Radikal bütün olarak iyi ama fazla sıkıcı fotoğraf var

Radikal bütün olarak iyi ama fazla sıkıcı fotoğraf var
Radikal bütün olarak iyi ama fazla sıkıcı fotoğraf var
İngiliz The Guardian gazetesinin kreatif danışmanı Mark Porter, Zaman gazetesinin yedincisini düzenlediği +1T Gazete Tasarım Günleri kapsamında, iPad Gazeteciliği üzerine konuşmak için İstanbul'daydı. Toplantılar sırasında tanıştığımız Porter'la ayaküstü sohbet etme imkânı bulduk. Porter, söyleşiye elimdeki Radikal'in sayfalarını karıştırarak başladı...
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

Ne diyorsunuz Radikal’in tasarımı hakkında?
İlk bakışta güzel bir gazete. Modern, renkli, bütün olarak baktığımızda tasarım açısından da iyi. Ancak bütün gazetelerin içine düştüğü hata gibi bunda da tek tek sayfalara baktığımızda çok fazla unsur olduğunu görüyorum. Örneğin çok fazla sıkıcı fotoğraf var. Dolayısıyla burada gerçek anlamıyla bir tasarım olduğunu söyleyemiyoruz. İyi bir topografi yaratılmış, iyi bir renk uyumu var, gazetenin kendine has bir stili de var ama tasarımın hikâye anlatması gerekliliği açısından herkesin düştüğü hatalara düşülmüş. Tabii tasarım çok fazla enerji ve yetenek gerektiren bir iş, bunu her gün yapmak çok zor. 

Tabloid formun daha dezavantajlı olduğunu söyleyebilir miyiz?
Hayır aslında bunu söyleyemeyiz, bence gazetenin boyutu çok da fark etmiyor, her halükârda yaratıcı işler çıkartabilirsiniz. Önemli olan gazetenin kendine ait bir tasarım kültürünün olması. Bu nasıl oluşturulur; editörlerin tasarım mantığı denen şeyi, tasarımcıların da gazetecilik mantığını anlamaları gerekiyor.

Tasarımcı ve gazeteci karşı karşıya geldiğinde bir ego çatışması yaşanıyor aslında. İki taraf da işlerine karışılmasın istiyor... Bu anlattığınız bana o kadar tanıdık geliyor ki! Bununla her yerde karşılaşıyorum ve en büyük gazetelerin dahi mustarip olduğu bir dert. Gazetelerde tasarım kültürünü oturtmak çok zor oluyor. Örneğin bunu dergilerde göremezsiniz çünkü dergilerde daha işbirliği içinde çalışılır. Gazete gibi çok kısa zamanda hazırlanan bir mecrada neredeyse tasarımsız bir iş çıkıyor ortaya. Gazeteler ve gazeteciler ne yapıp edip gazeteleri daha okunur bir hale getirmeli çünkü artık okuyucu her gün, her yerde tasarımla karşı karşıya ve bu alışkanlığı gazetesinde de görmek istiyor. 

Bu kısa sürede günlük gazete tasarımını çekici kılmanın bir yolu, bir ipucu var mı?
Bence bu noktada üç önemli unsur var. Öncelikle gazetenin bir kimliği olmalı. Yani yayıncılık bağlamında bir kimlikten bahsediyorum. Bu kimlik gazetenin ne kadar güçlü olduğunu gösterir çünkü. Şu an Radikal’e baktığımda diğer ülkelerde gördüğüm gazetelere çok benzediğini görüyorum tasarım açısından. Ama bu iyi bir şey mi bilemiyorum! İkinci olarak içerik güvenilir olmalı ve kendini okutmalı. Son olarak da gazete okuyucuyu kendine çekmeli. Burada yine tasarım giriyor devreye çünkü kelimelerin fontundan fotoğraf kullanımına kadar her şey çok önemli. Tüm bu unsurlar ancak bir araya gelince başarılı oluyorsunuz. Dünya çapında başarılı kabul edilen gazetelerin en büyük artısı editörlerin ve tasarımcıların bir arada çalışması. Çünkü genellikle bu sektörde editörler söz sahibidir, tasarımcılarsa sadece editörün yönlendirmesiyle sayfaları yaparlar. Bu noktada bir fikir paylaşımı yapılmazsa, ekip çalışması olmazsa başarılı olmak zor. 

