Rock'n roll adına üç kere, sağ ol...

Rock'n roll adına üç kere, sağ ol...
Rock'n roll adına üç kere, sağ ol...
Rack'n roll efsanesi Motörhead'in yeni albümü 'Aftershock' yine jilet gibi...
Haber: BARIŞ AKPOLAT - twitter.com/barisakpolat / Arşivi

Motörhead, dünyanın en saygı gören gruplarından biri. Bunun için en çok satan grup özelliğini elinde tutmanın gerekli olmadığının da kanıtı. Bizim, onlara ve kurucusu solisti, asla ölmeyecekmiş gibi bir izlenim veren Lemmy’sine beslediğimiz sevginin Metallica, Foo Fighters gibi gruplarınkinden bir farkı yok. Neticede bugün severek dinlenen grupların neredeyse tamamı onları tanrı kabul ediyor.
21 stüdyo albümlü Motörhead’in yeni albümü çıkarken asla şüpheye düşmem. Sadece hemen dinlemek için heyecanlanırım. Grupla ve Lemmy’le de tanışıp röportaj yaptığım günden beri heyecanım hep katlanarak artar. Onların müziğine olan gönülden bağım o günden sonra daha da kuvvetlendiyse de bu eleştirel olmama mani değil.
‘Aftershock’ özellikle Motörhead’in 2000 sonrası yaptığı işlere çok benzer bir açılışla karşımıza geliyor. İlk single ve klip şarkısı ‘Heartbreaker’ çok çiğnenmiş bir Motörhead bestesi ve güftesi. Biraz sıradan olsa da her daim dinleniyor. Ardından gelen ‘Coup De Grace’ çok vurucu ve keskin bir rock’n roll, blues örneği. Fakat beni albümde beynimden vuran şarkı ‘Lost Woman Blues’ oldu. Daha önce de orta tempolu blues örneklerine imza atan grup bu sefer elektrik blues’a sağlam bir örnek vermiş. Şarkının sözleri klasikleşmiş blues sözlerinden farklı olmasa da bunu burbonla yıkanıp tütünle tütsülenmiş sesiyle Lemmy söyleyince farklı bir boyuta geçiyor. Albümdeki farklılıklar bununla bitmiyor. Şarkıları ikiye ayırırsak “Bildiğimiz Motörhead” diyebildiğimiz ‘End Of Time’, ‘Do You Believe’, ‘Silence When You Speak To’, ‘Going To Mexico’ ve ‘Heartbreaker’ gibi şarkılarla karşılaşıyoruz ama geri kalanında birkaç parça ciddi anlamda öne çıkıyor. Bunlardan ‘Death Machine’, başarılı bir hard rock şarkısı, ‘Dust & Glass, Lost Woman’ ise daha modern bir blues örneği.
Grup, ‘Queen Of The Damned’le punk köklerine gözle görülür bir biçimde selam çakıyor. Punk onların en iyi bildiği iş neticede. ‘Crying Shame’ albümün en başarılı parçalarından. ‘Keep Your Powder Dry’ ve ‘Paralyzed’ albümü tokat gibi bitiriyor. Albüm alışkın olduğumuzdan daha fazlasını aslında vermeyecekken yukarıda bahsettiğim blues öğeleriyle durumu bir üst noktaya taşıyor. Motörhead’e de bu yakışır. Yaşam tarzımızın temeli, serseriliğin, sokak çocukluğunun tanrısıdır onlar. Bu kanun tanımaz, kural koyan kötü çocuklardan artık pek yok. Her zaman vurucu müzikleri, tokat gibi sağlam, jilet gibi keskin sözleriyle ruhumuzu kurtarıyorlar. Rock’n roll adına Lemmy için üç kere: Sağ ol... Sağ ol... Sağ ol!