Raffi Portakal tokmağı bırakıyor

Raffi Portakal tokmağı bırakıyor
Raffi Portakal tokmağı bırakıyor
Üç kuşaktır müzayedecilik yapan Portakal Ailesi'nde sıra dördüncü kuşakta. Türkiye'nin en ünlü müzayedecilerinden Raffi Portakal, bu hafta sonu kızı Maya Portakal Bitargil'le birlikte yöneteceği müzayededen sonra pirinç tokmağı kızına devredecek.
Haber: İHSAN YILMAZ - iyilmaz@hurriyet.com.tr / Arşivi

RAFFİ Portakal, hafta sonu İstanbul Modern’in 10’uncu yılı için düzenlenen Gala Modern gecesindeki yardım müzayedesini kızı Maya Portakal Bitargil ile birlikte yönetti. Son eserin satışında ise pirinç tokmağı vurması için kızı Maya’ya verdi. Bu bir anlamda devir teslim töreniydi aslında. Üç kuşaktır müzayedecilik yapan Portakal Ailesi’nde artık tokmağın dördüncü kuşağa geçişinin töreni. Portakal Sanat ve Kültür Evi bu yıl 100’üncü yılını kutluyor aynı zamanda. Cumartesi günü ise Conrad Otel’de İstanbul’un köklü ailelerinin özel koleksiyonlarındaki eserlerden oluşan ‘Kış Müzayedesi’ni gerçekleştirecekler. Raffi Portakal ile hem 100’üncü yıl için planlarını hem de hafta sonu yapacağı müzayedeyi konuştuk.

Raffi Portakal ve İhsan Yılmaz.
Siz müzayedeciliği babanızdan ne zaman almıştınız?
- Bizimki bir mecburiyetti. Babam 1971’de düzenlediği müzayededen 2 gün önce kalp krizi geçirdi. Öncesinde zaten bu konuda bir şeyler öğrenmeye başlamıştım. Babam, müzayede sırasında müşteriye bakıp kimin ne alacağını bilirdi. O zaman daha küçük mekânlarda yapıldığı için çok keyifliydi. Son zamanlarda, mesela 200 eser varsa geriye kalan daha hafif 30-40 parçayı ben yönetirdim. Babamın kalp krizi geçirmesi sonrasında bütün bir müzayedeyi yönetecek kadar deneyimli değildim. O müzayedede ilk 20 eseri nasıl sattığımı hatırlamıyorum bile. Ama çok şanslıydım, müzayede güzel gitti. İyi müzayedeci ne zaman belli olur biliyor musunuz? Çok alıcı olmadığı zaman. Ayrıca teşvik edici olmak çok önemlidir.

100’üncü yıl için herhangi bir özel projeniz var mı?
- Bazı kitaplar hazırlıyoruz Enis Batur’la beraber. Çok titiz çalıştık. Bazı fotoğraflarla işin mutfağını yansıtmak istedik. Bu 100 yılda Türkiye’nin sanat ve kültür hayatına nasıl baktığımızı, Türkiye’de nasıl gelişmeler olduğunu anlatmaya koyulduk. Bir yandan da bu işlerin Amerika ve Avrupa’da nasıl yapıldığını anlatan kitaplar yayınlayacağız. Bunlar Doğan Kitap’tan çıkacak. Bir de Osman Hamdi Bey’in akrabası Prof. Edhem Eldem’in transkripsiyonunu yaptığı günlüğünü de yayınlayacağız.

Özel bir müzayede olacak mı? - 1914’te böyle bir müzayedemiz olmuş. Babamın ve dedemin uğuru tuzlukmuş mesela ve her müzayedeye bir tane koyarlarmış. Bereketi simgeliyor tuzluk. Ve biz de bu hafta sonu yapacağımız değil de önümüzdeki yıl için böyle özel bir müzayede hazırlıyoruz. Her eserin arkasında bir hikâye vardır. Ben seçtiğimiz eserlerin hikâyelerinin çok insanı ilgilendirmesini istiyorum. Biz, 100 yıl içinde elimizden geçen eserlerin kitabını da yayımlayacağız. 1990’dan beri bunları toparlamak için çalışıyoruz. Ben 50-60 yıldır babamın çırağıyım. Babam Aret, bu işin kurucusunu yani dedem Yervant’ı çok yücelterek anlatırdı. Zaten bizim logomuza baktığınızda P harfini, altında yazan 1914’ü ve üç harfi görürsünüz: Y-A-R. (Yervant-Aret-Raffi). İstanbul Modern’de son satışı kızım Maya’ya verdiğimde şunu söylemek istedim. Artık tokmağı Maya kullansın istiyorum.