Sizin minimal bir tasarımdan yana olduğunuzu biliyoruz. Türkiye ’de ise işler böyle yürümüyor, örneğin bazı gazetelerin ilk sayfasında, birbirine girmiş 30 tane haber olabiliyor...
Benim basitlikten kastım tam olarak minimalizm değil aslında. Benim basitlik kavramım aslında sayfadan gereksiz olanı çıkarmaya yönelik. Yani sayfada yalnızca dekoratif bir unsur olarak bulunan, herhangi bir amaca hizmet etmeyen her şey çıkarılmalı. Çünkü bence bir unsurun sayfaya girebilmesi için ya ticari bir amaca hizmet etmesi gerek ya da okuyucunun beklentisini karşılaması gerek. Özetle, ben içeriğin tasarımı belirlemesi gerektiğini, tasarımın buna göre şekillenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama bu, ülkeden ülkeye, ortamdan ortama değişebilecek bir kavram. Örneğin İsviçre basınını ele alalım, okuyuculara çok minimal bir birinci sayfa sunabiliyorlar. Okuyucu da bunu rahatlıkla kabul ediyor. Ama Türk okuyucular bunu o kadar da kolay kabul etmeyecektir. Türk gazetelerinin birinci sayfasında bu kadar çok haberin olması ihtiyaçtan mı kaynaklanıyor, editör mü böyle istiyor yoksa rakip gazeteler yapıyor diye mi yapılıyor. Bu haber sayısını indirme kararını vermek gazetenindir. Örneğin bunu ticari anlamda ele alırsak; Apple bunun çok iyi bir örneği. Apple bugünün en başarılı teknoloji şirketlerinden biri. Bunu nasıl sağladı; basitleşerek. Ürünlerine baktığınızda gereksiz hiçbir şey göremezsiniz. Rakiplerine baktığımızda ise kullanımın daha zor olduğunu görüyoruz ve kullanıcının kolay olana yöneldiğini biliyoruz. Yani bence önemli olan bu riskli kararları alabilmek. 

Guardian’ın dönüşüm sürecini siz yönettiniz. Ne gibi zorluklar yaşadınız o süreçte?
Dönüşüm öncesi İngiltere’de gazete piyasası genel olarak düşüşteydi. Bizim amacımız da bu düşüşe karşı durmak ama aynı zamanda eski değil, modern okuyucuya gazetecilik hizmeti sunabilmekti. Bu noktada bir denge kurmamız gerekiyordu. Gazeteciler aslında işleri gereği ne kadar açık fikirli olurlarsa olsunlar, konu iş olunca biraz muhafazakârlar. Editörler de, tasarımcılar da her şey hep olduğu gibi devam etsin istiyorlar, değişimi çok fazla kabul etmek istemiyorlar. O yüzden bu süreçte en çok zorlandığımız şeyin insanları ikna etmek olduğunu söyleyebilirim. 

Bunu sormazsak olmaz, dijital ve basılı medya savaşında hardcopy her geçen gün geriye düşüyor. Yenilecek mi sizce?
Geleneksel gazetecilik eskiden en büyük kitle iletişim aracıydı ama bu fonksiyonu artık sürdüreceğini düşünmüyorum. Kitle iletişim araçları bir noktada dijitale taşınacak, bu kaçınılmaz. Öte yandan baskının tam anlamıyla kaybolacağını da söyleyemeyiz. Gazetelerdeki işlevini belki kaybedebilir ama kitap ve dergilerde daha yüksek kalitede ürünlerin sunulmasına vesile olacağını düşünüyorum.

iPad hem hızlı hem rahat
iPad gazeteciliği üzerine konuşmak için İstanbul’dasınız. Bize konuşmanızdan birkaç satırbaşı verir misiniz?
Yazılı gazetede uzun makaleler yazıp yüksek çözünürlüklü fotoğraflar sunabilirsiniz ama bu akıllı telefonlar için uygun değil çünkü biz onlar aracılığıyla genelde kısa ve hızlı bir şekilde bilgiye ulaşmak istiyoruz. Web siteleri üzerinden ise uzun makaleler verebilirsiniz ama bunun da teknolojik bazı sakatlıkları olacaktır ve hızlı güncellemeler olmayacaktır. iPad ilk kez şöyle bir şey başardı; her iki unsuru da birleştirdi. iPad’le hem çok hızlı bir şekilde bilgiye ulaşabiliyorsunuz hem de uzun makaleleri rahat bir şekilde okuyabiliyorsunuz. iPad’in teknolojik altyapısı buna çok uygun.