Redd'in içindeki Yoko Ono kim!

Redd'in içindeki Yoko Ono kim!
Redd'in içindeki Yoko Ono kim!
Berke ve İlke Hatipoğlu'nun ayrılmasıyla dağıldığı yönünde söylentiler ortalıkta dolaşan rock grubu Redd'de neler oluyor? Grubun içindeki Yoko Ono'yu bulmak, neler olduğunu öğrenmek için, prova yaptıkları stüyoda, yola 'Redd' ismiyle devam edeceklerini açıklayan Doğan Duru, Güneş Duru ve Berke Özgümüş ile buluştuk. Öğrendik ki daha enerjik bir Redd geliyor.
Haber: MUHSİN AKGÜN - muhsin.akgün@radikal.com.tr / Arşivi

Geçen hafta Berke ve İlke Hatipoğlu’nun imzasıyla Redd grubunun twitter hesabından (@reddseyirdefter) ve reddseyirdefteri.com blog sayfalasından yapılan açıklamada grubun dağıldığını zannedip bu durumu anlamaya çalışırken resmi web sayfası redd.com.tr’den grubun üç kişi olarak yoluna devam edeceğini öğrendik. Grubun içindeki Yoko Ono’yu bulmak, neler olduğunu öğrenmek için, prova yaptıkları stüyoda, yola ‘Redd’ ismiyle devam edeceklerini açıklayan Doğan Duru, Güneş Duru ve Berke Özgümüş ile buluştuk.

Redd kaç yıldır birlikteydi. Redd grubundan önce başka gruplar oldu mu?
Güneş Duru:
Doksanların başıydı, yeni yeni canlı müzik yapılabilecek mekanlar açılıyordu. O yıllarda rock müzik sadece cover çalan söyleyen gruplar demekti. Bizim de Invictus Band adında bir grubumuz vardı. Doğan Duru, grubu bir miktar değiştirmek istedi, 1996 yılıydı. Böylece Invictus’a önce Berke Hatipoğlu sonrasında da İlke Hatipoğlu katıldı. Uzun süre sadece cover çalmıştık, 2002 yılında kendi şarkılarımızı yapmaya karar verdik ve artık grubun adı “Red” olmuştu. Üç yıl süren demo sürecinin ardından nihayet 2005’de ilk albümümüzü yayınlama şansımız olmuştu. Grubun adı İngilizce, kırmızı manasına gelen Red idi. Bu nedenle yeni bir isim arayışına girdik, daha doğrusu girdiler. Ben o sırada Türkiye’de değildim. Telefonla önerileri dinledim, neden bir “d” daha koyup Redd yapmıyoruz “Reddetmek” gibi dedim. 2006 Aralık ayında da Berke Özgümüş Redd’e katıldı.

Ne oldu da 2006’dan beri devam eden bu birliktelik hem de yeni albüm hazırlığı sırasında bir anda dağıldı?
Güneş Duru: Neredeyse bütün rock müzik grupları gençlik, çocukluk yıllarında oluşuyor. Ve neredeyse tamamında otuzlu yaşlarla birlikte başlayan bir kırılma var. Nedeni basit, herkes başkalaşıyor, başka şeylerden besleniyor, farklı müziklere, estetik algılara eğiliyor, yaşam biçimi farklılaşıyor. Dinleyici gruplar ölene kadar bir arada kalsın istiyor ama bu istek hayatın gerçekliğiyle örtüşmüyor. Son 3-4 yıldır bu grubu devam ettirmek adına çok çaba harcadık.
Doğan Duru: Bir de müzikle olan ilişki değişiyor yıllar içinde. Redd’e olan inancı, duygusu, harcadığı zaman, öncelikleri değişebiliyor yaşlar ilerledikçe. Ama benim için sadece bir müzik grubu değil, yaşam felsefemiz gibi bir şey. Bu nedenle de benim, bizim için her şey Redd’den sonra geliyor. Sanıyorum temel ayrışma da burada.
Berke Özgümüş: Tabii ki harcanan emek, bir teraziyle ölçülen hesaplanabilen bir şey değil. Dolayısıyla herkesin tamı tamına ortaya koyduğu şey aynı olmayabilir. Fakat ortaya bir şeyler koyan, çıkaran insanların emeğine gösterilen tavır, ona verilen değer de çok önemli.
Güneş Duru: Berke soyut ifade etti; sonuçta bu grubun üretim merkezinde Doğan Duru var. Onun ürettikleri üzerinden müziğimiz şekilleniyor. Üretmeye devam etmek için, üreten kişiyi beslemeye, memnun etmeye yönelik bir anlayış gerekirken bu durum yerini giderek artan, yararsız bir rekabete bıraktı.
Doğan Duru: Çok da taviz verdik. Bir önceki albüm ‘Hayat Kaçık Bir Uykudur’ stüdyo aşamasında benzer problemler yaşadık ancak kopmaktansa sorunları çözebileceğimize inanarak yola devam ettik.

