Ruhsal ve tensel mesafeler

Ruhsal ve tensel mesafeler
Ruhsal ve tensel mesafeler
Aslı Özge'nin Başka Sinema kapsamında gösterilen ikinci filmi 'Hayatboyu', giderek soğuyan atmosferiyle dikkat çekerken, Defne Halman'ın oyunculuğundan büyük destek alıyor.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

HAYATBOYU **
Yönetmen:
Aslı Özge
Oyuncular: Defne Halman, Hakan Çimenser, Gizem Akman, Onur Dikmen
Süre: 102 dk.

Aslı Özge, sinemamızın ‘ kadın bakışı’ açlığını kısmen de olsa doyurabilecek isimlerden biri. Özellikle ikinci filmi ‘Hayatboyu’nda net biçimde hissettiriyor bize bunu. Batı sinemasında uzun yıllar önce aşılmış bir eşiğe dikiyor gözünü genç yönetmen bu filmde; Michelangelo Antonioni ve Ingmar Bergman’ın hatmettiği bir ‘mesele’yi önümüze getiriyor.
‘Burjuvazinin gizli çekiciliği’ni derinden yaşayan evli bir çiftin dünyasına sokuyor bizi Aslı Özge. Yetişkin bir de kızları olan çiftin ‘konfor’la belirlenmiş bir yaşamları var. Bu ortaklıkta ‘bitenler’in yoğun biçimde kendini gösterdiğine tanık oluyoruz. Mesafe iyice açılmış durumda ikili arasında, hem ruhsal hem de tensel açıdan. Adamın başka bir ilişkisi olduğu gerçeğiyse kadına yeni bir refleks alanı açıyor ve bunu kendini de sınayarak devreye sokuyor karakter...
Aslı Özge, yazıp yönettiği ‘Hayatboyu’nda, filmin adına sinen ironiyle ilgileniyor daha çok. Aşkın kısa ömrünün ardındakilere odaklanıyor, birkaç adım sonrasında neler olup bittiğine. Dediğimiz gibi, ‘yeni bir şey’ söylemiyor ya da yeni bir biçem getirmiyor yönetmen, ama baştan sona ‘soğuk’ bir atmosfer yaratmayı başarıyor, tıpkı mesele edindiği ilişkinin doğal akışında olduğu gibi. Konforla içli dışlı süregiden yaşamların belli bir noktada altüst olma ihtimallerinin neredeyse yüzde yüz olduğunu savunuyor, ki yanlış bir yaklaşım değil bu.
Defne Halman’ın ‘oyuncu’nun her konuda kendini açması gerektiğini işaret eden kompozisyon çalışması, Aslı Özge’nin en büyük yardımcısı ‘Hayatboyu’nda. Aktris, canlandırdığı karakterle özdeşlik kurmamıza yol açabilecek herhangi bir hamlede bulunmazken, ilk kareden son ana kadar hem içeriye (filme) hem de dışarıya (bize) olan mesafesini koruyor. Karakterin sınıfsal özelliklerini de hakkıyla veren Halman, yönetmeninin ayağına dolanmadan işini yapıyor anlayacağınız. Hiçbir zaman bir ‘intikam’ hikâyesine evrilmeyen filmin kulvarında akmasını da sağlıyor bu durum.
‘Hayatboyu’nu bir ‘yineleme’ olarak derli toplu bulduğumuzu, hikâyenin gerektirdiği bakış açısına sahip olduğu için takdir ettiğimizi, ama filmin bize bir ‘duygu’ aktaramadığını söylememiz gerek. Evet, giderek ‘soğuyan’ bir ilişkiyle haşır neşir oluyoruz burada, ama bu resimden de bir ‘dokunma’ hamlesi beklenebilirdi. Herkes ve her şey soğuduğunda, bize de aynı durum sirayet ediyor, ki istenen bu belki de...


    ETİKETLER:

    İntikam

    ,

    Kadın

    ,

    karakter

    ,

    zaman

    ,

    batı

    ,

    genç