'Radikaller' sahnede

Bugüne kadar pek çok kültürel aktiviteyi sayfalarında duyuran ve bu alandaki çeşitli etkinliklere sponsor olarak destek veren Simge Yayın Grubu, bu kez deyim yerindeyse
'sahaya' iniyor

İSTANBUL - Bugüne kadar pek çok kültürel aktiviteyi sayfalarında duyuran ve bu alandaki çeşitli etkinliklere sponsor olarak destek veren Simge Yayın Grubu, bu kez deyim yerindeyse 'sahaya' iniyor.
Radikal, Posta, Fanatik ve Finansal Forum gazetelerinin bağlı bulunduğu Simge Yayın Grubu, Francis Weber'in yazdığı 'Salaklar Sofrası' adlı oyunu sahneliyor. 'Her şey tiyatro için' sloganıyla tam yedi aydır süren hummalı çalışmaların sonucunda seyirci karşısına çıkacak olan 'Salaklar Sofrası' oyununda reklam, yazıişleri ve yazar kadrosundan birçok ünlü isim rol alacak.
Oyuncu kadrosunda yok yok!
Gökhan İçöz'ün sahneye koyduğu Haluk Şahin'in proloğunu (giriş) hazırladığı
'Salaklar Sofrası'nda kimler rol almıyor ki?
Banu Bilgin, Bülent Öner, Metin Güleç, Özer Topkaya, Serdar Akman, Sevgi Kayacan ve Tekin Kurtoğlu'ndan oluşan çekirdek kadroya eşlik edecek Simge Grubu çalışanları: Mehmet Y. Yılmaz, Viki Habif, Rıfat Ababay, Tuğrul Eryılmaz, Haluk Şahin, Hakkı Devrim, Mine Kırıkkanat, Cem Erciyes, İdris Akyüz, Yazgülü Aldoğan, Beyza Çağlar Tebbut, Necil Ülgen, Tuncay Özkan, Güler Kazmacı, Cem Ceminay, Funda Özkan, Yasemin Gülsenin, Özlem Özkan, Nilgün Kantav, Neval Sayar, Hülya Şamlı, Hande Özcan, Hakan Çelik, Gönül Yılman, Elçin Büyükbay, Suzy Zakuto.
'Salaklar Sofrası', 'Herkes yanında bir salak getirsin, en muhteşem salağı getiren en büyük ödülü alır' tanımlaması etrafında şekillenen oldukça renkli bir komedi. Oyunda zengin yayıncı Pierre Brochant ve onun arkadaşları haftanın belirli bir günü bir araya gelir... Bu toplantılarda herkes yanında bir salak getirir. Salakların 'Yemek yiyeceğiz, fikirlerinizden yararlanacağız!' söylemiyle kandırıldığı gecede salaklar da iftiharla 'salaklıklarını' sergiler.
Gecenin sonunda, salaklar eve gittikten sonra, yapılan değerlendirme sonucunda ise en salağın kim olduğu tespit edilir. Ne var ki günün birinde Pierre, bel ağrılarının tutması sonucu, o akşamki toplantıya gidemez ve evde yeni bulduğu salak arkadaşı Mösyö Pion ile baş başa kalır. Mösyö Pion'un ardı arkası kesilmez salaklıkları yüzünden Pierre Brochant'in hayatı bir süre sonra tam manasıyla arapsaçına döner.
Gazeteciler ve reklamcılarla çalışmanın son derece zevkli ama aynı zamanda yorucu, sabır ve disiplin isteyen bir iş olduğunu ifade eden yönetmen Gökhan İçöz'e göre böyle bir dönemde bu oyunun sahnelenmesi çok anlamlı:
"Türkiye'de ekonomik kriz yüzünden en çok sanatın darbe aldığı şu günlerde bir basın kuruluşunun, üstelik de kendi çalışma zamanından fedakârlık ederek böyle bir işe soyunmasını çok önemli buluyorum. Arkadaşlarımız inanarak ama en çok da eğlenerek bu oyunu çıkardılar." (Kültür Sanat)Gökhan İçöz'ün sahneye koyduğu
'Salaklar Sofrası' 7 Mayıs'ta saat 20.30'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda sahnelenecek.
'Salaklar Sofrası'ndan bir bölüm
Viki Habif: Tuğrul, sen yardım et bari.
Tuğrul Eryılmaz: Bunlar mı oynayacak? Ay, ne banal! Sanata en büyük hakaret. Bunlardan hiçbir şey çıkmaz.
Viki: Hah, işte yönetmen de geldi. Gökhan şunlara baksana, oynamayız diyorlar.
Gökhan İçöz: Ama söz vermiştin. Reklamverenlere, herkese rezil oluyoruz
vallahi.
Viki: En iyisi Mehmet Yılmaz'a söyleyelim. Bak, o da geldi.
O çözümlerin adamıdır.
Mehmet Y. Yılmaz: Cevabım hayır, yani negatif. Yani olumsuz. Olamaz!..
Sahi ne oluyor burada?
Viki: Oynamıyorlar.
Mehmet: Bunlar oynamazlarsa oynamasınlar. Yeter ki Fenerbahçe oynasın! (İç cebinden bir Fenerbahçe bayrağı çıkarır.)