Resmin büyük ustasına veda

Resmin büyük ustasına veda
Resmin büyük ustasına veda
Cumhuriyet kuşağının önemli ressamlarından olan ve soyuta varan natürmortlarıyla ünlü Adnan Varınca, 96 yaşında hayata veda etti. 2006'da alanının en iyilerine verilen Aydın Doğan Ödülü'ne değer görülen Varınca, bugün (28 Mayıs Çarşamba) öğle vakti Teşvikiye Camii'nden son yolculuğuna uğurlanacak.

Cumhuriyet kuşağının büyük ressamlarından Adnan Varınca, dün gece 96 yaşında hayata veda etti. Soyuta varan natürmortlarıyla ünlü Varınca’nın cenazesi 28 Mayıs Çarşamba günü öğle vakti Teşvikiye Camii’nden son yolculuğuna uğurlanacak; ardından Büyükada Mezarlığı’nda topnağa verilecek.
1918 yılında İstanbul ’da doğan Varınca, Saint-Josephe Fransız Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Leopold Levy ve Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyelerinde çalışarak 1948’de mezun oldu. 1949-1956 yıllarında çeşitli enstitü ve ortaokullarda resim öğretmenliği yaptı. 1957-73 yılları arasında Paris’te resim araştırma ve çalışmalarını sürdürdü. Bu araştırmalar onun hem klasik resim tarzını bozmadan çağdaş sanata yakınlaşmasına hem de soyut resim yapmasa bile o tada erişmesiyle sonuçlandı. Özellikle soyuta varan natürmortlarıyla tanınan Varınca, 1973’te İstanbul’a döndü, 1980 yılında Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar birincilik ödülünü Turan Erol ile paylaştı.
Hemen hemen tüm Bedri Rahmi Eyüboğlu öğrencileri gibi resimde, kendilerine klasik ile soyut arasında bir çizgi tutturmuş neslin son temsilcilerinden olan Varınca için ustası Bedri Rahmi, “Resim, onun zihninde ve yüreğinde ışığa kavuşan her şeyi büyük bir aşk ile incelemek ve bu aşkı salt renkler ve çizgiler aracılığıyla insanlara aşılamak sanatı olmuştur” yorumu yapmıştı.

Adnan Varınca, 2006 yılında Aydın Doğan Vakfı tarafından alanının en saygın, tanınmış, ülkesine, dünyaya ve insanlığa katkılarda bulunmuş, mesleğinin zirvesindeki kişilere verilen Aydın Doğan Ödülü’ne “Sanatının başından bu yana izlediği inançlı ve kararlı, aynı zamanda çağdaşlık ölçütlerine açık sanatçı tutumu, pentür değerlerine öncelik veren dikkat çekici eğilimi” nedeniyle lâyık görülmüştü.

“Nadir güzelliği arıyorum”

“Resimde her şeyden evvel forme mühim. Rengi olmayan resmi noksan buluyorum. Bu yaradılıştan ve milletten gelen bir şey. Adiliğe hiç göz yumamıyorum; nadir güzelliği arıyorum hep. Resim sanatı tabiata muhtaç. Tabiat, resim için hem bir kaynak, hem de bir vasıta” diyen Adnan Varınca, kendisini şu sözlerle anlatıyor:
“Resim yaptığım günle yapmadığım günün ruh hali çok farklı. Resim yapmak kendimi bulmak, yapmayınca boşlukta bir yaşantı. Sevilen bir resim görmek, tabiata özlemle bakmak, sevilen yazıları yeniden okumak, çok sevilen müziği dinlemek çok besleyici olmakla beraber resmin yerini tutamıyor. Her sanat eseri yapılırken içinde insan sevgisini saklar ve ona ulaşmak ister. Tabiatı belki resimden çok seviyorum; onsuz, görmeden bir çizgi çizemem. Bütün mesele insanın resim gözüyle temaşa edebilmesinde. Resmimde esas kaideleri bilmekle beraber bir sürü öğretilen şeylerden hep kaçtım. Tabiatta, ressam doğan için her şey var. Resimlerimin sevildiğini biliyorum. Bunda resim sevgisiyle birlikte toprağımızın ışık ve renklerinin çok payı var. Resim yapmayı bir işten saymıyorum; o bir yaşantı. Yaptığım her tablo, bulduğum güzellik derecesinde beni mutlu ediyor.”