'Rock'çı dilde aşk...

'Rock'çı dilde aşk...
'Rock'çı dilde aşk...
Mert Fırat'ı gizemli takılan rock'çı, Melisa Sözen'i ise öğretmen rolünde izlediğimiz İlksen Başarır filmi 'Bir Varmış Bir Yokmuş', yaralı bir ruhla ilişki sürdürmenin zorlukları üzerine bir 'şimdiki zaman' aşk hikâyesi...
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ (Not: 2.5/5)

Yönetmen: İksen Başarır
Oyuncular: Mert Fırat, Melisa Sözen, Hare Sürel, Derya Durmaz
Yapım: 2015, Türkiye
Süre: 98 dakika

‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ yaralı bir ruhla ilişki sürdürmenin zorlukları üzerine ‘şimdiki zaman ’ aşk hikâyesi... Ayakları nispeten yere basan bir masal da diyebiliriz. ‘Gizemli’ takılan bir rock’çıyla öğretmen genç bir kız arasında, ilk adımı komşu evden gelen melodiler eşliğinde atılan bir ilişkide erkek tarafı zamanla bu birlikteliği taşımakta zorlanır. Ya da öyleymiş gibi davranır.
Son dönemde sinemamızın popüler kanattaki çıtası o denli düştü ki, yönetmenlik içeren her hamle belli ölçülerde övgü ve desteğe ihtiyaç duyuyor gibi. İlksen Başarır’ın çektiği, senaryosunu da Mert Fırat’la birlikte yazdığı ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’, uygun oyuncu seçimleri, iyi yazılmış diyalogları ve duygusal tonlamaların üstesinden gelen sahneleriyle orta karar bir seyirlik. Ayrıca oyunculuklar da gayet iyi -bu arada Mert Fırat fena şarkı söylemiyormuş-, Melisa Sözen’e de ‘çocuk- kadın ’ havası bu kez çok yakışmış. Ama yönetmen Başarır adına çıtanın en üstüne ‘Atlıkarınca’yı koyunca, ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’un ortalama bir çaba olduğunu gözlemek mümkün.

Naçizane benim bu tür filmlerden şöyle bir beklentim de oluyor genellikle: Mesela bu öyküde roçk’çı bir grup var ve seyirci olarak onlarla fazla haşir neşir oluyoruz. Bu durumda da “Bu arkadaşlar bir araya gelince sürekli kadın-erkek ilişkilerinden mi bahseder, mesela ülke nereye gider, enikonu müzikle ilgilenenler olarak sanatın ahval ve şeraiti ne durumdadır, merak etmezler mi, bu gibi meseleler onları kapsamaz mı?” diye düşünmeden edemiyorum. Bir filmi, anlatmadıklarından dolayı yargılamak elbette tartışılabilir ama ben yine de şimdiki zaman’ın gençleri söz konusu olunca, perdeye biraz da fazla şeylerin yansımasını bekliyorum.

Baskı ve zulüm zamanlarında aşk

Ya da şöyle söyleyeyim: ‘Kolera günleri’nde olduğu gibi baskı ve zulüm günlerinde de aşk olabilir. Üstelik ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ böyle günlerden haberdar olduğunu kapı önündeki kasklar ve ‘rahmetli’ kardeşimiz Ethem Sarısülük posteriyle gösteriyor. Keşke bu göndermeler bir dönem özelliği ve derdi olarak senaryoya daha fazla sızsaymış; çünkü çok iyi biliyoruz ki aşk, gerektiğinde sosyolojik ve politik bir yere de evrilebilir. Ya da meseleye kendi sinemasal mirasımızla yaklaşayım: ‘Sevgi emektir!’
Yönetmenlerimizin filmlerinde zamana bağlı hareket etmeme çabalarını, öykülerinin çekildikleri dönemin yansıması olarak algılanmama dertlerini anlıyorum ama sinema ve ülke tarihi de bize, sanki zaman zaman şu misyonu da yüklüyor: Gerektiğinde ‘Sergen ve Tümer’leri aynı anda oynatmak lazım...