Sakin devrimci Sean Penn

Son birkaç aydır Berlin senin Edinburgh benim deyip festivalden festivale koşturan ve yönetmenliğini yaptığı 'The Pledge'le...

LOS ANGELES - Son birkaç aydır Berlin senin Edinburgh benim deyip festivalden festivale koşturan ve yönetmenliğini yaptığı 'The Pledge'le birçok ödüle aday gösterilen Sean Penn, hırçın günlerini geride mi bıraktı? Başarılı oyuncu bir zamanlar Madonna'yla evliliğini görüntüledikleri gerekçesiyle basın mensuplarına ateş açmamış ya da zavallı bir fotoğrafçının çenesini kırmaya kalkmamış mıydı? Ne oldu o saldırgan adama?
Cevabı basit. Sean Penn olgunlaştı. 10 yıldır süren bir evliliği ve 'her şeyin üstünde tuttuğu' iki çocuğuyla birlikte mutlu ve sakin. Artık hayatını film yapmaya
adamak istiyor. Zaten oyunculuk, onu hiçbir zaman mutlu etmemişti. Ama 'İnce Kırmızı Hat'ın askeri, hâlâ asi ve devrimci. Edinburgh Festivali'nde yaptığı konuşmada antiglobalist eylemcileri öve öve bitirememesi bunu gösteriyor: "İnsanların hâlâ devrim fikrine değer verip vermediğini bilmiyorum. Ama ben, bu fikre yatırım yapanların birer vatansever olduğunu düşünüyorum" diyor ve ekliyor: "Bu yirmi yıl
içerisinde, Seattle'daki anti-global eyleme benzer hiçbir eyleme tanık olunmadı. Bunlar, çok umut verici gelişmeler."
Sean Penn, "Kötü huylu bir megastar'dan farksız davranıyor." dediği Amerika ile de pek barışık değil. Amerikan kültürünü 'suçlu bir kültür' olarak niteleyen Penn, geçmişle hesaplaşmaktan yana: "Hastalıklı bir ülkeyiz. Amerika'yı alabilmek için birçok Kızılderili öldürdük ve bu yara, nesilden nesile aktarıldı. Geçmişten kaynaklanan bu hastalıktan kurtuluş yok."
Yönetmenliğini üstlendiği 'The Pledge'le bu yılki Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'ye aday gösterilen Penn, Hollywood filmlerinin çoğunu kalitesiz buluyor. Penn, Jack Nicholson, Benicio Del Toro ve Vanessa Redgrave'in rol aldığı 'The Pledge'le Hollywood'a alternatif sunmaya çalıştı. Her ne kadar film gişede çuvalladıysa da kimileri hâlâ bu durumu, 'The Pledge'in bir sanat filmi olmasına bağlıyor.
Oyunculuğa mecbur. Çünkü film yönetmek, para demek. Aktörlüğüyle 'para'lanan Penn, San Francisco'daki çiftlik evinde antiglobalizm ve kalite meselelerine kafa yormaya devam ediyor.
(imdb/mrshowbiz)