Resimle arama fırça girsin istemiyorum

Resimle arama fırça girsin istemiyorum
Resimle arama fırça girsin istemiyorum
Tuvali parçalayıp yeniden üreterek heykelimsi, hareketli tuvaller ortaya çıkaran Ebru Uygun'un sergisi Dirimart'ta. Uygun, "Böyle yaparak kafamdaki ezberi bozuyorum. Resimle direkt temas halinde olmayı seviyorum" diyor
Haber: ELİF EKİNCİ / Arşivi

Tuvali ‘yeniden üretip’ tuval üzerine tekrar uygulamak ve ortaya tuvalden farklılaşmış, heykelimsi, üç boyutlu yeni bir form çıkarmak... Çağdaş sanatçı Ebru Uygun’un yaptığı esasen bu aslında. Uygun’un Dirimart’ta açılan ‘In Time and Rhythm’ adlı yeni sergisinde de, yine resmin iki boyutluluğunun ötesine geçen, donuk bir yapı yerine hareketli bir yapı söz konusu. Bu da geleneksel sanat uygulamalarının yarattığı görsel algılamayı biraz daha farklılaştırıyor.

Tuvalin kendisine neden ‘yetmediği’ni şöyle anlatıyor sanatçı; “Bir gün kendi yaptığım işten çok memnun olmadım ve makasla kesip parçaladım. Parçaların kendi içlerinde yerlerini değiştirip başka bir düzlemde tekrar bir araya getirdim. Aslında bir anlamda yaptığım şeyin kafamdaki ezberini bozmuş oldum.”

Nihayetinde bu teknikle ortaya çıkan sonuçtan tatmin olan Uygun, yaklaşık yedi senedir bu teknikle çalışıyor. “Tuval bezlerini birbirleriyle temas eder şekilde bir düzlemde yapıştırıp kurutup, bir zaman sonra onları birbirinden ayırıyorum. Onlar birbirlerine temas ederek, birbirlerini yıpratarak, bozarak bir hareket sağlıyorlar kendi aralarında. Sonra ben devreye giriyorum, tuval bezlerini birbirleri üstüne teker teker inşa ediyorum” diyerek anlaşılır kılmaya çalışıyor tekniğini.

Çıkış noktası renk
Sergide sanatçının mekana özgü tasarladığı altı işi yer alıyor. Malzeme olarak akriliğin kullanıldığı işlerde monokromlar göze çarpıyor. Uygun’un, ‘renk’ten yola çıktığı ‘In Time and Rhythm’de siyah, kırmızı ve lacivert, eserleri domine eden renkler. Uygun’un önceki resimlerinde bu renklerin birbirine ‘kavuşması’ görselleşirken bu seride, farklı olarak, tek bir rengin tonlarını içinde barındıran bir renk skalası var. Ama yine de ilk bakışta ‘bir Ebru Uygun işi’ dedirtmeyi başarıyor.

Bu durumun bir noktada, onu ‘kendi kendini tekrar’a sürükleyeceğinden korkup korkmadığı konusunda ise “Çalışmalarımdaki ortak nokta, zamansızlık ve mekânsızlık. Ama her birinin kendi içinde farklı tavırları olduğunu düşünüyorum. Teknik hepsinde aynı olmasına rağmen, birçoğunu aynı tavırla yapmama rağmen, hepsi kendi güzergâhını kendisi oluşturuyor” diyor.

Sanatçının tekrar tekrar yapıp bozduğu sanat nesnesi, izleyici tarafından farklı okumalara da açık. Üretim şekliyle performansa yakın duran eserlerin nihai hali kolaj ve heykel arasında gidip geliyor. İşlerini heykele yakın bulan Uygun, “Resimlerimi yaparken yüzeyle temas halindeyim sürekli, tıpkı heykel çalışır gibi. Bunu seviyorum. Fırça kullanmaktan hoşlanmıyorum mesela, resimle arama bir şey giriyor gibi hissediyorum o zaman. Resimle direkt temas halinde olmayı seviyorum” diyor.

İşleri -solo ya da grup sergilerle- New York Marlborough Gallery, Londra Saatchi Gallery, Dubai Art Fair ve Dubai Green Art Gallery’de de sergilenen Uygun, sanat piyasasında soyuta ilginin figüratif işlere oranla durduğu nokta için, “Figüratif işler, daha direkt, izleyen için daha düz bir anlatıma sahip. Dünyada da daha çok alıcı buluyor. Öte yandan soyutun da belli bir alıcısı var. Bir resme her baktığında farklı bir izlenim, farklı bir duyarlılık bulmak isteyen alıcılar var. Türkiye ’de de ilgi var soyuta ama çok satıyor diyemeyiz tabii” diyen Ebru Uygun’un sergisi 7 Şubat’a kadar Nişantaşı Dirimart’ta.