Güneş Duru, Doğan Duru ve Berke Özgümüş. FOTOĞRAF: MEHMET TURGUT
Şunu mu söylemek istiyorsun, ‘Bu olmamış, bu da olmaz, bundan da bir şey olmaz” gibi cümlelerle mi karşılaşıyordun sürekli yeni şarkılarla geldiğinde?
Doğan Duru: Genel olarak övgü ya da teşekkürden çok ‘bundan da bir şey olmaz’ cümlesiyle karşılaştım diyebilirim. Ama o şarkıların çoğu dinleyici nezdinde hit olmuş şarkılar. Falan Filan, Prensesin Uykusu, Her Neyse, Beni Sevdi Benden Çok, Boşver gibi şarkılarda farklı şekillerde bu durum yaşandı.

Bunların hepsi kaydedilmiş şarkılar. Stüdyo aşamasında bu şarkıları ortaya çıkarırken ne yapıyordunuz? Bu sorunlar sizin motivasyonunuzu etkilemiyor muydu?
Doğan Duru: Her albüm kaydı yeni ve büyük bir sıkıntı demekti. O sıkıntıların sahneye taşması, haliyle ilişkilerimizi de etkilemeye başladı. Redd’e olan sadakatimizi kaybetmiş olsaydık başka çareler arardık. Ben başka bir şekilde de müzik hayatıma devam ederdim. Ama Redd öyle terkedilebilecek bir şey değil. Ama birlikte olamıyorsak Redd’de olmaz kafasını yaşamak, benim için anlaşılır değil. Dediğim gibi Redd benim hayat felsefem gibi...

‘Redd’deden herkes bu gruba girebilir diyebilir miyiz?
Doğan Duru:
Aynen. Sadece müzikal değil, Redd bugüne kadar politik, toplumsal ve kavramsal olarak kendini ifade etmiştir. Sadece müzikal değil, bizim kendimizi ifade ettiğimiz her alanda Redd kimliği kendisini göstermiştir.

Sizce bu ayrılığın nedeni daha geniş kitlelere müzik yapmak olabilir mi? Ayrıca bu ayrılık sizin müziğinizde bir şeyleri değiştirecek mi?
Güneş Duru:
İşin bu boyutunu hiç düşünmedik ama sound olarak farklı şeyler yapmak istiyoruz, bunu bir önceki albümde denedik ancak başaramamıştık.
Doğan Duru: Yeni ve başka bir albüm yapacağımız kesin. Süreç çok daha rahat olacak. Ve o enerji de dinleyiciye öyle geçecek. Biz zamanında kendi aramızda çok konuştuk. Müzik bir arayıştır, sürekli aynı şarkıları yapmaktansa yeni şeyler üretmektir. Özetle daha modern bir müziğin peşindeyiz.

Bu tür durumlarda bardağı taşıran son damla aranır. Size göre ‘son damla’ neydi?
Güneş Duru: Bardak tek taraflı taşmadı elbette. Ben arkadaşlık edemediğim birisiyle, nasıl aynı sahnede çalmaya devam edebilirim? Dahası bu yalanı kaç zaman daha söylemeye devam edebilirim? Belki onlar için de benzeri bir durum var, vardır hatta.
Doğan Duru: Dünyaya baktığımız yer çok farklı artık. Dünyanın bize verdiği hissiyat da öyle. Grubun müzikal dilini geçtim, sözel dilinden bahsediyorum. Uzun zamandır ben yazıyorum şarkıları. Belki bana öyle geliyor ama; bir süredir yazdıklarımın Berke ve İlke’nin rahatlıkla içine sindirebileceği, sahipleneceği şeyler olmadığını görüyorum.