ŞÜPHELENDİĞİM ESERİ SATMAM
Bir müzayedeyi iyi yönetmenin püf noktaları nelerdir?
- Hızını, sesini, vücut dilini, kondüsyonunu iyi ayarlaman lazım ve müzayede devamlılık ister, bu yüzden sıralamayı iyi bilmen lazım.

Bu işin en zor kısımlarından biri sahte eserleri ayırabilmek sanırım. Nasıl çalışıyorsunuz bu konuda?
- 40 senedir çalıştığımız eksperler var. Herhangi birisinin eseri hakkında en ufak bir şüpheye düştüğümüzde dahi eser üzerinde derin bir çalışma yaparız. Bir değil, birden fazla uzmana danışırız, onları bir araya getiririz. Bunları hallettikten sonra yine o şüphe devam ediyorsa müzayedeye koymam. Belki esere haksızlık oluyor ama aksi durumda da ufak bir şüphe varken koymayı çok uygun bulmuyorum. Bu eksper meselesini de Türkiye’ye ilk bizim kurum getirdi. 1987 yılından itibaren eksperleri yan yana getirmek gibi bir zorluğu göze alıp bu işi eli yüzü düzgün bir hale getirdik. Bizim haricimizde bazı kurumlar da eksperlerle çalıştığı için mutluyum. Mesela ben hat konusunda da birden fazla eksperle çalışıyorum. Çünkü insanoğlu yanılabilir. Dünyada, bu konuda benim kadar hassas çalışan bir insan olduğunu zannetmiyorum.

BU MÜZAYEDE TÜRK RESMİNİN ÖZETİ
Cumartesi günü yapacağınız müzayedede neler var?
- Çok önemli sanatçıların ufak boyutlu ve kaliteli eserleri var. Boyutlarıyla her eve girebilirler. Fiyatları da elimizden geldiğince makul koymaya çalıştık. Başarılı da olduk. Örneğin; Ayvazovskiler var ve gayet uygun. Şahane bir Süleyman Seyyid var. Sami Yetik var mesela, olağanüstü. Şeref Akdik’in 1949’da yaptığı bir Cumhuriyet evindeki 3 kadını resmettiği eseri var. Bir kadın ve 2 kız çocuğu dönemin ev atmosferini, dekorunu tamamlıyorlar. Yani aynı zamanda bir Cumhuriyet evinin dekorunu da görmüş oluyoruz. Bir de isminin açıklanmasını istemeyen bir bağışsever bir üniversite fonuna 6 eser bağışladı. İki tane Ergin İnan, üç tane Kemal Önsoy, bir tane de Ömer Uluç. Bunların hepsi zamanında özel olarak alınmış eserler.

BU İŞİ YAPAN KADIN ÇOK AZ 

İŞLERİ devralan Maya Portakal Bitargil: “Bir nevi bu işin içinde doğdum. Babam çaktırmadan, bu işi sevmemi sağladı diyebilirim. Eninde sonunda bu işi yapacağımı biliyordum. Bir de Türkiye’de bu mesleği yapan çok az insan var. İkincisi bunu yapan kadın çok daha az. Ben de tek olmayı seven bir yapıya sahibim. Bu da bu mesleği bana daha cazip kıldı diyebilirim. Ciddi bir iş, büyük bir miras. Çıta çok yüksek ve ben çok heyecanlıyım. Biz kurum olarak yani dedem, babam hep ilkleri yapmışız, öncüleri olmuşuz. Bunu bu şekilde devam ettirebilmek bir mesele. Benim istediğim de bu.”