Saklı bir Harput efsanesi

Harput, Elazığ yöresi kültürüne dört ciltlik 'Harput Yollarında' kitabını armağan bırakmış olan İshak Sunguroğlu, gelmiş geçmiş ses sanatçılarını sayıp döktükten sonra 50'inci ve sonuncu sıradaki sanatçıyı şöyle tanıtır:

İSTANBUL - Harput, Elazığ yöresi kültürüne dört ciltlik 'Harput Yollarında' kitabını armağan bırakmış olan İshak Sunguroğlu, gelmiş geçmiş ses sanatçılarını sayıp döktükten sonra 50'inci ve sonuncu sıradaki sanatçıyı şöyle tanıtır: "Elazığ'da bu yılın ses kahramanı olarak yetişen bir gencimiz daha vardır ki, sesi cidden çok gür ve gür olduğu kadar da tesirlidir. Sesinin güzel olmasıyle beraber, kabiliyetli ve aynı zamanda müziğe çok meraklıdır. Ümit ve temenni ederim ki, Hafız Osman üstadımızın
usullerine nüfuz eder ve lisanını da düzeltirse Harput ve dolaylarının yegâne ses sanatkârı olabilir."
Bu satırların yazılmasının üstünden 40 yıldan fazla zaman geçti. Demirbağ, bugün 70'li yaşların eşiğinde ve geçirdiği rahatsızlık sonucu sanatını artık icra edemez durumda. Ancak, tam 40 yıldır 'Harput müziği' denildiğinde ilk akla gelen ad onun adı: Enver Demirbağ. Doldurduğu 20'yi aşkın 45'lik ve sayısız kaset hâlâ elden ele dolaşıyor, ilgiyle dinleniyor. Kalan Müzik, 'arşiv serisi'nden çıkardığı 'Kar mı Yağmış Şu Harput'un Başına' adlı albümle Enver Demirbağ'ı yeniden bu günlere 'taşıyor'. İki CD'den oluşan albümde 29 parça yer alıyor.
Sektarlı Ali Bey'in konağı
1935 yılında Palu'da doğan Enver Demirbağ, gençlik yıllarında, kendisinden üç yaş büyük olan ağabeyi ile birlikte müzikle yakından ilgilenmeye başlar. Kuşkusuz bu ilgide, daha çok Sekratlı Ali Bey olarak tanınan Ali Bey'in konağında kurulan müzik âlemlerinin etkisi büyük. Aynı yıllarda 'makara bant' kullanan kayıt cihazları ortaya çıkmış, bu âlemler kayıtlara da geçmeye başlamış.
Demirbağ kardeşler, daha sonraları Elazığ'da Hafız Osman Öğe'nin, Harput müziğine büyük emeği geçen, 'Harput Ahengi' kitabının yazarı Fikret Memişoğlu'nun meclislerine katılırlar. Enver Demirbağ, aynı yıllarda ilk 45'lik plaklarını da doldurmaya başlar. Ağırlıklı olarak Harput'a özgü divanlar, mayalar, hoyratlar, türküler okur ama başka yörelere ve tarzlara ait ezgileri seslendirdiği de olur. Bunlar arasında 'Makber' ve 'Siyah ebrulerin duruben çatma' gibi parçalar da vardır. Ancak, Demirbağ'ın ünü yöresel sınırları pek de aşamaz. Kuşakdaşı Nuri Sesigüzel'lerin, Ahmet Sezgin'lerin, Selahattin Erorhan'ların ün kazandıkları dönemde onu sadece 'bilenler bilir', saklı bir Anadolu efsanesi olarak kalır.
(Kültür Sanat)