Romantizme 'ısırık' darbesi

Romantizme 'ısırık' darbesi
Romantizme 'ısırık' darbesi
Jane Austen'in  romanından uyarlanan Aşk ve Gurur + Zombiler'  filminde Bennet'lerden Elizabeth'le kibirli Darcy arasındaki girift ilişkinin yanı sıra dönemin Kraliyet İngiltere'sini tehdit eden zombilere de odaklanmak zorunda kalıyoruz.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

RADİKAL - Jane Austen’ın bizde ‘Aşk ve Gurur’ olarak bilinen ama orijinali itibariyle tam karşılığı ‘Gurur ve Önyargı’ olan ‘Pride and Prejudice’ romanı, yakın bir zaman önce (2009) Seth Grahame-Smith tarafından romantizmin sularından alınıp ‘Korku edebiyatı’nın sınırlarına dahil edilmişti.

Amerikalı yazar benzer şekilde 2010’da kaleme aldığı ‘Abraham Lincoln, Vampire Hunter’da, bu kez de Amerikan Başkanı’nı ‘kan içiciler’in korkulu rüyası olarak karşımıza getirmişti. Söz konusu roman 2012’de sinemaya aktarılmıştı, şimdi sıra ‘Pride and Prejudice and Zombies’de. Bizde ‘Aşk ve Gurur + Zombiler’ çevirisiyle gösterime giren yapımda, Austen’ın klasik metnindeki karakterlerin korunduğunu görüyoruz. Lakin öyle bir öykünün içindeyiz ki, Bennet’lerden Elizabeth’le kibirli Darcy arasındaki girift ilişkinin yanı sıra dönemin Kraliyet İngiltere’sini tehdit eden zombilere de odaklanmak zorunda kalıyoruz.

Yönetmenliğini Burr Steers’in üstlendiği yapım ‘ZAZ filmi’ sınırlarında dolaşsa da istediği etkiyi yaratamıyor (istediği etki ne, orası da muallak sanki). ‘Vampir Avcısı: Abraham Lincoln’ü Timur Bekmambetov çekmişti ve Rus (Kazak) yönetmenin rejisi belli bir seyir zevki sunuyordu, Steers’in yönetimi benzer bir etki yaratmaktan uzak.

Sonuç? Yer yer komik ve absürt sahneleriyle belli oranda çekici ama genel olarak vasat bir film olmuş ‘Aşk ve Gurur + Zombiler’.