Yazarken beş kişiyi düşünüp mü yazıyorsun ki böyle bir hisden dolayı rahatsız oldun?
Doğan Duru:
Redd olgusunu düşünüp yazıyorum. İlk albümden bu yana ben, Türkiye, dünya çok değişti.
Güneş Duru: Biz lafını esirgemeyen bir grubuz. İki taraf içinde söylüyorum. Her hangi bir şey konuşmuyorsak, uzun zamandır birbirimizi aramıyorsak bu şekilde sağlıklı bir üretim olamaz. Tekrarlar olur. Örneğin; önümüze Ahmet Kaya’ya saygı albümü geliyor. Kara kara düşünüyoruz bunu nasıl yapacağız diye. Biraraya gelmek problem. Sorunları aşma önerilerimiz karşılık bulmuyor ama sahneye çıktığımız zaman hiç bir problem yok, olmuyor tabii böyle.
Doğan Duru: ‘21’ albümü gerçekten zor bir albümdü. Grubun çoğu tatildeyken ben oturup ‘21’ albümünün şarkılarını yazdım. Hatta şarkıların bir kısmını askerde yazdım. Berke ve İlke şarkıların tamamının altına, ‘Söz ve Müzik: Redd’ yazmak istediler. Yaptıklarım büyük bir heyecanla karşılansa grubun kolektif kimliği için önemli der, bu teklifi düşünmeden kabul ederdim ama durum öyle değildi. Güneş Duru beni ikna etti, “nasıl istiyorlarsa öyle yap, bu durum belki ileride daha sahiplenici olmalarını sağlar” dedi.
Güneş Duru: Yeni bir kriz çıkmasının önünü almak istedim. Hem böylece belki de Doğan Duru stüdyoya yeni şarkılar getirdiğinde o tuhaf atmosfer yerini farklı bir sürece bırakır diye düşündüm. Ancak bu önemli adım da sonuçsuz kaldı.
Doğan Duru: ‘Hayat Kaçık Bir Uykudur’u yazmak için İsviçre’ye gittim. Döndüğümde yine aynı teklifle karşılaşınca herkes ne yaptıysa o yazıldı, başa döndük.

İlk baştan beri böyle miydi bu durum?
Doğan Duru:
İlk zamanlar oturup birlikte üretebiliyorduk, Berke ile ben oturup çalışıyorduk. Fakat zamanla üretim biçimleri değişti. Bu da çok normal, yaşlar büyüdü vesaire. Ama ilk albümden sonra hep böyle şeyler oldu ne yazık ki.

Peki, İlke ve Berke Hatipoğlu’nun hiç mi katkısı yoktu Redd’e?
Doğan Duru:
Elbette vardı. Ama olay o aşamaya gelene kadar, yani stüdyo aşamasına, o kadar çok konu var ki. Bir şarkı çalıyoruz misal o kadar gergin bir elektrik var ki kim ne çalarsa onu koyuyorduk albüme. Bitsin gidelim durumu. Daha çok uğraşabilirdik. ‘Elleri Kaldır’ şarkısını ilk getirdiğimde hiç ilgi görmedi ve stüdyoda kayıtlar biterken ite kaka, üstün körü bir çalışma sonrasında albüme koyabildik, çok daha güzel olabilirdi. Yine ‘Her Neyse’ şarkısını bir albüm ötelemek zorunda kaldık misal, 2006 yılında yazmıştım oysa. Bu tür durumlar insanı bezdiriyor ve katkı kısmı başka şeylerle yer değiştiriyor.
Berke Özgümüş: Bir önceki albüme çalışırken gruba şöyle bir mail atmıştım. ‘inancınız yoksa bile inancı olanı takip edin. Aslında basitti, biri kalkmış üretiyorsa bu köstek olma gayesi nedendir?

