyam' (My Dream) ile klişeleri yıkmak istiyor. Romantik ve provokatif yorumuyla, kendisini bir kez dinleyenin 'bir daha ve bir daha' dinlemek için 'can atacağından' emin olan Büke, memleketin 'harika çocuk'larından.
Avrupa'da tanınan Büke, Türkiye'de bugüne kadar yeterince ilgi görmemekten şikâyetçi. Bunun da, medyanın belli isimlere yer vermesinden kaynaklandığını söylüyor. Hem müziği hem de görüntüsüyle alıştığımız piyanist tipini değiştirmek isteyen Büke'yi, günün birinde sahnede yeşil gözlük ve tişörtle görürseniz şaşırmayın.
Türkiye'de klasik müziğin yaygınlaşamamasının
nedeni nedir?
Bakıyoruz bugün televizyonlara, 24 saatin 20'si pop şarkıcılarının video klipleri. Yine medyada klasik müzikle ilgili haberler ya yok, olsa da ya çok küçük oluyor ya da belli isimlerin haberleri geniş işleniyor. Diğerlerinin yolunu kesmemek lazım. Müzik sadece popüler olan değil. Zaten adı üzerinde popüler olan, birkaç gün içinde
tüketilip bitendir.
'Konser piyanistiyim' diyorsunuz. Nedir konser piyanisti olmanın sihri, kerameti?
Kişilik ve çalış tekniğiniz
önemli. Sahneye çıkma fobiniz olmamalı. Kapris yapmayacaksınız. Avrupa'da kapris yaparsanız sizi bir daha davet etmezler. Türkiye'de herkes kendi kafasına göre davranıyor. Yok bu salon kötü, seyirci öksürüyor gibi. Eğer siz iyi müzik yaparsanız
o adam öksürmez. Çünkü o konsantre olamadığı,
sıkıldığı için öksürüyor.
Siz konsantrasyonu nasıl sağlıyorsunuz?
Gerçek müzisyenlerde konsantrasyon bütün gün vardır. Sadece konser sırasında değil. Bunun bir öncesi ve sonrası vardır. Örneğin ben konserden sonra kafamı dağıtmak için techno kafeye gidiyorum.
Neden techno kafe?
Çünkü zıt. Dağıtmaya ihtiyacım var. Techno'da melodi yoktur daha çok ritim vardır. Melodi olmayınca kafam müziğe takılmıyor. Ancak ertesi gün kalktığımda hayat aynı konsantrasyonla devam ediyor.
'Harika çocuk' meselesi?..
'Harika çocuk' damgası insana 16 yaşında vurulmaz. İlk günden belli olur bu. Dört yaşımdan beri piyano çalıyorum. Ülkemizde 'Ben harika çocuğum' diye dolaşan çok insan var. 'Harika çocuk' olayına katılmıyorum. Evet, İdil Biret 'harika çocuk'tur. Ama ondan sonrakiler bana göre 'harika çocuk' filan değil.
Klasik müzikte yorumcu ne gibi yenilikler yapabilir?
Herkes elektronik müzik yapıyor. Oysa ben geriye dönmeyi tercih ediyorum. Neoromantizme dönüyorum. Elektronik sound zaten dışarıda var. Trafik sesleri vb. Ben istiyorum ki insanlar dinledikleri müzikle rahatlasınlar. Çaldığım bestelerin sahipleri gibi çalmaya çalışmıyorum. İnsanları rahatlatma ve bu müziği sevdirme amacım var.
Solo albümünüzdeki kompozisyonları genel olarak nasıl tanımlıyorsunuz?
Romantik ve empresyonist. Biraz da Rus modern müziği var. Ancak ben hepsini romantik bir dille çalıyorum. Çalış tarzım biraz provokatif. Albümümde yer alan parçaları, sırf klasik müzik dinleyicisi değil herkes dinleyebilir.
Bu 'klasik müziği sevdirme' işinde sanatçının
tavrı ne kadar önemli?
Örneğin ben konserlerimde papyon ya da kravat takmam. Gün gelecek şort tişörtle ya da yeşil bir gözlükle çıkacağım konsere. Bazen konser sırasında üç kez takım elbise değiştirdiğim oluyor. Mesela Beethoven çalıyorum, kahverengi takım elbise giyiyorum. Çünkü ben onun müziğini kahverengi olarak gözümde canlandırıyorum. Caz mı çalıyorum, pembe giyiyorum vs. Böylelikle seyircinin sıkılma modunu ortadan kaldırıyorum.