Sahile vurmuş o çocuk Avrupa'yı uyandırdı ama...

Sahile vurmuş o çocuk Avrupa'yı uyandırdı ama...
Sahile vurmuş o çocuk Avrupa'yı uyandırdı ama...
Belçikalı Joachim Lafosse'in 63. San Sebastian Film Festivali'nde büyük ödül Altın İstridye için yarışan filmi 'Beyaz Şövalyeler' (Les Chevaliers blancs), Fransız bir sivil toplum örgütünün Çad'a giderek iç savaş ortamındaki çocukları kurtarmak ve evlat edinmek isteyen ailelere vermek üzere Fransa'ya kaçırma teşebbüslerini anlatan konusuyla öne çıktı. Lafosse, Radikal'e konuştu.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR - esin.sinema@gmail.com   / Arşivi

SAN SEBASTIAN - 63. San Sebastian Film Festivali’nde yarın akşam sahiplerini bulacak büyük ödül Altın İstridye yarışındaki 17 film arasında “Beyaz Şövalyeler” (Les Chevaliers blancs), Fransız bir sivil toplum örgütünün Çad’a giderek iç savaş ortamındaki çocukları kurtarmak ve evlat edinmek isteyen ailelere vermek üzere Fransa’ya kaçırma teşebbüslerini anlatan konusuyla öne çıktı. Genç Belçikalı Joachim Lafosse’in yönettiği filmin başrolünde Vincent Lindon var. Bu yıl Cannes’da “İnsanın Değeri” ile en iyi aktör ödülünü alan Lindon yine şahane inandırıcılıkta; çöl ortasında aşiret reisleriyle görüşüp beş yaş altı yetim çocuk ararken ahlaki ikilemlere düşüp düşüp kalkıyor, yerel halkla fazla diyaloğa girmeden tipik bir ‘beyaz’ olarak işini halletmeye çalışıyor.

Gerçek bir olaydan uyarlanan filmin yönetmeni Joachim Lafosse, savaştan çocuk kaçırmaya çalışan Batılı insanların ‘yardımsever’ hallerine ve ahlaki ikilimlerine kafa yormuş. Nitekim film çöl ortasında bir ‘oda draması’ gibi karakterlerin kendisini sorgulaması üzerinden gelişiyor. Elbette gerilim eksik değil ama daha önemlisi kendi deyişiyle filme “Beyaz Şövalyeler” adını vererek ironinin altını çizmek istemiş çünkü en azından ekibin başı, evlat edinme kriterlerine uymayan çocukları kurtarmak gibi bir misyon edinemeyecek kadar hedefe kilitlenmiş durumda.


Batılı yardımsever görünmeyi seviyor ama..
Özel olarak söyleşi yaptığım yönetmen Lafosse, uluslararası evlat edinmenin yasak olduğu Çad’daki sivil toplum kuruluşlarının ‘iyilik adına suç işleme’ teşebbüslerini öğrenince olayın aslını merak ettiğini söylüyor ama son kertede “Bu bir kurmaca film. Gerçeklerle örtüşmesi beni ilgilendirmez. Karakterlerin çatıştığı, akıl ve vicdanın karşı karşıya geldiği, mümkünse insan ruhunun karanlıklarına doğru inmeyi beceren bir film yapmaya çalıştım” diyor. Tabii ki etraflarını çevreleyen koşullardan bağımsız değil: “Başkalarının ülkesine gidip iyilik yapmaya çalıştıklarını iddia ediyorlar ama işlerine kilitlenmişler, insanlık boyutu ellerinden kaçıyor çünkü yerel halkla bir diyalogları yok, orada yaşamıyorlar. Bu biraz da Batılı insanın duyarsızlığını gösteriyor.”


Yönetmen Joachim Lafosse, 'Beyaz Şövalyeler'in oyuncusu Louise Bourgoin ile festivale katıldı.
Belçika’nın da Afrika kıtasında ölümcül sömürgeci günahları varsa da filme konu olan Çad yıllarca Fransız sömürgesi olarak acı çekti, sonrasında da ihya olamadı. Bu Fransız yardımseverliğinde suçluluk duygusu olmasın? “Elbette ki var. Filmde açıkça söyletmedim ama ekibin her bir üyesinde var, hissediyorsunuz. Zaten şövalye misali gidersen oralara yardım duygusu da bir noktadan sonra yalan oluyor. Kendinizi yardımsever olarak görmekten hoşlanabilirsiniz ama bakalım öyle misiniz? Bu işler ayrıca duygusal değil politik olmalı!”

Nasıl yani? Şu anda mesela mülteci sorunu iyice büyüyor. Filmdeki gibi Avrupa ülkeleri kendi düzenlerine uygun kişileri almak istiyor. Bireysel olarak itiraz etmezsek geriye kim kalacak? “Aynen öyle maalesef ama bu sizin ve benim değil politik bir karar olmalı! Yani sahile vurmuş o çocuk (Aylan Kurdi) cesedi Avrupa’da büyük yankı uyandırdı. Ama sorun onun çok öncesinde vardı! Yine de bir fotoğrafla herkes uyanmış gibi oldu. Kimi özel bir ada alalım diyor, kimi başka bir şey. Halbuki orada savaş var. Herkes evine dönmek, kendi yerinde iyi bir hayat sürmek ister. Romantizmi bırakırsak önce savaşı ve sömürüyü sonlandırmalıyız ve bu da politik bir karar!”