Berke ve İlke Hatipoğlu, yaptıkları açıklamada, Redd ismini kullanmakla ilgili olarak “Karşılıklı alınan bu karara rağmen” diye bir cümle kurmuşlar. Siz, yaptığınız toplantıda bu konuyla ilgili bir anlaşma yaptınız mı?
Doğan Duru: Oturduk buluştuk. Ama böyle bir anlaşma yapmadık. Biz onlara şöyle dedik. Yol alamadığımızı müzikal olarak eşleşemediğimizi, geleceğe bakışımızın çok başkalaştığını söyledik. Onlar “Sizinle yapamıyoruz, bunun farkındayız, biz ayrılınca grup da dağılır ve kimse Redd olarak devam edemez” dedi. Biz ise “Hayır Redd devam ediyor” çünkü biz, sizin aksinize müzik yapmaya devam ediyoruz dedik. Ve bu yüzyüze oldu. Onlar da hukuk süreci dediler.

Grubun bütün üyeleri, bir arada devam edilemeyeceği konusunda hemfikir fakat Redd isminin kullanılmasında mı sorun çıktı?
Doğan Duru: Redd bizim için öldürülecek bir değer değil. Ben gruptan ayrılmak durumunda kalsaydım, Redd devam etsin isterim. Belki çok kızardım ama o kadar. Redd’in kavramsal varlığı, müzik marketteki albümün üzerinde yazan isimden çok daha fazla. Onlar ayrılmış olabilir, biz grubun bütün hikayesine en çok katkı sağlayanlar olarak devam ediyoruz.
Güneş Duru: Hukuk sürecini işletmek bir haktır ancak bunu ortak alınmış bir karara bizim uymadığımız şeklinde gösterip, grubun resmi hesabından “Biz ayrıldık ve Redd Dağıldı” diye basın bülteni geçmek doğru değil. Basına giden metinde hukuk sürecinin altını çizmek ise bence bu hikayenin en tatsız, en üzücü yanı.
Doğan Duru: Grup dağıldığını söylemek ancak beş kişinin yapabileceği bir açıklamadır. Bu nedenle onların açıklamasından sonra bir süre bekledik ve Redd olarak bir açıklama yaptık, uzun bir metin yayınlamak zorunda kaldık.
Berke Özgümüş: Her ikisi de şu aralar müzikten çok kendi işlerine yoğunlaşmış durumda, bunu anlayabilirim ama nihayetinde biz bir müzik grubuyuz ve yeni bir albüm yapmamız gerekiyor. Ve bu durum hepimizi ilgilendiriyor, birinin yaşamsal önceliklerinin diğerlerini etkilemesi anlaşılır bir şey değil. Bir başka şeyle bu kadar yoğun olarak meşgulken “Redd ismiyle devam edemezsiniz” demek bencilce değil mi?

Bu süreçte sen neler yaptın Berke. Grupda kardeşi olmayan tek üyesi sensin sonuçta.
Berke Özgümüş: Aslında dışardan belki çoğu insan hala grubun dışında görüyor olabilir beni. Ama benim insanlarla çok derdim yok, müzik okudum, müziğime bakıyorum. Uzun zaman Berke ve İlke’yle yakın oturduk. Çok takılırdık. Birlikte çok vakit geçirmişimdir. Hatta arabuluculuk bile yaptım ama hiçbir fayda etmedi.

Şu an bulunduğumuz stüdyoda ne yapıyorsunuz? Yeni albüm hazırlığı içinde misiniz yoksa?
Berke Özgümüş:
Burada yaptığımız iş, aslında yeni albümünde üslubunda anlayışında olacak bir prova. Eski parçaları aynı çalmayacağız artık. Bu arada iki kişi gitti iki kişi alacağız diye bir durum yok. Redd öyle bir grup değil. Biz üç kişiyiz ve sahneye öyle çıkacağız.

Peki yola üç kişi devam etme kararınız müziğinizde bir eksikliğe neden olur mu?
Doğan Duru: Müziğimizde hiç bir eksiklik olmayacak. Çünkü farklılaşmış bir müzik yapacağız. Hatta fazlası bile olacak. Daha modern, daha büyük bir müzik olacak.
Güneş Duru: Daha enerjik bir Redd geliyor.